EURONUR ÖZEL

Besmelenin Gücü

Özel Makale / bismillah

Besmele

Hayat, kimi zaman çetin bir çöl seyahati gibidir. Yollar uzun, yükler ağır ve her adımda türlü zorluklar bizi bekler. Bu yolculukta nice ihtiyaçlarla, sınırsız düşmanlarla ve belirsizliklerle karşı karşıya kalırız.
İşte tam da bu noktada, ruhumuza bir sığınak, kalbimize bir direniş ve adımlarımıza bir bereket katan o mübarek kelime belirir: Bismillâh.

“Her hayrın başı” olan bu kelime, basit bir başlangıç ifadesinden çok daha fazlasıdır. O, yaratılışın en derin sırrına açılan bir anahtardır. Bizi acizliğimizden kurtarıp sonsuz bir kudrete bağlayan bir köprüdür.
Bediüzzaman Hazretlerinin “Sözler” isimli eserindeki “Birinci Söz”, “Bismillâh” kelimesini sadece bir dua olmaktan çıkarır. İnsanın tüm hayatını anlamlandıran ve onu acizliğin zilletinden kurtararak, sonsuz bir güce bağlayan temel bir ilke haline getirir.

Bu ilke, bizi her an Allah’ın varlığına ve nimetlerine karşı bilinçli, şükür dolu ve düşünceli olmaya davet eder.
Ne zaman bir işe başlasak, “Bismillâh” deriz. O anda, kendi gücümüzden vazgeçer ve en büyük gücün sahibine, yani Allah’a sığınırız. Bu, bir kâşifin pusulasını, bir askerin komutanını bulması gibidir. Yalnızlık ve perişanlık hissi dağılır, yerini emniyet ve huzur alır.

Bu kelime, sadece bir “başlıyorum” demek değildir. O, kendi acizliğimizi ve zayıflığımızı itiraf ettiğimiz; ardından kâinatın Sahibine yöneldiğimiz bir teslimiyet anıdır.
Bir nevi, çöldeki bedevinin en kudretli kabile reisinin adını alıp himayesine girmesi gibi. Kendi gücümüzün sınırlarını fark ettiğimizde, sonsuz kudretin kapısını çalarız. Bu, bizi mağrurluktan, kibrin çirkin girdabından kurtarır.
“Ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın!” diyerek bizi uyaran ses, aslında kalbimizdeki en derin ihtiyacı dillendirir: Yalnız değilsin, çünkü seninle beraber olan en büyük güç var. Bu iman, en büyük fırtınalarda dahi sarsılmaz bir liman olur.

 Besmelenin Psikolojik Etkisi

Besmelenin gücü, sadece manevi bir hakikat değildir. Aynı zamanda insan psikolojisi üzerinde de somut etkileri vardır.
Birçok sosyo-psikolojik araştırma, inanç ve manevi pratiklerin, bireylerin stresle başa çıkma, umutsuzlukla mücadele etme ve psikolojik iyi oluş seviyelerini artırma konusunda önemli rol oynadığını göstermektedir.
Besmele, bu manevi pratiğin en temel taşıdır. Bir insan, her işine Allah’ın adıyla başladığında, kendi yetersizlik ve acizliğinin farkına varır. Bu farkındalık, onu kibir ve gururdan korur.

Aksine, ilahi bir güce dayandığını bilmek, ona büyük bir psikolojik direnç ve özgüven kazandırır. Bu durum, “Ben tek başıma değilim, benimle beraber kâinatın Sahibi var” diyen bir kalbin hissettiği eşsiz bir emniyet duygusudur.
Bu, “Fakrın hadsizdir, aczin nihayetsizdir” gerçeğiyle yüzleşmenin getirdiği bir rahatlamadır. Ve bu gerçeği kudretin ve merhametin sonsuz kaynağıyla birleştirmenin bir sonucudur.

Bir kişi “Bismillâh” dediğinde, bilinçaltına “Bu işi kendi gücümle değil, kâinatın Sahibinin mutlak gücüyle yapıyorum” mesajını yerleştirir.
Bu inanç, bireyi kaygı ve korku döngüsünden çıkarır. Çünkü sonucun ne olursa olsun, en doğru adımı attığına ve en büyük güce dayandığına inanır.
Bu, sadece bir kaygı yönetimi tekniği değil, bir iç âleminde özgürleşme hâlidir. Böyle bir ruh hâli, bireyin karşılaştığı engelleri birer fırsat olarak görmesini sağlar.

Tıpkı Kur’an-ı Kerim’de geçen, İbrahim’e (a.s) ateşin “serin ve selamet” olması gibi, zorluklar da besmeleyle birer “imtihan bahçesi”ne dönüşür. (Enbiya Sûresi, 69. ayet).
Sosyologlar, toplumu bir “iletişim ağı” olarak tanımlar. Oysa Besmele, bu ağı aşarak tüm kâinatı içine alan devasa bir “tebliğ ağı” kurar.

Bir karıncanın, ağır bir yiyecek tanesini yuvasına taşırken gösterdiği azimle, bir çiçeğin en sert kayayı çatlatıp topraktan fışkırması, bize sözsüz bir ders verir.
Onlar, kendi dillerince, “Biz bu güce sahip değiliz, bu hareketlerimizle ancak Sahibimizi gösteririz,” derler.
Her şey, Allah’ın adıyla emrine âmâde olur. Suyun akışı, rüzgârın esişi, güneşin doğuşu… Hepsi, Besmele’nin evrensel ritminde bir ahenk içindedir. İşte bu, insana derin bir anlam ve ait olma duygusu kazandırır.

Kâinatın Ortak Dili

Besmele, sadece insana özgü bir kelime değildir; o, kâinatın müşterek lisanıdır.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir çiçek, Allah’ın adıyla toprağın kalbini delip geçer. Sert kaya parçasını yaran bir tohum, “Allah’ın adıyla, Rahman’ın adıyla!” diyerek filizlenir.

O küçücük çekirdeğin, devasa bir ağacı kendi içinde saklaması, sıradan bir olay değil, ilahi bir mucizedir. Adeta her bir ağaç, gökyüzüne uzanan elleriyle Besmele çeker ve rahmet hazinesinden meyveler sunar.
Kur’an-ı Kerim’de, “Allah’ın ismiyle kesilmeyen hayvanın etini yemeyin!” (En’âm Suresi,121. ayet) buyrulur.
Bu ayet, besmelenin sadece bir niyet ifadesi olmadığını, aynı zamanda bir eyleme bereket ve helallik katan bir mühür olduğunu vurgular.

Bir işe besmele ile başlamak, o işin bereketlenmesine, yani az bir çabayla çok verim alınmasına vesile olur.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) de buyurduğu gibi, “Allah’a hamdederek başlanmayan her önemli iş bereketsiz olur.” (Ebû Dâvûd, Edeb 18; İbni Mâce, Nikâh 19).
Bu hadis, besmelenin sadece şahsi faydalarını değil, aynı zamanda toplumun ortak refahını ve eylemlerinin doğruluğunu sağlayan bir ilke olduğunu gösterir.

Tıpkı bir ağacın, Allah’ın adıyla taş ve toprağı delip meyve vermesi gibi, besmele de zorlukları aşıp başarıya ulaşmanın manevi bir şifresidir.
Besmele, sadece bizim dilimizden dökülen bir söz değildir. Tıpkı Birinci Söz’de anlatıldığı gibi, koca ağaçları taşıyan küçücük tohumlar, rahmet feyzinden süt veren mübarek hayvanlar ve en sert kayayı delen yumuşacık bitki kökleri…
Hepsi, kendi halleriyle “Bismillâh” derler. Onların bu sessiz zikri, bizlere kâinatın Allah’ın emriyle hareket ettiğini gösterir.
Bu idrak, insanı doğanın bir parçası olmaktan çıkarıp, onunla aynı dili konuşan, aynı yola baş koyan bir yol arkadaşı haline getirir.

“Besmelenin Gücü”, her şeyin Allah’ın elinde olduğunu, rızkın ve bereketin ancak O’nun izniyle mümkün olduğunu bize hatırlatır.
“Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet (ahmaklık) ise”, diye sorar Bediüzzaman Hazretleri.
Bu soru, yüreğimizde derin bir yankı uyandırır. Hayatımızdaki her nimet, Rabbimizden bize uzanan bir hediyedir.
Sağlığımız, ailemiz, bir damla su, bir nefes… O halde bu nimetlerin sahibini unutup sadece zahirî sebeplere minnet duymak, en büyük ahmaklıktır. Besmele, bu ahmaklığa karşı bir kalkandır.
Bir nimete başlarken “Bismillâh” diyerek sahibini hatırlarız. Ortasında, o nimetin ne kadar muazzam bir sanat harikası olduğunu düşünerek “tefekkür” ederiz. Sonunda ise, “Elhamdülillâh” diyerek sonsuz şükrümüzü dile getiririz.
Bu üç aşamalı süreç, hayatı bir tüketim döngüsünden çıkarıp, anlamlı, şükürle dolu bir ibadete dönüştürür.

Günlük Hayatta Besmele

Bir anne, çocuğuna yemek yedirirken “Bismillâh” dediğinde, o yemeğe sadece bereket katmaz; aynı zamanda çocuğuna olan sevgisini ve onun üzerindeki ilahi emaneti hatırlatır.
Bir sanatçı, eserine başlarken “Bismillâh” dediğinde, sanatına olan saygısını ve ilhamının kaynağını ilan eder.
Unutulmamalıdır ki, Besmele, hayatın sadece başlangıçlarına değil, aynı zamanda en çaresiz anlarına, en büyük hayal kırıklıklarına ve en derin sevinçlerine de yön veren bir pusuladır.

O, bize sürekli olarak seslenir: “Yalnız değilsin, çünkü O seninledir.” Bu sesi duyduğumuzda, yolumuz aydınlanır, kalbimiz huzur bulur ve hayat dediğimiz bu çöl, cennetin bir ön bahçesine dönüşür.
İşte Besmele’nin sırrı buradadır. O, kuru bir kelime değil, kalbin attığı her ritme eşlik eden, bizi daima Yaratıcımıza bağlayan ve en karanlık anlarımızda dahi bir umut ışığı yakan bir hayat soluğudur.
O, sadece bir söz değil, aynı zamanda bir hayat biçimidir. Bize, “Allah’ın adıyla ver, Allah’ın adıyla al, Allah’ın adıyla başla, Allah’ın adıyla işle” diyerek hayatın her anını kutsallaştırmayı öğretir.

Bu yüzden, bir sonraki zorluğun eşiğinde durduğumuzda veya hayatımızdaki en büyük mutluluğu yaşadığımızda, kalbimizin derinliklerinden gelen bir sesle “Bismillâh” diyelim.
Zira o kelime, bizi sadece bir kapıya değil, sonsuz bir güç ve merhamet deryasına taşıyacaktır.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu