6’lı Masanın altında Saray mı var?

16 Nisan referandumuyla hayata geçen Türk tipi başkanlık sisteminin yüzde 51 oy çoğunluğu getirmesi, ittifakları da beraberinde getirdi.

AKP’nin o günlerde yüzde 40’lara gerilemesiyle yanına MHP, BBP, Perinçek ve Avrasyacıları alıp, tam bir derin yapılanmayla “devlet benim” gövde gösterisinde millete hem kan kusturdu hem de meydan okudu.

Bu sebeple padişahlar için söylenen “iki dudağı arasında” diskuru, tek adam rejimiyle tamamen hayata geçti. Bunu yaparken muhalefetinde büyümemesi için her yol mübah sayıldı. Meral Akşener’in MHP başkanlığının engellenmesi için yargıyı manipüle etmekten tut, tehditler, şantajlar, su-i kastlar, badigardlarla dayaklara kadar sindirmeyle durdurulmaya çalışıldı.

Böyle bir hengâmede Cumhuriyeti kökten değiştirmek, demokrasiyi rafa kaldırmak ve türlü entrikalarla oligark ve mafyatik bir yapı inşasına dur demek için Kılıçdaroğlu, “millet sahipsiz değil” anlayışıyla taşın altına gövdesini koyarak muhalefeti bir araya getirdi.

Önce, 24 Haziran seçimlerine sokulmak istenmeyen (yeni kurulan) İyi Parti’ye 15 milletvekili vererek grup kurmasını ve seçime girmesini sağladı. Ardından DP’yi ve SP’yi de alarak, önce belediye seçimlerinde AKP kalelerini muhalefete geçirdi. Sonradan DEVA ve Gelecek partilerini de alarak (6’lı Masa’yı) Millet İttifakı’nı kurdu.

Böylelikle gerek Büyükşehir Belediye seçimlerini alarak, gerekse 2023 seçimlerini kazanma potansiyelini (anketlerde) gösteren ittifak, yükselişe geçti.

Geriye kaldı muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı?

Sarayın uykularını kaçıran da asıl bu soru.

İki büyükşehir Belediye Başkanının anketlerde adı geçse de devlet tecrübesi ve muhalefeti toparlamasıyla Kılıçdaroğlu’nun adaylık ihtimali, birilerinin (Saray, Avrasyacılar ve 5’li çete) tek derdi oldu.

Her ne kadar (Sarayın) kolay lokma diye Kılıçdaroğlu’nun adaylık açıklamasını bekliyor ve canhıraşâne istiyor görüntüsü verse de kazın ayağı öyle değil!

Özellikle beşli çete diye adlandırılan ihâle krallarının adını çok zikretmesi ve elde ettikleri haksız kazancı millete iade edeceğini deklare etmesi, iktidar ve iş ortaklarını ciddi rahatsız etti. Böylelikle çetenin aracılar göndermesi iddiaları, kulisleri harekete geçirdi.

Göstergeler bununla sınırlı değil. Saray ve çevresi Kılıçdaroğlu’nun toplumun her kesimini kucaklaması, (Ulusalcılara rağmen) geçmiş için helallik dilemesi, AKP’nin Risale-i Nur’u tekelleştirme gayretlerini  AYM’den çevirmesi, başörtülülere kucak açması, mağdur olan Doğu insanını dinlemesi, AKP’nin meşhur CEHAPE diskurunu sarsması, Sarayın korkuları oldu.

Bu sebeple; Kılıçdaroğlu’nun etnik kimlik ve mezhep yönünden farklılığı…

6’lı Masa’nın altında kim (HDP) var algısı…

HDP’ye bakanlık verilecek çıkışı…

Muhalefet içinden tuhaf sesler çıkartılması…

Bahçeli ve Erdoğan’ın 6’lı Masa’yı sürekli aşağılaması…

Bir taraftan Kürtlerin hassas duygularının, diğer yandan milliyetçilerin kırmızı çizgilerinin işletilmesi bunun göstergesi.

Aslında bütün mesele yüzde 10 HDP oyları; Cumhura verirse âlâ, Millete verirse tu kaka, yok öyle dava! Bakanlığa gelince; AKP, 2015 koalisyon hükûmetinde 3 bakanlık vermedi mi? “Milliyetçiyim, Kürt oylarını istemiyorum” demek “iktidarı istemiyorum” demektir. Zira herkes de biliyor ki, HDP hangi tarafa meyletse o taraf kazanacak gibi.

6’lı Masa, bu saatten sonra (mesafe kaydetmişken) provokasyonlara gelmemeli. Zira 6 partinin tüzükleri, dünya görüşleri birbirinden farklı.

Ancak demokrasi ortak paydasında bir araya gelmişler ve parlamenter sistem için millete söz vermişler. Bu saatten sonra “oynamıyorum demek” millete ihanet olur. Masanın altında ise öküz aramaya gerek yok.

Sarayın sözleri (gözleri) var ya!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*