Barla okuma programı

İzmir Yeni Asya okuyucularının hazırlamış olduğu Barla Okuma Programına katılacağımız bir ay öncesinden belli olmuştu.

Bu zaman insanlarının imanlarını kurtaran, Kur’ân’ın bir mu’cizesi olan Risale-i Nurların yazılmaya başlandığı yeri ve dünya gurbetinde garip olan müellifine kucak açan insanlarını görme ve İzmirli abla ve kardeşleri tanıma arzusu içerisinde; Sivas’tan sabah namazı heyecanla çıkmış olduğumuz yolculuğumuz ikindi vakti Barla’da son buldu. Bir saat sonra diğer şehirlerden gelen kardeşlerimizle bir araya geldik. Malatya, Nevşehir, Konya, Elbistan, Gaziantep, Konya… Tanışma faslından sonra, bizim için hazırlanmış olan program ve münâzaralı ders konularını öğrendik. İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri—ki mesleğimizin temel taşları—müzakereli olarak takip edildi. Bizlerin de programa dahil olmasını istediğimiz konular ilâve edildi. Programın listesi bizlere dağıtıldı. En güzeli de saat 08.00’da başlayan, programa geç gelenler için belirlenen cezalardı! Saat 08.00’da kapı kapanıyor ve geç kalan kardeşler gayet coşkulu karşılanıyor ve gruptaki diğer hanım kardeşlere dondurma ikram ediyorlar. İkinci gün yedik dondurmaları! Tabiî ertesi gün saat 07.50’de herkes salonda idi. Bu şekilde hem tebessüm ettik, hem de ciddî bir programda olduğumuz ve dakik olmamız gerektiğini hafızamıza kazımış olduk. Allah onlardan razı olsun İzmirli ablalarımız programda her şeyi düşünmüş ve ders aralarında ziyaret edeceğimiz yerleri de ayarlamışlar. Kendi adıma bir çok denizi ve gölü gördüm, ama Barla bambaşka bir deniz, bambaşka bir göl, başka bir yeşil, hakikaten Üstadımızın dediği gibi ‘saraylara değişilmeyecek’ bir cennet köşesi…. Güneş orada daha güzel batar, ay orada daha güzel doğar, yıldızlar orada daha güzel parlar, hanımeli orada daha güzel kokar, gül orada salkım salkım açar, meyveler orada daha güzel tad verir, sanki cennetten bir köşe Barla. “Altı vilayet genişliğindeki manevî Medresetüzzehra’nın çekirdeği, Birinci Medrese ve Risale-i Nurların telif merkezi” olan ve Üstadın sekiz sene ikamet ettiği, önünde büyük çınar ağacının bulunduğu evde dersler yapıldı. Üstadın yaşadığı mekânda bulunmak, orada onu hissetmek… Cennet bahçesi, zümrüt gibi yeşili, güllerin farklı renkleri, sarmaşıkların gökyüzünü kapatması ve o yemyeşil zeminde okunan şiirler; bütün kardeşler aynı duyguları hissettiki gözlerdeki nemler bunu anlatıyordu adeta. Dost bahçelerinden toplanan üzüm yaprakları ile sarılan sarmalar! Evet ön hazırlığı zordu, ama muhabbetle, sohbetle çok kısa sürede sarılan sarmalar adeta o kocaman tenceremizin içini, uhuvvetle, samimiyetle, muhabbetle doldurdu. Eğridir Gölü’nün kenarında o sarmalar zevkle tüketildi. Bütün abla ve kardeşlerimizin ellerine sağlık. Kabristan ise başka bir âlem. O gökyüzüne uzanan çam ağaçları adeta orada yatan kabir ehline gölgelik yapıyor, karşıda Eğridir Gölü mavi yeşil tonlarını harmanlayıp bizleri adeta farklı âlemlere götürüyor. Hani insan kabristana gittiğinde hüzünlü, matemli bir hava olur ya… Yok işte Barla kabristanında… Sanki burası da bir Cennet Bahçesi… Ağabeyler âlem-i ervahta halka oluşturmuş, Nurlardan ders yapıyorlar… Kuşlar da bu derse, ötmeleriyle “Sadakte” diyorlar… Yine aynı heyecanla Çam Dağı’na çıkıyoruz. Yeşilin birçok tonunu temâşâ edip, çamın, katran ağacının kokusunu çekiyoruz ciğerlerimize. Zirveye doğru çıktığımızda Eğridir daha bir güzel görünüyor. Cennetten bir başka köşe de Çam Dağı… Gözümüz o meşhur Katran ağacını arıyor; hani canlı iken göremediğimiz ağacın bari kurusunu görelim diye. Ama nafile, atmışlar bir taraflara. Ağacın kurusuna bile tahammülleri kalmamış. Şefkat kahramanı Üstadımızın Eğridir Gölü’nü ve Çam Dağını tefekkür için ara sıra üzerinde kaldığı katran ve çam ağacı… En azından çam ağacının kurusunu görebildik. Hasan Ağabeyin akşam, Nurbanu Ablanın gündüz dersleri ve diğer ablaların hazırlamış oldukları seminerler ile dolu dolu geçen günlerimiz, genç kardeşlerimizin hazırlamış olduğu programla, yüzlerde tebessüm, gönüllerde hüzün ile son buldu. O yetenekli kardeşlerimizin bu 5 günü kısaca anlattıkları küçük tiyatro muhteşemdi. Bizleri hem güldürdüler, hem verdikleri ince mesajlarla programı çok güzel özetlediler. Böyle bir organizasyon ile cemaatimizi bir araya toplayarak bu kadar nurlu insanlarla tanışma fırsatını ve bu cennet bahçelerinden bir köşe olan Barla’yı beraberce gezme ve tefekkür etme fırsatını bizlerle paylaştığı için İzmirli abla ve kardeşlerden Allah razı olsun. Bir dahaki güzel organizasyonlarda buluşmak ümidiyle…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*