![]()
04-07-2026 tarihleri arasında Avusturya’nın Almanya sınırına yakın St. Gilgen köyünde Risale-i Nur okuma programı için bir pansiyon kiralanmıştı ve programa katılmak bize de nasip oldu. Yaklaşık 100 kişiden oluşan programa, bizim yaşadığımız Düsseldorf şehrinden de 5 aile birlikte katıldık.
Risale-i Nur dersleriyle akıl, kalp, ruh ve latifelerimiz gıdalanırken, farklı ülke ve şehirlerden katılan Nur talebeleri kardeşlerimizle bir araya gelmek uhuvvete ve muhabbete vesile oldu.
Okunan dersler manevi hastalıklarımıza birer şifa reçetesi sunarken, Nur kardeşlerimizle aynı havayı birlikte solumak da hepimize iyi geldi kanaati hasıl oldu. Böyle programlarla normal hayatın rutininden çıkıp ulvî hislerin yoğunlaştığı manevî bir atmosfere girildiğini herkes hayatında tecrübe etmiştir.

Okuma Programı Ders Konuları
Programda Şükrü Bulut abi ile ailesinin eğitimciliği eşliğinde işlenen ders konularımızdan bazıları şu şekildeydi;
“Nurları okumanın dünyevi ve uhrevi faydaları ve hava zerreleriyle münasebeti”
“İbadet ve Adalet ile Namaz bağlantısı”
“Hubb-u câh damarı”
“Hiss-i Havf”
“Enaniyet damarı ve enenin hayır ve şerde istimali”
“İnsan-ı kâmil hedefi için yol haritalarımız”
“Uhuvvet” gibi.
Program Akışı
Birinci bölüm: Kahvaltı sonrası sabah dersleri,
İkinci bölüm: Akşam yemeği sonrası akşam dersleri.
Öğleden sonraları ise tefekkür gezileri için ayrılmıştı.
Kaldığımız pansiyon konum itibariyle Avusturya’nın en zengin doğal güzelliklerinin olduğu, etrafı dağlarla çevrili büyük bir gölün hemen kıyısında yer alıyordu. Avrupa’da genelde yeşilin ön plana çıktığını ziyarete gelenler bilirler. Ormanlarla bezenmiş dağlar, şırıl şırıl akan sular ve bol oksijenli havanın yanı sıra şirin ve sanatlı köy evlerinin güzelliğine hayranlık duymamak elde değildi.

Avusturya evleri daha çok ahşap işlemeleri ile ön plana çıkıyordu. Her bir evin kendine has ahşap oymalardan oluşan estetik balkonları ve bu balkonlara konumlandırılmış rengârenk çiçekleri güzelliğe güzellik katar mahiyetteydi. Cenab-ı Hakk’ın Sâni’, Kuddüs, Münazzım, Müzeyyen, Musavvir gibi birçok esması bahçe ve ev dizaynında kendini bizlere okutturuyordu. Evlerin abajurları, dış boyası, tahta işlemeleri ve bahçe dizaynı muhteşemdi.
Bu bölge halkının tarihten getirdikleri geleneklerine her yönden sahip çıkmış olması dikkatimizi çekti.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Avusturya’nın St. Gilgen bölgesi, 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’yı sarsan mezhep mücadelelerinin etkisini uzun süre hissettirmiş. Bu sebeple bölgedeki birçok kasaba ve köy, Katolik kimliğini korumak amacıyla dış etkilere karşı daha kapalı bir hayat sürmüş; kıyafetler, örfler ve geleneksel yaşayış tarzı modern şehirlere kıyasla daha iyi muhafaza edilmiştir. Kaldığımız yere 40 dk mesafede Hallstatt adında meşhur bir köyü ziyaret etme imkanımız oldu.
Hallstatt’taki tuz madenleri bölgenin ekonomik hayatı için hayati öneme sahip olduğundan, savaş ve çatışma dönemlerinde dahi büyük ölçüde korunmuştur. Ayrıca Hallstatt ve çevresinin tarihî hac yolları üzerinde bulunması, çok sayıda şapel ve küçük kilisenin inşa edilmesine vesile olmuş; bu da yerel âdetlerin ve dinî kültürün günümüze kadar yaşamasına katkı sağlamıştır.
