![]()
Bir anne, saçlarına düşen akların ağırlığını hissederek oğlunu yolculuğa uğurluyordu. Dudaklarından dökülen cümle basit gibi görünse de, içinde bir ömürlük tecrübe, bir kalp dolusu dua gizliydi: “Allah iyilerle karşılaştırsın.”
Havalimanının kalabalığında oğul, kulaklığını takmış, içindeki heyecanı bastırmaya çalışıyordu. Evinden ilk kez ayrılıyordu. İstanbul’un ismi bile ürkütücüydü; anlatılan hikâyeler bazen karanlık, bazen umut kırıntılarıyla doluydu. Ama her büyük yolculuk gibi, bu da yalnızca bir şehirle değil, insanın kendi içindeki çetin yollarla yüzleşmesiydi.
Anne, içinden oğlunun karşısına çıkacak yüzleri düşündü. Bir yabancının tebessümü, bir dostun omzu ya da bir kötülüğün keskinliği… Ve kalbi, aynı duayı tekrar etti: “Allah iyilerle karşılaştırsın.” Çünkü hayatta, çoğu zaman hediyeler başka insanların yüzünde sunulur.
İyilik Bir Mıknatıs Gibi
İyilerle karşılaşmak, rastlantı gibi görünse de aslında görünmeyen bağlarla örülüdür. İnsan neyi taşırsa, hayatında da ona benzer yüzlerle karşılaşır. Kalbi iyilikle dolu olanın yolu, er ya da geç bir başka iyilikle kesişir. Ve insan aslında kendiyle buluşur. Kalbine bir bak öyleyse
Belki bir tebessüm, belki el uzatan bir yabancı, belki de kalabalıkta karşılaşılan sıcak bir bakış… Bunlar küçücük gibi görünen, ama kaderimizin yönünü değiştirebilen işaretlerdir. Hayatta iyilik bir mıknatıs gibidir: Yaydıkça çoğalır, çoğaldıkça bizi kendi benzerlerimizle buluşturur.
Ama iyiler, kalabalıkta kolayca fark edilebilen insanlar değildir. Onlar, gürültünün ortasında sessizce parlayan yıldızlara benzer. Belki yanımızdan geçip giderler, belki bir gün soframızda otururlar. Ve çoğu zaman, onlarla karşılaşmak bizim ne kadar iyiliğe gönül verdiğimizle ilgilidir.
Kötülüğün İçine Gizlenmiş Hayırlar
İnsanın kalbi bazen daralır; “Ya Rabbi, kötülerle karşılaştırma bizi” diye yakarır. Fakat belki de daha doğru dua, “Hakkımızda hayırlı olanı nasip et”tir. Çünkü kötü sandığımız bir karşılaşma, çoğu zaman bizi daha büyük bir felaketten koruyan bir perde olabilir.
Bir bakış, bizi yanlış bir yola sapmaktan alıkoyar. Bir kırgınlık, gelecekte taşıyamayacağımız bir yükten kurtuluşumuz olur. İyi sandığımız kimseler bazen hayatımıza zehir katar; kötü bildiklerimizse hiç ummadığımız bir kapıyı açar.
İnsanın kalbini ölçen bir terazi yoktur; kimse görünüşe bakarak hakikati tam anlamıyla göremez. Bir insan bugün bize sert gelebilir, yarın ise hayatımızı kurtaran bir cümle kurabilir. İyilik ve kötülük, çoğu zaman bakış açısına, zamana ve mekâna göre değişir. İşte bu yüzden, karşımıza çıkan her yüzü “iyi” ya da “kötü” diye yaftalamak yerine, hikmetin perde arkasını anlamaya çalışmalıyız.
Belki de kötülük sandığımız şey, aslında bize yazılmış bir iyiliğin kılığıdır.
İyi İnsanlarla Yol Arkadaşı Olmak
“Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine ve zevâline ve fenâ ve fâni, âkıbetsiz lezzetlerine ve firak ve iftirak tokatlarına karşı bir ehemmiyetli medar-ı teselli ise, samimi dostlarla görüşmektir.”
“Evet, bazan bir tek dostunu bir iki saat görmek için, yirmi gün yol gider ve yüz lirayı sarf eder. Şimdi bu acîp, dostsuz zamanda samimî kırk elli dostunu birden bir iki ay görmek ve Allah için sohbet etmek ve hakikî bir teselli alıp vermek-elbette başımıza gelen bu meşakkatler ve zâyiat-ı mâliye, ona karşı pek ucuz düşer, ehemmiyeti kalmaz. Ben kendim, buradaki kardeşlerimden on sene firaktan sonra bir tekini görmek için bu meşakkati kabul ederdim.” 13. Şua
Hayat bir yolculuktur, ama bu yolculuğun tadını çıkarabilmemiz için en önemli şey yol arkadaşlarımızdır. İyi insanlar, hayatın en çetin anlarında elimizden tutan sessiz kahramanlardır. Onlarla karşılaşmak, sadece bir tesadüf değil, bir nasiptir.
Anne duasında aslında bunu dile getiriyordu: Oğlunun yoluna çıkacak insanların yüzleri ışık dolu olsun. Çünkü iyilerle yol arkadaşı olmak, kalabalık şehirlerde kaybolmamayı sağlar. Onlar, karanlık sokaklarda ışık yakan bir lamba, soğuk günlerde içimizi ısıtan bir nefes gibidir.
Şehirler büyür, insanlar birbirine yabancılaşır, kalabalıklar içimizi boğar. Ama bir yerde, hiç ummadığımız bir anda, bir insanın varlığı bize iyilerin hâlâ var olduğunu hatırlatır. Onlar, bize sadece arkadaşlık etmez; aynı zamanda kalbimizin yönünü gösterirler.
Ve hatırla: İyilerle karşılaşmak için yapılacak ilk şey, önce kendimizin iyi olmaya çalışmasıdır. Çünkü iyilik, iyiliği çağırır. Bugün sen de kendi kalbinden başla; birine tebessüm et, birini dinle, birine yardım eli uzat. Belki de senin o küçücük iyiliğin, başka birinin duasının cevabı olacaktır.
Sonunda, anne duasına herkesin kalbi ortak olur:
“Allah iyilerle karşılaştırsın.”
Allah’ım! Dostlarımı sâlihlerden eyle. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen, her şeye kadirsin.”