Akıllı bir böcek: Arılar

Arıların insanları şaşırtan çok sayıda özelliği olduğunu işitmişizdir. Zahire baktığımızda hayret etmemek mümkün değildir. Bu sevimli böceklerin beyinleri; 0.74 milimetreküplük hacme, 80-110 miligram ağırlığa sahiptir. Bu kadar küçük olmaları, en gelişmiş bilgisayarlardan bile yüzlerce kat işlem yapmalarına mani değildir.

Bugün en gelişmiş bilgisayar saniyede 16 milyar işlem yapar. Arı beyninin işlem sayısı ise bunun tam 625 katı, yani 10 trilyondur. Üstelik arı beyni bu kadar fazla işlem yaparken bilgisayardan çok daha az enerji tüketir. 10 milyon arının tükettiği enerji, ancak 100 watt’lık bir ampulü yakmak için harcanan enerji kadardır. İşlem sayısı ve enerji tüketimi birlikte düşünüldüğünde en verimli bilgisayardan 100 milyon kat üstün olduğu görülecektir.

Bu şaşırtıcı işleri başaran bir bal arısının sinir sisteminde 7000 dolayında sinir hücresi bulunur. Oysa bir insanın sinir hücreleri sayısı bunun 2 milyon katıdır. İnsanın 2 milyonda bir sinir hücresiyle yaptıklarına bakıldığında arının yaptığı işler (haberleşme, bal yapımı, savunma, iş bölümü, havalandırma, yavru bakımı vb.) harikuladedir.

Fotoğrafik hafızaya sahip arıların çiçeklerin fotoğrafını çekerek, oldukları gibi hafızalarına kaydettikleri ve eksiksiz bir şekilde hatırladıkları tespit edilmiştir. Dahası bu hatırlama çiçeklerle sınırlı da değildir. Arılar daha önce gördükleri insanların yüzlerine, özelliklerine ve detaylarına dikkat ederek, tekrar onları gördüklerinde tanıyabilirler.

Tüm bu ilmi bilgiler bize neyi ifade ediyor? Arılar bu işleri beyinlerinin maddi özellikleri sayesinde mi başarabiliyor? Arı beyni hakkındaki bu mükemmel detayları nasıl anlamak ve yorumlamak gerekir? Arı da ulaştığımız sonuç diğer hayvanlar için de geçerli midir?

Cevabı Bediüzzaman’dan dinleyelim: “Bir arı, “Kün!” emrine imtisalen matlûp bir şekle girdiği gibi; herhangi bir hayvan da aynı emre imtisalen, irade edilen vaziyetlere girer.”1

Görüldüğü üzere tüm bu işleri rakamlarda aramak beyhudedir. Rabbimiz tüm mevcudata “Kün!” emrini verdiğinde şartlar ne olursa olsun hadise o emir doğrultusunda gerçekleşir. Bu emre, arılar ve diğer tüm hayvanlar da harfiyen uyarak ders almak isteyen insanlara ibret tablosu sunar.

Arılar çiçeklerden istifade ederek bal yapar. Beşer de manevi ballar yapabilmek için mevcudatı bilhassa bahar ayında tefekkür etmelidir. Bu hakikati Bediüzzaman şu şekilde ifade eder: “Arı kadar aklı olan, bu baharda bu çiçeklerden istifade etmezse ne denir? Ve koca baharı görmeyen ehl-i basîrete ne denir? Ve görüp de kendini kışta zemherire atana ne denir? Heyhât… Kendine zîşuur ve ehl-i fikir ve ehl-i basiret süsü verenlere…”2

Yaman çelişkimizi üstadımız veciz bir şekilde nazara veriyor. Tümevarım metodu kullanılıyor. Önce kendini akıllı zanneden insana, arının aklı hatırlatılarak çiçeklerden en az onun kadar istifade etmesi gerektiği düşündürülüyor. Sonra, bilhassa batını gördüğünü iddia eden “ehl-i basirete!” bahar gibi uçsuz bucaksız bir alandaki mevcudat görüp görmediği sorgulatılıyor. Son olarak bu görme, rıza-i ilahi doğrultusunda yapılmadığında baharın ortasında kışın en soğuklarının manevi alemde yaşanacağı ihtar ediliyor.

Bu izahat, zahirde entellektüel, fikir adamı, kanaat önderi gibi unvanlara sahip biçarelerin maskelerinin düştüğünü ibretle gösteriyor. O halde biz de eğer arı kadar aklımız varsa mezkûr hakikatlere göre aklımızı, kalbimizi ve fikrimizi kullanmalıyız vesselâm…

Dipnotlar:

1- Mesnevi-i Nuriye, s.302.;

2- Barla Lâhikası, s.390.

Benzer konuda makaleler:

1 Trackback / Pingback

  1. Arıların maaşlarını merak ettiniz mi? | EuroNur.tv

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*