Anarşinin temelinin atıldığı sene: 12 Mart 1971

Bu gün 12 Mart 1971 hadisesinin 42. sene-i devriyesi. Memleketteki ilk anarşik hadiselerin de meydana geldiği o tarih için, zamanın eşsiz âlimi Said Nursî Hazretleri, On Birinci Şuâ’da, Felâk Suresi’nin 3. âyetini tefsir ederken, “Eğer beraber olsa, Miladî 1971 olur. O tarihte dehşetli bir şerden haber verir. Yirmi sene sonra, şimdiki tohumların mahsulü ıslâh olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak” şeklinde ifade ediyor.

Düşünün, yaklaşık otuz sene kadar önce söylediği bu hakikat, gerçekten de o tarihte tahakkuk ediyor. İşte Üstadın oradaki “şimdiki tohumların mahsulü ıslâh olmazsa” tabiri çok enteresandır. O zaman atılan o tohumların neticesi çok dehşetli olmuş, daha o tarihten itibaren de, memleket ve millet, ne rahat etmiş, ne de doğru-dürüst bir huzura kavuşmuştur. İşte işin o cihetine bakmak lâzım. O gençleri o hâle kim getirdi? Milletin evlâtlarını dinsiz, imansız yetiştirmeye kim uğraştı?

Geçenlerde Bursa’daki bir parkta yürüyordum. Orada daha önceden görüp, bildiğimiz bir şeyi tekrar inceledim. Bursa’nın merkez ilçelerinden, tek CHP’li olan Nilüfer belediyesinin yaptırdığı bir şeydi bu. 12 Mart 1971 hadisesinden sonra, millet ve memleketi birbirine katıp anarşi çıkaran, her şeyi yakıp-yıkan, masum insanları öldüren meşhur üç anarşisti (Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan) sembolize eden ve camdan yapılmış bir heykelini dikmişler. İşin garibi de, ortasına M. Kemal’in sözü olarak bilinen Bursa nutkunu yazmışlar. Durdum, yazıyı bir daha okudum. Bakınız M. Kemal ne diyor o nutkunda:

“Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silâhla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

“Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, ‘Demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek.’

“Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ‘Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’

“İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!”

Okuyup şaşırdığınız böyle bir şeyi, herhangi biri söylese, derhal “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” hakkında hemen tahkikat yapılır ve en ağır ceza ile hapse atılır, değil mi?  Ama iş yumuşak karın olunca kimse bir şey demiyor, diyemiyor. Demek gençleri anarşiye teşvik eden sözleri M. Kemal söyleyince makbul addediliyor ve kanunlara tamamen muhalif olan böyle bir ifadeyi de milletin gözünün içine baka baka alenen ilân ediyorlar.

Bizim de, gençliğimizin ilk yıllarını yaşadığımız malûm 68 kuşağı denilen dönemin ilk anarşistleri olup, devlete, millete, vatana her türlü ihaneti yapıp, 12 Mart 1971 hadisesinden sonra da asılan (asılmaları, tasvib edilir veya edilmez, o başka mesele… Fakat normal bir fikir suçu değil yapılan. Onları masum göstermeye çalışanlar, bir fikir suçu işlemişler gibi konuşuyorlar) Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ları bu hâle getiren, demek ki o Bursa Nutku ve benzerleridir. Hâlâ da günümüzde üniversitelerde bu tip anarşik hadiseler sergilenebiliyorsa, bunun altındaki sebebi bulmak lâzımdır. Bu hadiselerin meydana gelmemesi için, bu millet ve bu gençlik, M. Kemal’in o sözlerini değil de; “asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti”ni hayatının gayesi yapmış ve bu uğurda öz vatanında çektği nice çile ve zulümlere sabırla mukabele etmiş Bediüzzaman Said Nursî’nin sözlerini dinlerlerse ancak, millet ve memleket huzura, felâha kavuşur.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*