EURONUR ÖZEL

Bediüzzaman’ın Hizmet Anlayışının Temel Esasları 2

Özel Makale / Hizmet

Kürt Bekir Ağa ve Barla Kahramanları Hizmetin Sırrını Nasıl Gösterdi?

Bunun en güzel misallerinden biri: Kürt Bekir Ağa

Bu hakikatin canlı örneklerinden biri de Nur tarihinin sessiz kahramanlarından Kürt Bekir Ağadır.

Asıl adı Bekir Çelik olan Bekir Ağa, Bitlis’in Adilcevaz ilçesindendir.

1925’ten sonra birçok Doğulu âlim ve eşraf gibi Isparta taraflarına sürgün edilir. Geçimini ise köy köy dolaşarak çerçilik yapmakla sağlar.

Ne medrese tahsili vardır.Ne diploma sahibidir.Ne de okuma yazma bilir.Fakat Bediüzzaman onu şu cümleyle tarif eder:

“Ümmî fakat allâmelerin işini gören ve esrar-ı Kur’âniyeye karşı Isparta’nın intibahına sebep olan ahiret kardeşim Adilcevazlı Bekir Ağa…”

Bu cümle tek başına büyük bir ders vermektedir.

Bekir Ağa’nın hizmet metodu:

Bekir Ağa‘nın hizmet usulü son derece dikkat çekicidir. Gittiği her köyde önce okuma yazma bilen birini bulurdu. Sonra heybesinden bir Risale-i Nur çıkarır ve şöyle derdi:

“Ben okuyamıyorum. Şu kitapta ne yazıldığını merak ediyorum. Bana biraz okur musun?”

O kişi okumaya başlayınca hem Bekir Ağa dinler hem de okuyan kişi Risale-i Nur hakikatleriyle tanışırdı.

Daha sonra kitabı ona emanet eder ve şöyle derdi:

“Ben tekrar geldiğimde bu kitap ne anlatıyor bana söyle.”

Merak eden insanlar kitabı baştan sona okur, bazısı istinsah eder, bazısı başkalarına ulaştırırdı. Böylece okuma yazma bilmeyen bir çerçi, nice âlimlerin yapacağı hizmetlere vesile olmuştur. Demek ki hizmette belirleyici olan bilgi kadar; hatta ondan önce ihlâs, sadakat ve samimiyettir.

Barla kahramanları bize neyi gösteriyor?

Bediüzzaman Hazretlerinin ilk sürgün yeri olan Barla’da da aynı sır görülmektedir.

Barla kahramanları ne büyük imkânlara sahipti…Ne matbaaları vardı…Ne televizyonları..Ne internetleri…Ne de güçlü teşkilatları…Fakat onların sahip olduğu çok büyük bir sermaye vardı:

• Uhuvvet,

• Muhabbet,

• İttihad,

• Tesanüd,

İhlâs,

• Sadakat.

İşte bu manevî bağ sayesinde Risale-i Nur kısa zamanda Anadolu’nun dört bir tarafına yayıldı.

Bugün ise Allah’ın lütfuyla Risale-i Nur Külliyatı yetmişten fazla dile çevrilmiş; iman, Kur’ân ve İslâm hakikatleri dünyanın birçok ülkesine ulaşmıştır.

Bu neticeyi meydana getiren esas kuvvet maddî imkânlar değil, ihlâsla yoğrulmuş bir kardeşlik ruhudur.

Sonuç:

Bediüzzaman Hazretlerinin hayatına baştan sona baktığımızda çok açık bir hakikat görüyoruz:

Hizmetten önce cemaatin selâmeti, cemaatin selâmetinden önce ise kalplerin birleşmesi gelir. Çünkü ihtilâfın olduğu yerde bereket azalır; uhuvvetin olduğu yerde ise Cenâb-ı Hakk’ın inayeti tecelli eder.

Bu sebeple Üstad’ın son vasiyetini daima hatırımızda tutmalıyız:

“Hizmeti düşünmeyin. Cenâb-ı Hak bu hizmeti başkalarına da yaptırır… Size düşen uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüddür.”

Öyleyse bugün bize düşen vazife; birbirimizi tenkit ederek değil, birbirimizi tamamlayarak yürümektir.

Kardeşliği rekabetin önüne geçirmek…Muhabbeti kırgınlıkların üzerine çıkarmak…İttihadı ayrılıklara tercih etmek.Tesanüdü şahsî kabiliyetlerden üstün tutmaktır.

İşte o zaman hizmet kendiliğinden inkişaf eder. Çünkü bu dava insanların değil, Cenâb-ı Hakk’ın davasıdır. Bizim vazifemiz netice almak değil; ihlâsla çalışmak, kardeşliği muhafaza etmek ve Allah rızasını esas almaktır. Neticeyi yaratacak olan ise yalnızca Cenâb-ı Hak’tır.

Cenâb-ı Hak bizleri Bediüzzaman Hazretlerinin emanet ettiği uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüd düsturlarına hakkıyla sahip çıkan bahtiyar kullarından eylesin. Âmin.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu