EURONUR ÖZEL

Asansör

Özel Makale / Asansör

Asansör, hayatımızda hepimizin kullandığı, aşina olduğumuz bir makinedir. Öyle ki asansörün kolaylığından faydalanmayan kimse yoktur içimizde.
Bu makineyi sadece biz değil, dünya kullanıyor. Yani dünyada bu makineyi bilmeyen kimse hemen hemen yoktur. Gerçekten bu makinenin bu kadar yaygın olması, kullanılması ve herkesin bu kadar aşina olmasının hikmeti nedir diye düşündük mü?
Sanmıyorum. Bir binaya girdiğimizde hemen asansör var mı diye arar, varsa sevinir ve içine biner, gideceğimiz kata çıkarız. Sonra da içinden iner, kapısını kapatır, makineyi unutur, çıkar gideriz.

Asansör ve Kader Arasındaki Benzerlik

Hâlbuki asansörün yapılışı, çalışma şekli ve içinde bizim yaptıklarımız, çoklar tarafından sorulan ve izahı tam olarak yapılıp misal verilemediği için şüphe ve tereddütle geçiştirilen kader meselesini çok güzel izah eder.

Şimdi biraz bu meseleye yakından bakalım. Ne anlatmak istediğimiz daha net görülecektir. Asansör bir bütün sistemdir. Her şeyi tamam edilerek bina sahibine teslim edilir. Hiçbir parçası noksan bırakılamaz. Zira içinde can taşınır.
Asansörün içindeki kabinin iki hareketi vardır: Ya yukarı çıkar ya aşağı iner. Bu hareketleri sağlamak için asansörün içine düğmeler konmuştur. Hatta hareket edeceği yönü gösteren ok işaretleri olanlar da vardır. Ve gelinen katı gösteren numaralar da göstergede mevcuttur. İçine binenler, nereye gitmek istiyorlarsa o düğmeye basarlar ve asansör o basmaya göre hareket eder. Bunu çocuklar bile bilir.
Bir de asansörü durdurmak ve gidiş yönünü değiştirmek için durdurma düğmesi de konmuştur ki, gidiş yönünü değiştirmek isteyen olursa, ona basar ve asansörü durdurup gidiş yönünü değiştirir. Düğme ve işaretler herkesin anlayacağı dildedir.

İşte Allah (c.c.) kâinatta böyle mükemmel bir nizam koymuş, aşağıların en aşağısından yukarıların en yukarısına kadar mertebeler dizmiştir. Bu sistem de can taşıdığı için içinde hiçbir noksan yoktur. Öyle ki, o canların ebedî hayatı kazanmak ve kaybetmek gibi çok önemli bir meseleleri de vardır. Bu sistemden hangi mertebeye lâyıksa orada inecektir. Sistemden indiği vakit tekrar binmek de yoktur.

Kader, Hak Teâlâ’nın, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak her şeyin, her şeyini ve her hâlini, zamanını ve mekânını, sıfatlarını ve özelliklerini ezelî ilmiyle bilip, ona göre takdir etmesidir.”

İnsanın önünde iki yol var: O yoldan birinde nefsi ve şeytanı dinleyip gitse, esfel-i sâfilîne düşer. Diğerinde, hak ve Kur’ân’ı dinleyip gitse, âlâ-yı illiyyîne çıkar, kâinatın bir takvim-i zîşanı olur. (Nur’un İlk Kapısı, Dokuzuncu Ders, Dokuzuncu Mukaddeme)

On birincisi: Bir şey, vücudu vacip olmadıkça vücuda gelmez. Evet, irade-i cüz’iyenin taallukuyla irade-i külliyenin taalluku bir şeyde içtima ettikleri zaman, o şeyin vücudu vacip olur ve derhal vücuda gelir. (İşaret-ül İ’caz)

Cüz’î İrade ve Tercihlerimizin Sonuçları

İnsan da gideceği mertebeyi bir parmak dokunuşu gibi cüz’î iradesi ile istiyor. Asansör de insan hangi düğmeye basarsa o yönde işliyor. Bu küllî iradedir, noksansızdır.
İnsan isterse yine bir parmak dokunuşu ile (tövbe) asansörün aşağı inişini durdurup, yine bir parmak dokunuşu (dua) ile asansörün yönünü yukarı değiştirebilir. Bunları yapmak tamamen insanın iradesine kalmıştır. Asansör sisteminin bu tercihte hiçbir müdahalesi yoktur.

Allah’ın (c.c.) ezeli ilmi ile insanın hangi katta ineceğini bilmesi, parmak ile yapılan tercihe bir müdahale değildir. İlim malûma tâbidir. O hâlde malûm ilme tâbi değildir. Ulema arasında muhakeme edilen meyelan veya meyelandaki tasarruf gibi ince ve derin hakikatleri Kader Risalesi’ne havale ederiz. Zira bu yazı sınırlarını çokça aşan bir konudur.

Bilmemiz gereken; bizde bir cüz’î irade vardır. Mahiyetini bilmememiz, varlığına tesir etmez. Tercihlerimizden de tamamen mes’ulüz. Babasının omuzuna binip dağa gitmeyi isteyen çocuğun üşüyüp hasta olduğunda üstüne bir de tokat yemesi gibi.

Evet, asansör yolculuğumuz bir aşağı bir yukarı devam ediyor. Lâyık olduğumuz katta duracak ve biz ineceğiz. Hangi katta ineceğimizi tercihlerimiz belirleyeceğinden, şikâyet hakkımız da olmayacak.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu