EURONUR ÖZEL

Allah’ın sultanlık hakkı

Cenab-ı Hak şu koca kainatı yaratmış ve yarattığı her şeyi de bir düzen ve nizam altına almış. Bu kainatı ve içindekileri de yaratırken hiçbir akıl ve şuur sahibini şahit tutmamış. Hiçbir irade sahibine danışmamış. Tamamen kendi ilmi ve kudreti ile yaratmış ve iradesi ile mahlukatı şekillendirmiş.

Mülk Allah’ındır.

Hiç kimse hakiki olarak bir elektron zerresi kadar da olsa mülke hakiki sahibiyet dava edemez. Zahiren bazı şeylere sahip gibi görünen insanın elinde sadece ve sadece cüz-i ihtiyari vardır. Onun da hakiki bir mevcudiyeti olmadığından mevhum bir mahiyettir.

“Mülkün sahibi, mülkünde nasıl dilerse öyle tasarruf eder”

Mülkün sahibi olan Allah ise kendi yarattığı ve Kayyum ismiyle devam ettirdiği, nizam ve intizam içinde şekillendirdiği mülkünde istediği şekilde tasarruf eder. Bu O’nun sulatanlık ve hakimiyet hakkıdır.

Bu ulvi hakikat Cevşen Duası 82. babda şöyle izah edilir:

“1) Ey dilediğini yaratan, 2) Ey dilediğini yapan, 3) Ey dilediğine hidayet eden, 4) Ey dilediğini saptıran, 5) Ey dilediğini bağışlayan, 6) Ey dilediğine azap eden, 7) Ey dilediğinin tövbesini kabul eden, 8) Ey anne rahimlerindeki yavruları dilediği gibi şekillendiren, 9) Ey yaratıklarında dilediği şeyi ziyade kılan, 10) Ey rahmetini dilediğine tahsis eden, 11) Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok! Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar.”

İfadeye göre Allah dilediğini yaratır, kimse karışamaz. Allah dilediğini yapar, kimse engel olamaz. Allah dilediğine hidayet nasip eder, kimse önüne geçemez. Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder kudretinin önünde kimse duramaz.

“Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”(Ali İmran, 26)

İşte tüm bu ifadeler Allah’ın sultanlık ve hakimiyet ve uluhiyet ve cebbariyet hakkıdır.

Bu tür ayet ve hadisleri öncelikle bu mana açısından izah etmek gerekir. Allah’ın bu hakkını teslim etmeden yapılan izahlar bazen eksik kalıyor, bazen de haddi aşıyor. Bazen de bu ifadeler hemen kader ciheti ile izah edilmeye başlanıyor.

Halbuki sultanlık ve malikiyet hakkı teslim edilmeden yapılan izahlar da tam tatmin edici olamıyor. Öncelikle mülk mülk sahibine teslim edilecek ki, sonra mülk sahibinin tasarrufları izah edilsin. Öncelikle Allah’ın Cebbariyet ve Uluhiyet sıfatları tam olarak kabul edilsin ki sonrasında Rahman, Rahim, Tevvab, Kerim ve Muhsin gibi isimlerin tecellilerine nazar edilsin.

“Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli sözleri, Lâ ilâhe illâllah kelâmıdır.” hadis-i şerifi de bu hususu net bir şekilde izah eder. Çünkü Lâ ilâhe illâllah kelâmında tam bir uluhiyet, tam bir hakimiyet, tam bir sultanlık, tam bir sahibiyet sırrı saklıdır. Ve diğer bütün esma-ü hüsnayı da bünyesinde ihtiva eden mübarek bir kelamdır.

Bu hususu burada kısaca izah etmiştik. Bu yazı da Cevşen duasındaki bir ifadeye istinat ederek ilave bir izah oldu.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu