![]()
Bir anlığına hayal et…
Eğer Allah’a yüzde yüz güvenseydin…
Kalbini korkudan arındırsaydın…
Hayatın nasıl olurdu?
Risale-i Nur’dan gelen şu ilaç gibi cümleyle başlayalım:
“Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma.
Onlara tezellül edip minnet çekme. Onlara temelluk edip boyun eğme.
Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme.
Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Her şeyin anahtarı Onun yanında, her şeyin dizgini Onun elindedir.
Her şey Onun emriyle halledilir.
Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.” (20. Mektup)
İşte bu güvenin hayatına katacağı altı büyük dönüşüm:
1. Korkuların Yerine Eminlik Gelirdi
Artık zihnin olasılıkları düşünmekle meşgul olmazdı:
“Ya şöyle olursa, ya böyle giderse?” diye kıvranmazdın.
Onun yerine şöyle derdin:
“Başımda ne olursa olsun, Allah benimle. Ve ben Onu Hafîz ismiyle korunuyorum.”
Ve ne olurdu biliyor musun?
-
Geceleri bebekler gibi uyurdun, kuş gibi hafif
-
İç huzuru sana yoldaş olurdu, zikirle gülümserdi yüzün
-
Karar verirken içten bir güven seni sarar, telaşlara veda ederdin
-
Günlük hayat bir sakin nehir olurdu; adımların huzurla yankılanırdı
-
“Hayır” derken, müsait değilim derken, işim var derken suçluluk değil, eminlik duyardın; sınırların sevgiyle çizilirdi
2. Sevilmek İçin Çırpınmazdın, Sevginin Kendisi Olurdun
Çabalamazdın sevilmek için.
Çünkü Yaradan’ın seni zaten sevdiğini “bilirdin.”
“Ben değerliyim çünkü Allah beni sonsuz ihtimallerin içinden seçti, yarattı
ve beni Halife-i Arz yaptı.”
Ve bu derinlik sende neleri değiştirirdi?
-
Başkalarının onayına ihtiyaç duymazdın
-
Kendini küçük düşürmez, öz değerinin farkında yaşardın
-
Aşkta “Acaba sevilir miyim?” demez, zaten sevilmeye layık olduğunu bilirdin
-
İlişkilerinde özgür, net ve içten olurdun

3. Kendini Güvenle Ortaya Koyardın
Yaradan’a tam güven, ruhi akli kalbi bir yükseliştir.
“Ben yaratıldığım gibi yeterliyim. En mükemmel şekilde yaratıldım.
Görevim kendimi güzelce ifade etmek ve bu kâinatta Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ’sını okuyarak
nasıl yarattığını görmek, ona şahitlik edip tazim ve tesbih etmektir.”
Bu inançla:
-
Yaptığın işlerde tıkanıklıklar çözülürdü
-
Başarının seni yalnızlaştırmayacağını, hayırlara dönüştüreceğini bilirdin
-
Hayır dediğin zaman yada müsait değilim dediğin zaman savunma, ispat ya da kendini açıklama ihtiyacın kalmazdı
Sen yeterli olurdun. Ve bunu da bilirdin.
4. Bolluk ve Bereket Bilincinde Yaşardın
“Acaba param biter mi?” sorusu yerini bir hakikate bırakırdı:
“Rızkım yalnız Allah’tandır. O Gani’dir, Kerîm’dir, bana layık olduğum her şeyi verir.”
Bu farkındalıkla:
-
Kainattaki bereket ve bolluğun farkında olur, şükürle yaşardın “İ’lem eyyühe’l-aziz! Gerek vücutta, gerek rızıkta ifrat derecesinde mebzuliyet vardır.”Mesnevi-i Nuriye
-
Para senin efendin değil, hizmetkârın olurdu
-
Kazandığın her lira, bir duaya dönüşürdü
-
“Lehül Mülk” bilinciyle maddi endişeler yerine teslimiyetin tatlı ferahlığını hissederdin
5. Kalbinin Kumandasıyla Hareket Ederdin
Kalbinin sesi Yaradan’ın ilhamıdır. Ona güven, kendine güvendir.
-
Kararlarında akıl ve kalp birlikte yürürdü
-
“Ben ne yapacağımı biliyorum” hali sana dost olurdu
-
Başkalarının fikirleri seni sarsmaz, yönünü değiştirmezdi
-
Rota netleşirdi, pusulan aklın ve kalbin olurdu
6. Gelecek Kaygısından Azade Olurdun
Evlenememek, yalnız kalmak, iş bulamamak…
Tüm bu korkular, Yaratıcıya güvenin gölgesinde erirdi.
“Sultan-ı Kâinat birdir. Her şeyin anahtarı Onun yanında, her şeyin dizgini Onun elindedir.
Her şey Onun emriyle halledilir.” (20. Mektup)
Bu yüzden:
Yaşın kaç olursa olsun, kalbin genç olurdu
Geç kalmak endişesi yerini “tam vaktinde” bilincine bırakırdı
Sevdiklerini kaybetmekten korkmaz, onları Allah’a emanet ederdin
Beklemek, sabırla yoğrulmuş bir ibadete dönüşürdü
Eğer Yaratıcına yüzde yüz güvenseydin,
Hayatın dua gibi olurdu
Teslimiyetin şiiri, kalbinin lisanı olurdu
Ve sen, bu kâinatın içinde
İlahi bir huzurun gölgesinde yürürdün
Allah’ım! Senden, öyle bir merhamet diliyoruz ki, onunla korku ve ürpermemizi huzura kavuştur, dağınıklığımızı toparla, aramızda olan ayrılıkları gider, bizi bir araya getir, hastalarımıza şifa ihsan eyle, amellerimizi, işlerimizi ve vakitlerimizi safi ve halis kıl, bereketli yap.