3. Dünya Savaşı başladı mı?

3. Dünya Savaşı başladı mı?

Vatikan’ın meşhur kabristanını ziyarete giderken Papa Fransiskus 3. Dünya Savaşının başlamış olabileceğini söylüyor.

Görünüşü, zahirî şartları nazara aldığımızda, çoktan başlamış olabileceğine biz de kanaat getirebiliyoruz. Şu yakın geçmişte, yani son çeyrek asırda dünyamızın yaşadıklarına, çektiklerine ve dûçar olduğu çatışma ve yangınlara baktığımızda, kendisini gizleyen dehşetli bir cereyanın dünyamızı adım adım umumî sıcak bir çatışmaya plânlı bir şekilde çektiğini göreceğiz. Tarrakaların duyulmayışının sebebi ise, arkamızda bıraktığımız İkinci Dünya Savaşı’nın dehşeti kadar, çatışmaların daha çok İslâm coğrafyasında meydana gelmesidir. İnsaniyetin sair kıt’alara göre biraz daha inkişaf ettiği Avrupa ve Amerika’da insanların ölmemeleri, sair yerlerdeki çatışmanın görüntülerini boğuyor: Kapitalin – maalesef – siyasete ve dolayısıyla medyaya yön verdiği ABD ve AB’deki son durumların ise ayrı bir tahlile ihtiyacı var.

NEDEN İSLÂM COĞRAFYASI…

Çok farklı görüşlere ve geniş yorumlara açık bir soru. Bir sebep yerine onlarca, belki yüzlerce sebep de sayılabilir. İkinci Dünya Savaşı’nın dehşetini, acı ve ıztırabını iliklerine kadar yaşamış bir Avrupa’nın halkları elbette savaş ve sıcak çatışmalardan uzak duracaktı. Bediüzzaman Hazretleri, bu savaştaki düşmanlığın en bedbaht derecesini yaşayan Almanlarla Fransızları gösterirken, birbirine şiddetli düşman bu iki milletin barışıyla Avrupa’nın sükûna erdiğini bir mektubunda belirtiyor.

Bütün sebeplerin en başına geçecek bir hususun Avrupa demokrasisi olduğunu özellikle belirtelim. Dizgini, sair devlet idarecilerine göre daha çok halkın elinde olan ABD ve AB ülkeleri, savaş için kamuoyunu nazara almak zorundalar. Savaş lobisini finanse eden Yahudi asıllı meşhur ailelerin imkânlarıyla medya maalesef bu noktada kamuoyunu yanıltmak için istismar edilegeldi. Körfez Savaşı için BM’den karar çıkarmak için kullanılan kız çocuğun konuşmasından tutunuz, İŞİD ittifakı uğruna hayatları kaybolan Amerikalı ve İngiliz gazetecilere kadar… Fakat bütün bu desise ve oyunlara rağmen “demokrasi” unsuru Avrupa’yı Asya’ya ve Afrika’ya nisbeten sıcak çatışmalardan uzak tuttu veya tutuyor.

Müslüman kamuoyu, devletler ve milletler savaşının yerini sınıf ve global cereyan savaşına terk ettiğinin hâlâ farkında değil. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında “global aktivist, terörist veya savaşçı” mefhumu yoktu. Günümüzdeki bütün terör ve çatışmalarda, dünyanın her kıt’asından insanlarla karşılaşıyorsunuz. Arap Baharının pimini çeken Julian Assange Avustralyalı idi. Tahrir ateşini yakan aktivistler ABD ve AB’den gelmişlerdi. İç savaşları organize eden komutanların çoğu Arap değildi. Irkları, dinleri ve milletleri çok çok aşan yeni savaş stratejisini Papa Fransiskus görüyor, ama bizimkiler hâlâ göremediler. Bali’den Darulbeyza’ya, Kenya’ya, Orta Afrika’ya, Kafkasya ve Kiev’e uzanan çizgilerdeki alevleri görenler ister istemez yeni bir dünya savaşının kaygısına düşecekler.

ÖMÜRLERİ YETECEK Mİ?

Çeyrek asırdır, bizdeki 12 Eylül’ü milât kabul ettiğinizde otuz küsur senedir dünyamızı savaşlara hazırlayanların kimliklerini hâlâ bilmeyenlere, söyleyecek bir sözümüz kalmadı. Farklı isimleri kullansalar da, sıfat olarak dinsizliği, ahlâksızlığı, devrimciliği, faizi, kapitale kulluğu, fıtrata düşmanlığı ve mukaddeslerin tahribini kabullenenlerin kimlikleri artık ortaya çıktı. Bediüzzaman Hazretleri’ni okuyanlar, büyük ihtilâlden günümüze kadar gelmiş bütün bu savaş taraftarı ve insaniyet karşıtlarının isim haritalarını rahatlıkla çizebilirler. Sovyetlerin dağılmasından itibaren neocon, neoliberal, Troçkist, Kemalist, neo-bolşevik veya hedonist gibi kelimelerle kendilerini ifade edenlerin, değil Üçüncü Dünya Savaşı’nı, belki de “kıyameti” kopartmak için çalıştıklarını artık Avrupalılar da biliyor.

Avrupa’nın neslini ve dolayısıyla insanı korumak refleksiyle başlattığı “ahlâkî yapılanma” da, AB idarecilerinin tehlikenin farkında olduklarını gösteriyor. Hem siyasette, hem ekonomide, hem kültür ve ahlâkta 11 Eylülcülerin başlattıkları tahribatın da burada yavaş yavaş bir işaret taşı olmaya başladığını söyleyebiliriz. Ancak AB’nin en büyük sıkıntısının hâlâ neoconlarla ittifak içinde çalışan Merkel, Rasmussen ve Erdoğan gibi politikacılarla projeler olduğunu hatırlatmakta yarar görüyoruz. Yukarıda tahlile çalıştığımız Üçüncü Dünya Savaşı şartlarının onların dahil oldukları neocon ve neoliberal siyasetçilerin başlattıkları süreçte oluştuğunu herkes biliyor. Bütün mesele söz konusu siyasetçilerin ömürlerinin yeni bir savaşa yetip yetmeyeceği…

NETİCE:

BOP coğrafyasında yakılmak istenilen ateşin alevleri Asya ve Afrika’yı tamamen sardıktan sonra, Avrupa’yı da tutuşturmaya başladı. Bu savaşın yalnızca İslâm coğrafyasında kalacağını ve İkinci Dünya Savaşı’nda yanmayan İslâm coğrafyasının da nasibini almasını bekleyenler farkına varmadan evlerini tutuşturuyorlar. Avrupa’nın “emperyalist” geleneğinden yararlanan “deccaliyet Avrupası”, askerlerini Amerikan, İngiliz ve Alman çocukları arasından devşirmeye başladı. Dünya barışında büyük rol oynayan Rusya’dan intikam almak isteyen neoconlar, Ukrayna’yı bahane ederek bütün Avrupa’yı felâkete itiyorlar. Papa’nın endişesi ise neocon ve müttefiki siyasetçilerin maalesef hâlâ karar mercilerinde bulunmasından kaynaklanıyor. Havuz medyasında sarhoş olanların nur ile ateş arasındaki farkı görememeleri, bizi daha çok tehlikeye yaklaştırıyor. Teheccüde AKP’ye duâ için kalkanların, bu defa ülkenin büyük felâketlere uğramaması için kalkacaklarını da umuyoruz. Bütün bu felâket ve belâlara sadaka olacak Risale-i Nur’a siyasal İslâmcıların elleriyle vurulmak istenen kelepçenin ise süreci hızlandıracağından korkuyoruz. Kur’ân ve Sünnetin siperine girerek mücahede ve duâya devam…

Benzer konuda makaleler:

4 Comments

  1. Üçüncü Cıhan savaşı,Kominizm Ihtilalini yaparak,RUSYADA bin senelik Dini,manevi ve kultürel değerleri TAHRİP edip,peşinden de Alemi İSLAMIN müdafii OSMANLI devletini de münafıkane Pilan ve aldatmalarla Ortadan kaldırıp,yerine kendi zihniyyet ve tiynetindeki kişi veya ekibiyle İSLAMA HÜCÜM ederek bozma hedefleri bitmeyeceğine göre, bu SAVAŞ değişik tarz ve şekillerde KIYAMETE KADAR devam edecektir. Bu İNSANLIK için, İLAHİ İMTİHANIN bir parçası ve devamı niteliğinde.
    Deccalizm Kuzeyden örgütlenip,kominizzm ihtilalini yaparak,RUSYANIN DİNDAR İSEVİLERİNİ DİNSİZLEŞTİREREK,BİN SENELİK değerlerini TAHRIP ederek,Osmanlı topraklarında da İSLAMI ve KUR’ANI TAHRİP ETME pilanlarını Birincì Cıhan harbini takiben devreye soktular! Gidişata ve olanlara ve hadiselere bakarak,KUTSALLARA geriye dönüş de Yine KUZEY AVRUPA CİHETİNDEN zuhur edecek gibi. Bir nevi revanşa ve savunmaya Rusya TALİP OLDU sanırım?
    Ne dersiniz?… ALLAH c.c yar ve yardımcımız olsun inşaallah.

  2. Çok ilginç. 2014 ye yazılmış. Tazeliğini aynen koruyan bir makale. Demek ki şartlar henüz değişmemiş. Allah razı olsun.

  3. Sayın Şükrü bey,
    Makalenizdeki analiz ve tahliller gayet yerli ve isabetli olmuş. Birinci Cihan harbinin bitmesinden 100 yıldan ziyade bir zaman geçmiş. İkinci Cihan harbinin başlamasının üzerinden 83 bitmesinden 77 yıl geçmiş olmasına rağmen toplamında 26 gün susan top ve tüfek sesleri o tarihten itibaren Avrupa’da değil müslüman diyarlarından yükselmekte. Daha kötü haber ise biz müslümanlar maalesef bir maharet ve hüner varmış gibi dışarıdan gelen bir işaret ile birbirimizi ve bunun işe beraberde kendi maddi ve manevi sermayelerimizi çar çur ediyoruz ve akıllanmak gibi bir durumumuz da maalesef pek görünmüyor. Yani ortaçağında kalan Avrupa adedini maalesef biz aldık ve onlara karanlık olan ortaçağlarını bizlere maalesef şu hali hazırdaki asrımızda yaşatıyorlar. Silahı satarken kazanan 1. ABD AB müslümanlar hasar görünce kazanan birinci ABD AB kaybeden hep biz müslümanlar ama Allah nurunu Avrupa’da Amerika’da tamamlayacaktır hani islamın güneşi batıdan doğacaktır biiznillah belki bugün belki yarın ama neticede kesin doğacaktır o güneş

  4. Yazının 2014 te yazılmış olması, üzerinden 8 sene geçmiş olması ve olayların taze oluşu sadece beni şaşırtmış olamaz. Teşekkür ederiz…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*