Bugün halkın bir kısmı yoğun turizme mesafeli yaklaşsa da, semavî dinlere ilgi duyan bazı kişiler İslâm’ı daha yakından tanıma ihtiyacı hissetmekte ve farklı inançlar arasında ortak değerler aramakta olduğu gözlemlenmiştir. Ortak noktalarımızın var olduğunu kavramalarına vesile olmuşsak ve İslamiyeti lisan-ı hâl ile yansıtabilmişsek ne mutlu bizlere.
Yukarıda da değindiğim gibi Cenab-ı Hakk’ın yarattığı fıtrî güzelliğinin yanı sıra Avusturya halkı da bu güzelliğe sahip çıkmış, doğayı korumuş, tarihten gelen kendi miraslarının dokusunun da hakkını vermişlerdi. Düzenle sanatın birlikteliği âdeta dantel gibi en ince detaya varıncaya kadar nakış nakış işlenmişti.
Muazzam manzaraları seyrederken sanki buraya tefekkür vazifesini yapmak için gelmiş gibiydik.
Risale-i Nur’dan aldığımız ders bize şöyle diyordu:
“Kâinat kapıları zâhiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır. Cenab-ı Hak, emanet cihetiyle insana “ene” namında öyle bir miftah vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar ve öyle tılsımlı bir “enaniyet” vermiş ki, Hallâk-ı Kâinat’ın künuz-u mahfiyesini onun ile keşfeder. (1)”
İşte bizler de birer keşif yolculuğuna çıkmıştık, hakikati keşfetmenin peşindeydik. Hakikat, âlemde gördüğümüz her bir sanatın arkasındaki Sanatkâr’ın elini, izini, yüzünü tefekkür edebilmek, kâinatın yaratılış hikmetini mülahaza edebilmek.
“Nurun gelmesi elbette nuranîden, ve vücud vermesi her halde mevcuddan, ve ihsan ise gınâdan, ve sehavet ise servetten, ve talim ilimden gelmesi bedihî olduğu gibi, hüsün vermek dahi hasenden ve güzelleştirmek güzelden ve cemal vermek cemîlden olabilir, başka olamaz. İşte bu hakikate binaen iman ederiz ki, bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir Güzelden geliyor ki, bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla âyinedarlık dilleriyle o Güzelin cemalini tavsif ve tarif eder. (2)”
Evet bu halkın sanata, düzene ve nezafete verdiği özen, bu fiillerin gerçek Fâili olan Rabbimizin esmalarının birer yansımasıdır.
“Nasıl ki cesed ruha dayanır, ayakta durur, hayatlanır ve lâfız manaya bakar, ona göre nurlanır ve suret hakikate istinad eder, ondan kıymet alır. Aynen öyle de, bu maddî ve cismanî olan âlem-i şehadet dahi bir ceseddir, bir lâfızdır, bir surettir; âlem-i gaybın perdesi arkasındaki esma-i İlâhiyeye dayanır, hayatlanır, istinad eder, can alır, ona bakar, güzelleşir. Bütün maddî güzellikler, kendi hakikatlerinin ve manalarının manevî güzelliklerinden ileri geliyor. Ve hakikatleri ise, esma-i İlâhiyeden feyiz alırlar ve onların bir nevi gölgeleridir. (3)”
Güzel bir programın ebedi görüntülerini ahirette seyreylemek üzere arkamızda bırakıp yeni hayat levhalarına hayatımızın gayesini yazdırmak için hayat yolculuklarına devam ediyoruz.
Cenab-ı Hakk, Risale-i Nur’lar ile tefekkür pencerelerinden hakikat nurlarını ahir ömre kadar seyretmemizi nasip eylesin.
Aile okuma programının organizasyonunda emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Dipnotlar:
(1) Sözler/1. Söz, 1. Maksat / YeniAsya / risale.de s.106
(2) Şualar/4. Şua, 6. Mertebe-i nuriyeyi hasbiye, 2. Bürhan / YeniAsya / risale.de s.84
(3) Şualar/4. Şua, 6. Mertebe-i nuriyeyi hasbiye / YeniAsya / risale.de s.84