Batı Trakya yolculuğu

İnsan ne kadar program yapsa da hayatın akışındaki değişikliklere mani olamıyor. Hesapta olmayan, aslında bir sevk-i İlâhî olan durumlara müdahale edemiyor. Geçen hafta, Cevat kardeş telefonla, Batı Trakya’ya gezi düzenlediklerini, gelip gelemeyeceğimi sordu. Aslında, kısa zamanda, böyle bir programa katılmaya da hazır değildim. Ancak itiraz edemeden, gidebileceğimi söylemişim.

11 Mayıs Cumartesi akşam namazını, Eyüp Sultan’da eda ederek yola çıktık. Gece gümrük kapılarından (Türk ve Yunan) geçtik. Organizatör Dr. Aytekin Bey, bizleri uyutmadı. Yolculuğumuz yol boyu, tanışmalar, konuşmalar, okumalarla geçti. Geç saatlerde daldığımız biraz uykudan sonra, şafak vakti İskeçe’ye gelindi. Sabah namazını Çınar Camii’nde eda ettik. Bu cami, sabah namazında belki de bu kadar hiç dolmamıştı. Cami çıkışında, mukim cemaat etrafımızı çevirdiler. Hem hasret giderdik, hem de dertleştik. Bu arada, belediye imar planlarının, cami arsalarından geçirilmesinden bahsedildi. Karşı yollara bakıldığında, doğruluk derecesi anlaşılıyor. Belediye yetkililerinin, bu konularda hassas davranmaları gerekir. Biz Avrupa Birliği ülkelerinin, din ve vicdan hürriyetine, olumlu olduklarını biliyoruz. Yetkililerden, varsa imar hatası, düzeltmelerini bekliyoruz.

Namaz sonrası, İskeçe merkezde bulunan vakfa gelip burada biraz dinlendikten sonra balkonda çok güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltı sonrası, İskeçe sokaklarını dolaşırken, mihmandarımız gezilmesi gereken yerleri dolaştırarak bizleri bilgilendirdi. Yunanistan’da genellikle, küçüklü büyüklü şehirlerin ortalarında meydanları var. İskeçe’de meydanın ortasında saat kulesi (Osmanlı’dan kalma), bu kulenin en üstünde de Hz. İsa’nın (as) tasviri (sonradan yapılmış) bulunuyor. Gezimize, Mescid-i Atik ile başlıyoruz. Sonra, Sünne Camii, pazar yeri ve diğer sokakları geziyoruz. Tipik Osmanlı evleri, görmeye değer. Sanki zaman durmuş, Osmanlının yaşadığı bir devirde sokakları geziyorsunuz. Dükkânlar da bunları desteklercesine, eski yapı ve statüsünü sürdürüyor. Meselâ bir dükkânda, spor malzemeleri ile birlikte, cenaze malzemelerini de bulabilirsiniz.

İskeçe’den hatim merasimi yapılan köyleri ziyaret etmek üzere hareket ettik. Yolda üzerinden geçtiğimiz Drama Köprüsü olduğu belirtilen köprünün üzerinde, taşa işlenmiş, ay-yıldız varmış. Kazındığı söyleniyor. İnsanlığın ortak mirası olan tarihî eserlere, her ülkenin sahip çıkması gerekir. Yapılan yanlışlığın tekrar etmemesini dileriz. Yol boyu geçtiğimiz köyler Müslüman köyleri idi. Yol üzerinde, önceleri Yunan karakolu varmış, köyden köye geçiş, karakolun izni ile olurmuş. Cunta döneminde akrabalar bile görüşmekten men edilirmiş (1996’ya kadar). Şimdi böyle bir şey yok şükür.

Kızlar ve kadınların, hepsi de tesettürlü. Köylerin ortak özelliklerinden en önemlisi çocuklar (kız-erkek) ilkokul ile birlikte Kur’ân kursuna da başlıyorlar, aynı zamanda mezuniyet de oluyor. Mezuniyetleri, hatim töreniyle kutlanıyor.

Köylerin imar durumu Karadeniz bölgemizi hatırlatmakta, köy merkezi dışındaki evler, tepelere yapılmış, birbirine uzak yapıdalar. Yolda ilk rastladığımız, Dolaphan Köyü, beş-altı bin nüfuslu bir köy. Burada da o gün hatim töreni vardı. İnsanlar bayramlıklarını giymiş, yol boyunca dizilmiş töreni bekliyorlar. Özellikle kadınlar, özel Osmanlı kıyafetleriyle bir bayram edasıyla törendeki yerlerini almışlardı. Bu köyde; Yunanca’ya çevrilmiş, birçok Risale olduğu hatırlatıldı.

