Almanya’nın Kuzey Ren Eyaletinde seçim var

Eyaletimiz, Federal Almanya’nın nüfus cihetiyle en yoğun eyaleti olduğundan, Almanya demokrasisinde hatırı sayılır bir ağırlığa sahibiz.

Almanya’nın renkli koalisyonu için ülkede güvenoyu ehemmiyetindeki bu seçimin tahliline girişmeden önce, ülkenin iç siyasetini etkileyen manipülasyonları nazara almamız gerekecek. AB’nin motoru olarak bilinen Almanya’da “milli hakimiyeti” engelleme yolunda, 1980’lerden bu yana yapılan dış müdahalelerin mahiyeti bilinmeden yapılacak analizlerin sağlıklı olmayacağını düşünüyoruz.

Mesela Londralı Neoliberallerin Almanya demokrasisine musallat ettikleri bir “YEŞİLLER” olayı var ki, hala mahiyeti halktan kaçırılıyor. Toplumda karşılığı olmayan, sermayenin ve medyanın desteğiyle bilhassa sosyal devlet ve politikalar iddiasındaki sosyal demokratları (SPD) dizginlemek ve zaman içinde Avrupa’da “sosyal devleti” çökertmek üzere kurdurulan bu partinin, maalesef misyonunu devam ettirmekte olduğuna şahit oluyorsunuz. Marksist kapitalizmin önündeki en büyük engel olan AB’yi ve demokrasisini zayıflatmak ve daha sonra yetiştirdikleri elemanlarını bir taraftan partilere ve diğer yandan bürokrasiye yerleştirerek AB’yi içerden kuşatmaya gittiklerini, bu seçimlerde daha net görebiliyoruz.

SPD’den sonra ülkenin büyük partisi Hristiyan demokratların da aynı akıbeti AfD ile yaşadıklarını hatırlatmış olalım. Temel ilkelerinde Hristiyanlığa, ahlâka ve AB değerlerine karşı oldukları halde, yine küresel medya tarafından muhafazakâr olarak propaganda edilen bu parti ile de, CDU’nun demokrasideki misyonuna darbe vurdular. Hristiyan kültür ve ahlakı esas almayan, ırkçılığı yabancı düşmanlığı suretinde halka enjekte eden bu yapay partinin Almanya demokrasisine verdiği zarar, Yeşillerin zararıyla ölçüle bilinir seviyededir. Böylelikle (günümüzde olduğu gibi) hem iç politikada ve hem de dış politikada kontrol edile bilinir bir Almanya veya AB elde ettiklerini düşünen küreselcilerin ülkeye verdikleri zararı, gecikmeli de olsa Alman halkı inşallah anlayacaktır.

Küresel sermayenin AB düşmanlığını bu eyalet seçiminde de görüyoruz. DAVOS’un itirafıyla, önceden hazırlanmış elemanların partilerin kadrolarına konulmaları, halkın demokrasiye olan güvenini ciddi şekilde yaralıyor. Almanya milli siyaseti ve demokrasisi yerine, New York, Londra veya DAVOS’ta hazırlanan listelerin (bir çok AB ülkesinde olduğu gibi) öne çıkması ülkenin en ciddi siyasi problemi haline geldiğini ifade edenlerin sayıları da günden güne çoğalıyor.

Demokrasi münafıkları olarak da niteleyebileceğimiz Yeşiller ile AfD’nin mahiyetleri Alman seçmeni tarafından öğrenilinceye kadar Almanya’nın rahat yüzü göremeyeceğini söylememiz kehanet olmamalı. Bir taraftan Almanya’nın milli demokrasisini kuvvetlendirmesine mani olan küresel dinsizler, diğer taraftan da bu müdahalenin ABD tarafından yapıldığını el altında medyalarında propaganda ediyorlar. Yani Almanya’nın ihtiyacı olan ABD ittifakını dolaylı olarak engellemeye çalışıyorlar. Bazılarının Neocon-Neoliberal ittifakı, bazılarımızın küresel hegemonya ve bir kısım Müslümanların ise deccaliyet olarak tavsif ettikleri bu AB düşmanlarını, ABD’den ayırmayanların insanlık düşmanlarına yardım ettiklerini belirtmeyi asla mübalağa olarak görmüyoruz.

Buradaki eyalet seçimlerinde, Türkiye kökenli veya Müslüman olan seçmenlerde bir homojen yaklaşım beklemiyoruz. Dünya görüşlerine göre veya partilerin programlarına göre oylarını kullanacak Müslümanların daha çok iki ana partiye yöneleceklerini ümit ediyoruz. Küresel sermayenin rüşvetlerinin, manipülasyonlarının veya medya baskılarının seçmen üzerinde fazla etkili olamayacağını düşünüyoruz. Daha önce bu eyalette başbakanlık yapmış Armin Laschet gibi başarılı siyasetçilerin geçmişteki icraatlarının da, istikamet olarak iki büyük partiye yolu açacağını düşünüyoruz. Zira federal hükümete başbakanlık yapan SPD’nin, maalesef Yeşillere tutsak olduğu hem Almanya’nın dış politikasında ve hem de AB nin genel politikalarında açıkça hissediliyor.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*