EURONUR ÖZEL

Allah’ın Rahmeti ve Oruç

Özel Makale / oruç

Oruç, Rahmet, Rububiyet

Allah yeryüzünü büyük bir nimet sofrası şeklinde yaratmıştır. İçinde bin bir nimet dizilidir. Hem çok bol hem de çok ucuz olarak insanların istifadesine sunulmuştur. Şu kurulu nizam, baştan sona her birisi ayrı bir nimettir. Bu kadar geniş bir alanda, sayılarla ifade edilemeyecek kadar geniş bu nimetler Allah’ın “Rububiyet”ini yani, terbiye etmesini, besleyip büyütüp kemale erdirmesini kör gözlere bile gösterecek genişlikte ve çokluktadır. Bu kadar geniş çaplı nimetler O’nun rahmet ve merhametini ortaya koymaktadır. Muhteşem bir cömertlikle Allah kullarının önüne nimetlerini sermektedir.

İnsanlar ise o nimetlerden istifade ederken, çoğu zaman sebeplere takılmakta, sebeplerin arkasındaki Allah’ın kudretinden gaflet etmektedir. Sebepler sadece birer perdedir. Asıl iş gören sebeplerin arkasındaki İlahi kudrettir. “Çünkü nimetleri verene şükür vâciptir; küfran-ı nimet, aklen de haramdır. Eğer o nimetlerin hakikatlerine bakılırsa, mebde (ilk yaratılış) ve meâdı (öldükten sonra dirilmeyi) ispat eden delillerdir.” (İşârâtü’l-İ’caz, erisale, s. 314)

Sebeplerin bir payı olmakla birlikte asıl önem verilmesi gereken güç, sebepleri de meydana getiren Allah’ın kudretidir. Yani insanlar elmayı ağaçtan, ağacı topraktan istemeye başlarlar. Elmanın içindeki o harika oluşumu ne toprak ne de ağaç yapabilir. O noktada Allah’ın kudretine iltica edilmesi, elmanın da, ağacın ve toprağın da bu işi yapabilmesi için Allah’ın kudretine dayanması gerekli olduğunun anlaşılması gerekmektedir.

Her nimetin arkasında olan hadise böyledir. Sebepleri azıcık sorgulamak, onların arkasındaki Allah’ın gücüne bizleri götürecektir.

Oruçla Gelen Şuur

Ramazan orucu bizlere bunu hatırlatmaktadır. Oruç tutan insanlar sanki bir emir komuta zinciri altında toplanmışlar, Ezel ve Ebed Sultanı’nın ziyafet sofrasına davet edilmişler. Sofrada bin bir çeşit nimet dizilidir. Ancak kimse elini uzatmamaktadır. Sanki birilerinin onlara buyurun demesini beklemektedirler. Bu durum muhteşem bir kulluk gösterisidir. Rahmetin büyüklüğüne yakışır bir genişlikte kulluk gösterilmektedir. O şefkatli ve haşmetli rahmet ve rızka karşı büyük ve geniş, intizamlı bir kulluk ile mukabele edilmeye çalışılmaktadır.

İftar vakti böyle bir duruş sergilemektedir.

Allah meleklerine bu durumu gösterip, görüyor musunuz kullarım benim iznimi beklemektedirler demektedir. Onun için iftar zamanı çok kıymetli bir zaman dilimidir. İlahî kameralarla tespit edilen bir andır. Her insan bu karelerde yerini almaya çalışmalıdır. İnsanlığa yakışan da budur.

Ramazan orucunu tutmayan, bu kameraların karelerinde yerini almayan insan, ne kadar büyük bir zarar ettiğinin farkında mıdır?

Bu kadar büyük ve geniş nimetlerle, sudan ucuz denecek kadar bedava bir şekilde seni besleyen rahmet sahibine hiç teşekkür etmeden, zaman ve zeminine riayet etmeden, onun izin ve rızasını düşünmeden bir ömür geçirmek, bir hayat sürmek insanlık haysiyeti ile bağdaşır mı? Bir kul bile küçük bir ikramının arkasından bir teşekkür beklerken, bu kadar geniş çaplı bir nimet vermenin hiçbir bedeli yok mudur?

Oruç, Allah’ın verdiği nimetlerin kıymetini anlama bakımından önemli bir ölçektir. Hayatın tanzimi açısından da önemli bir yere sahiptir. Gafletin perdelerini yırtar. Kulu, kulluk çizgisine çeker.

Ali Sarıkaya

Adana'nın Saimbeyli İlçesi Çeralan Köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve Liseyi Konya İHL de okudu. 1976 da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. Milli Eğitimin çeşitli okullarında öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Osmaniye'de yaşamaktadır. Osmaniye'de yerel… Devamı »

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu