Arıların maaşlarını merak ettiniz mi?

Arılar neden gece gündüz demeden, tatil yapmadan çok çalışır? Bu çalışma zevkli midir? Bunun için tatmin edici bir ücret ya da maaş alırlar mı?

Bir arı kolonisi; bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Kapalı bir alanda en az 20000 kişi olduğunu düşünelim. Temizlik, beslenme, güvenlik gibi çok sayıda problem ortaya çıkacaktır. Oysaki arıların iş bölümü ve kovan düzeninde sıkıntı yaşanmaz. Üstelik arılar bu düzeni herhangi bir “eğitim!” almadan, her biri kendi payına düşen vazifesini ifa ederek sağlar. Bu vakıa elbette ki Rabbimizin ilhamıyla hareket ettiklerinin ispatıdır.

Mesai ilk günden başlar. İşçi arılar, son derece titiz bir şekilde larva halindeki arı yavrularını yaklaşık 10.000 kez ziyaret ederek beslenme ihtiyaçlarını karşılar. Bu yoğun gayret ile sadece ilk altı günde yavru arıların ağırlıkları 1500 katına ulaşır.

Kovanda bulunan binlerce larvaya karşılık bir o kadar da ‘dadı işçi’ arıları vardır. Sürekli hareket halinde olan bu dadı arıların, kovanda binlerce arı larvası olmasına ve bu larvaların beslenme şekillerinin günlere göre değişiklik göstermesine rağmen karışıklık çıkmadan bu düzeni ayarlamaları şaşırtıcıdır.

Kraliçe arı bu düzenin sağlanmasında başrolü oynar. Feromon adı verilen kokuyu salgılayarak sağlar. Aynı zamanda bu feromonlar işçi arıların yumurtalıklarının gelişmesini ve kolonide yeni bir kraliçe arı yetiştirilmesini de önler.

Bir kraliçe yumurtlama dönemi boyunca, günde 1500-2000 yumurta yumurtlar. Bir yılda, tek bir kraliçe arının 1.5 milyondan fazla yumurta bıraktığı tespit edilmiştir. Bundan başka kraliçe arının bir gün boyunca bıraktığı yumurtaların toplam ağırlığı kraliçenin kendi vücut ağırlığına eşittir.

Kovanda bulunan 400-500 erkek arıdan sadece birini beslemek için, 5-6 işçi arının hiç durmadan çalışması gerekmektedir. Yani bir kovandaki işçi arılardan 2-3 bin tanesinin belli bir dönem için tek görevi erkeklerin bakımını sağlamaktır.

Bu ilmi bilgiler, Üstat Bediüzzaman Hazretleri’nin şu tespitini hatırlatır: “Bülbüle nahli, fahli, ankebut ve nemli; yani arı ve vasıta-i nesil erkek hayvan ve örümcek ve karınca ve hevam ve küçük hayvanların bülbüllerini kıyas et. Her birinin amellerinin bülbül gibi çok gayeleri var. Onlar için de birer maaş-ı cüz’î hükmünde birer zevk-i mahsus, hizmetlerinin içinde derc edilmiştir. O zevk ile san’at-ı Rabbaniyedeki mühim gayelere hizmet ediyorlar. Nasıl ki bir sefine-i sultaniyede bir nefer dümencilik edip bir cüz’î maaş alır; öyle de, hizmet-i Sübhâniyede bulunan bu hayvanatın birer cüz’î maaşları vardır.” (Sözler, s.395)

Larvaların büyümesi için 10000 kez ziyaret edilip; dadı arılarla sürekli kontrol edilmesi, kraliçe arının kendi ağırlığı kadar yumurtlama yapması, erkek arıların beslenmesi için binlerce işçi arının seferber olması, arıların gayreti, disiplin ve planlı oluşları, çalışkanlığı, fedakârlığı, hamiyeti, herhangi bir karşılık beklememeleri, Rabbimizin hizmetleri için de onlara mahsus bir zevki, maaş hükmünde verdiğini ispat ediyor. Bizim de hissemize bu hakikatlerden ibret alıp, bilhassa iman hizmetinde herhangi bir karşılık beklemeden gayretimizi artırmak düşüyor vesselâm…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*