Asrın vekili

Cenâb-ı Hak, sonsuz şefkat ve merhametinin gereği olarak, bu imtihan yeri ve misafirhane olan dünyada, insanların dalâlete gitmemesi ve insaniyet makamı olan ahsen-i takvim mertebesine çıkması ve ebedî saadeti kazanması için rehber olarak başta peygamberler, sonra asfiya ve evliyaları sahife ve kitaplarıyla birlikte yardıma göndermiştir.

Kâinatın Efendisi Peygamberimizin (asm) reisliğinde yüz yirmi dört bin peygamber ve yüz yirmi dört milyon evliyayı insanlığın hem maddî hem manevî, hem dünyevî hem uhrevî selâmeti için vazifelendirmiştir. Peygamber Efendimizin (asm) nuranîyetine bağlı olarak, Hazreti Âdem Aleyhisselâm’dan günümüze kadar gelen bu nuranî ve kudsî zatlar, her birisi kendi zamanının rehberliğini, imamlığını ve vekilliğini lâyıkıyla yapmışlardır. Allah’ın dinini insanlığa tebliğ ederek, inkârcılığa karşı mücahede etmişlerdir. “Hiçbir şeye âlet ve tabi olmayan ve her gayenin fevkınde olan hakaik-ı imanîyeyi fıtrî ubudiyetle bilmeyenlere ve bilme ihtiyacında olanlara tesirli bir sûrette bildirmişlerdir.”1 Peygamberimiz’den (asm) sonra, “Her asır başında hadîsçe geleceği tebşir edilen dinin yüksek hâdimleri; emr-i dinde mübtedi’ değil, müttebi’dirler. Yani, kendilerinden ve yeniden bir şey ihdas etmezler, yeni ahkâm getirmezler. Esasat ve ahkâm-ı diniyeye ve sünen-i Muhammediyeye (asm) harfiyen ittiba’ yoluyla dinî takvim ve tahkim ve dinin hakikat ve asliyetini izhar ve ona karıştırılmak istenilen ebâtılı ref’u ibtal ve dine vaki’ tecavüzleri redd ü imha ve evâmir-i Rabbaniyeyi ikame ve ahkâm-ı İlâhiyenin şerafet ve ulvîyetini izhar u ilân ederler. Ancak tavr-ı esasîyi bozmadan ve ruh-u aslîyi rencide etmeden yeni izah tarzlarıyla, zamanın fehmine uygun yeni ikna’ usûlleriyle ve yeni tevcihat ve tafsilât ile îfa-i vazife ederler.”2

Bu sebeple, Cenâb-ı Hak helâket ve felâket asrı olan “âhirzamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zât-ı nuranîyi”3 vazifelendirmiştir ve o Nur yüklü zatın siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dairelerde icraatları olduğundan4 o zat-ı nuranî şimdiki asrı ve kıyamete kadar olan istikbali de tenvir edecektir. Ahirzamanın son dönemi olan asrımızda iki Deccal vardır. Biri, bütün dünyayı hedef alan dinsizlik cereyanı. Biri de, İslâmiyet’e hücum eden ve münafıkane iş gören, Süfyanizm cereyanıdır. Bu yüzden bütün ümmetin dehşetinden Allah’a sığındığı asrımıza helâket ve felâket asrı denilmiş ve yeryüzünün en dehşetli asrı olarak Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm tarafından bildirilmiştir.

Asrımızdaki bu dinsizlik hareketi olan Deccal ve Süfyan’ın fitnesine karşı emsâlsiz bir mücahede ortaya koyan ve en göze çarpan zat hiç şüphesiz Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleridir. Bütün hayatı ve eserleriyle ve de talebeleriyle bunu göstermiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin halisiyetine ve asrımızın vazifeli zatı olduğuna en büyük delil telif ettiği Risale-i Nur’dur. Evet, “Risale-i Nur bu asrı, belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mu’cize-i Kur’ânîyedir.”5 “Risale-i Nur’un Kur’ân’dan başka mehazı yok, Kur’ân’dan başka üstadı yok, Kur’ân’dan başka mercii yoktur. Doğrudan doğruya Kur’ân’ın feyzinden mülhemdir ve sema-i Kur’ânîden ve âyâtının nücumundan, yıldızlarından iniyor, nüzul ediyor”6 “Hakaik-ı imaniyeyi kemal-i vuzuh ile beyan ve ispat eden”7 “Risale-i Nur, yalnız bir cüz’î tahribatı ve bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan ve dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal’ayı tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslâha çalışmıyor, belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsid âletler ile dehşetli rahnelenen kalb-i umumîyi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun ve bahusus avam-ı mü’minînin istinadgâhları olan İslâmî esasların ve cereyanların ve şeairlerin kırılması ile bozulmağa yüz tutan vicdan-ı umumîyi, Kur’ân’ın i’cazıyla ve geniş yaralarını Kur’ân’ın ve imanın ilâçları ile tedavi etmeğe çalışıyor.”8 Bu asırda Risale-i Nur, “Kitab-ı Mübin’deki âyetlerin âyetleridir”.9 “Kur’ân otuz üç âyetiyle Risale-i Nur’a işaret ederek, Risale-i Nur’u efradına dâhil eder, hem Risale-i Nur’un şecere-i mübareği Furkan-ı Hâkim olduğunu gösterir.”10 İki bine yakın mahkeme ve berat kararıyla dünya hukuk tarihinde bir ilke imza atan ve yaklaşık elli dünya diline tercüme edilen Risale-i Nur, bütün âlemde fütuhatına devam ediyor.

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bu asrın vekili olduğunun en büyük delili Risale-i Nur’dan sonra kendi zatıdır. Evet, ”Kur’ân’ın i’cazının bir nev’ini şu zamanda izharına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzed olacak ve namzed olduğumu anladım”11 ve “Bu ulum-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz”12 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Bütün hayat safhasıyla ve kendisine verilen çağın eşsiz güzelliği manasını taşıyan “Bediüzzaman“ lâkabı da bunu ispat etmiştir. Meselâ, bütün ilimleri içine alan ve akla gelebilecek her suale cevap vermesi, “Mart İhtilâlinde isyan eden sekiz taburu bir nutukla itaate getiren ve çok zabitleri kurtaran ve Harekât-ı Milliye’de Hutuvat-ı Sitte Risalesi ile ulemayı ve Şeyhülislâmı ve İstanbul’u, işgal eden ecnebi taraftarlığından kurtaran ve eski Harb-i Umumide merhum Enver Paşa’nın çok takdir ve tahsiniyle fedakârane hizmet eden ve üç dehşetli kumandanlar ona hiddet ettikleri halde ilişmeye cesaret edemeyen ve gizli zındıkların iftiralarına binaen, kanunlar onu mes’ul ettiği halde, üç mahkeme onun takip ettiği hakikate karşı mağlûp olup mahkûmiyetine cesaret etmeyen ve risaleleri ehl-i fen ve ehl-i ilim yanında çok takdir ve tahsinlerle karşılanan ve o risaleler hesabına konuşan”13 ve Beşinci Şuâ Risalesiyle Deccal ve Süfyan’ı bildiren ve “akide-i avam-ı mü’minîni vikaye ve şübehattan muhafaza eden”14 küfrün belini kıran, bütün feylesoflara meydan okuyan, Divan-ı Harb-i Örfi’de yaptığı cihanşümul müdafaayla idamları durduran, zalimleri susturan, hak, hukuk, hürriyet ve insanlık dersi veren, Süfyanizmin emsalsiz işkence, zulüm, baskı, imha ve zehirlemelerine maruz kalan, yıkılmayan ve galip gelen, imanî, içtimaî ve siyasî meselelere ışık tutan ve yön veren, harikulâde icraatları herkese ve her kesime çok şeyler anlatmaktadır. Anlamak ve görmek isteyenler için bunlar kâfidir. Aslında Risale-i Nur’un her satırı, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hayatının her anı, her safhası ve Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi ve Nur Talebelerinin icraatları Peygamber mesleğinin günümüze yansıması ve taşınmasıdır. Bu tablo, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, Kâinatın Efendisi Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâmın asrımızdaki en büyük varisi ve vekili olduğunu göstermektedir.

Kendisine ta 1910’larda şark aşiretleri tarafından sorulan, “Belki, Mehdî gelmek lâzımdır… Zira dünya şeyhuhet itibariyle müşevveşedir; İslâmiyet ağrazın teneffüsü ile mütezelziledir” suâline karşı verdiği cevap: “Eğer Mehdî acele edip gelse, baş göz üstüne, hemen gelmeli. Zira güzel bir zemin müheyya ve mümehhed oldu; zannettiğiniz gibi çirkin değildir. Güzel çiçekler baharda vücutpezir olur (vücuda gelir)”15 şeklinde olmuştur. Hemen ileriki sayfalarda da, “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim. Siz, inşaallah, cennetâsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaklar”16 diyerek, bu helâket ve felâket asrının vazifelisi olduğunu “Lemeat” ve “Rüyada Bir Hitabe”sinde “Orada asrın vekili, burada Said Nursî”17 dediği gibi; Münâzarât adlı eserinde de tekrarlamıştır.

Netice olarak; insanlığı mahveden her türlü dinsizlik cereyanlarını dünyaya yayan ve büyük tahribatlara sebep olan Süfyan ve Deccal, devrini tamamlamıştır. Dünyayı ateşe veren bu dinsizlik ve imansızlık cereyanına karşı ta başından beri mücahede eden ve onun belini kıran Üstad Bediüzzaman Hazretleri nuranî cemaatiyle ve Risale-i Nur’la bu kudsî vazifeyi ifa etmiş ve etmektedir. Allah, Üstadımızdan ebediyen razı olsun. Kabrini pür nur, makamını Cennet eylesin. İslâmiyeti, Risale-i Nur’un şahsında bütün dünyada hakim kılsın inşaallah.

Dipnotlar:
1- Tarihçe-i Hayat, s. 595.
2- Şuâlar, s. 1033.
3- Mektubat, s. 745.
4- Şuâlar 922.
5-Kastamonu Lâhikası 19.
6- Hizmet Rehberi 17.
7- Kastamonu Lâhikası 26.
8- Şuâlar 283.
9- age.1089.
10-age.1057-1060.
11- Mektubat 625.
12- age. 725.
13- Emirdağ Lâhikası 476, Tarihçe-i Hayat 406.
14- Şuâlar 902.
15- Münâzarât 115.
16- age. 340.
17- Sözler 1165. 

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*