Diğer bir köy olan Mustovçova Köyü de diğer köylerden farksız.

Yolculuğumuzun devamında, Ketenlik Köyüne geliyoruz. Bu köye, kardeşler, Barla adını takmışlar. Bu köyde her sene hatim duâsı, gençlik şöleni yapılıyor. Geçen sene gençlik şöleninde 5000 kitap dağıtılmış. Bu defa da, aynı sayıya yakın kitap ve Kur’ân-ı Kerîm dağıttık. Kime kitap uzattıksa, gözlerinin içi gülerek, sevinçle alıyorlardı. Bu köyden, diğer yerlerdeki dersanelere, vakıf yetişiyormuş. Ketenlik Köyü Yeni Mahalle Camii’nde, hatim duâsı yapıldı. Bizlerin katılımı, onları çok sevindirmişti. Hepimizle ayrı ayrı ilgilendiler. Hatim duâsını, İskeçe seçilmiş Müftüsü, Ahmet Mete Hocamız yaptı. Duygu ve hasret dolu bu duânın ardından, konuşmalar yapıldı. Milletvekili ve belediye başkanları konuştular. Hepsinin de ümit dolu olduğunu gördük. Türkiye’den de Tuzla Belediye başkan yardımcısı ile Avrupa Din Şûrâsı sözcüsü sıfatıyla gazetemiz yönetim kurulu üyesi Şükrü Bulut ve 19. Dönem İzmir Milletvekilimiz Mehmet Özkan konuştular. Mehmet Özkan Bey’in, Bediüzzaman Hazretlerinden bahsetmesi, dikkate değerdi. Kendilerini tebrik ediyorum.

Seyahatimiz Şahin Köyü ile devam etti. Karacaahmet Camii’ne vardığımızda, buranın önemli bir özelliği hatırlatıldı. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin; Tarihçe-i Hayat’ın sonlarında olan bir fotoğrafa “Ona bakarak duâ ediyorum” dediği resmin çekildiği yerdi burası. Bu köyün bir özelliği de, Karaca Ahmet ve Karaca Ayşe Türbeleri. Rivayete göre bu iki kardeş, evliya insanlarmış. Çok kerametlerini görmüşler. Bir sabah kalktıklarında ikisinin de olmadığını gören köylüler, bunların hatırasına türbeler yapmışlar.

Şahin Köyünde Türk kahvesi ikram edildi. Böylece kırk yıl hatırı olan kahve dolayısıyla Şahin Köyünün hatırını kırk yıl unutmayacağız. İkramdan sonra, geldiğimiz yöne geri dönerek yeniden İskeçe’ye doğru yola koyulduk. Burayı tepeden gören bir yere gelerek, bütün ihtişamıyla İskeçe’yi seyrettik.

Daha sonraki durağımız Gümülcine oldu. Gümülcine, İskeçe’den biraz daha büyük, hem daha gelişmiş bir il. Şehir merkezini dolaştıktan sonra, ikindi namazını eda ederek, buradan ayrılıyoruz.

Yol boyunca, görülen köylerin minarelerinden Müslüman köyü oldukları anlaşılıyor. Yol kenarındaki arazilerin hiçbiri boş değil. Hepsi de değerlendirilmiş. Bir kısmı da, güneş enerjisi ile çalışan, elektrik santralleriyle dolu. Bu güzellikleri seyrederek, yola devam ederken, herkesin görüş ve düşüncelerinin açıklanması istendi. Herkes beklentisinin üzerinde şeylerle karşılaştıklarını ifade ederken, benim gibi kerhen katılanlar, yeniden ne zaman gidileceğini ifade ettiler.

Akşam namazına, gümrük kapılarında ulaştık. Yunan tarafında vakit girdiğinden, dışarıda, serilen seccadelerle, namazları eda edebildik. Gece geç vakitte İstanbul’a vardık. Böylece dolu dolu geçen bir seyahatin sonuna gelmiş olduk. Allah bu programı düzenleyenlerden ebediyen razı olsun. Yeniden bu tür seyahatlerin yapılabilmesi dileğiyle Allah’a emanet olunuz. Selâmlar…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*