Bir Avrupalı kadar…

Bu yazıyı Ramazan-ı Şerifin başında yazmak istemiştim. İstanbul’un caddelerinde ve bilhassa bazı semtlerinde özellikle Ramazan’a karşı takınılan menfi tavırları gördüğümde yazmaya niyetlenmiştim. Siyasal İslâmcılarımızın iktidarından hınç almak isteyen şuurlu-şuursuz kalabalıkların dinî şeaire saldırdığı gergin ortamı iyice germemek için yazmamıştım.

Dinin siyasete alet edildiği ve faturanın da bütün Müslümanlara çıktığı mübarek mevsimin geçmesini bekledim. Avrupa’da İslâmî hayata, şeaire ve değerlerine her gün yüzlerce meşhur insanın beyan ve icraatıyla sahip çıktığı bugünlerdeki hal-i pürmelalimize üzülmemek mümkün mü?

Ramazan-ı Şerifin İslâmiyetin kamusal alanında dalgalanan dev bir bayrağı olduğunu, sokaktaki dehşetli mücadeleyi seyrederken daha iyi hissediyoruz. Hayatın İslâmiyete, dolayısıyla Hz. Muhammed’e (asm) ait olmadığını, bilâkis materyalizme, deccaliyet veya Kemalizmin hegemonyasına ait olduğunu ispat etme iddiasıyla Londra’dan ta İstanbul ve Ankara’ya bir zincir, bir ittifak kurulmuş. STK maskesi arkasında haricî paralarla İslâmiyet aleyhinde sokakta örgütlenen gençlerle yüz yüze geldiğimde, dindarların veya doğru Müslümanların derin gafletlerine ve sür’atle yaklaşan çatışma ortamını okuyamamalarına öyle hayıflanıyorum ki…

Dünyanın küçülüp bir köye döndüğü şu ahirzamanda “hayat mukayeseleri de” canımızı incitiyor. Dininden ve değerlerinden koptuğu iddia edilen Avrupada’ki dinî mevsimlerin ve geleneğin bize göre dolu dolu yaşanması karşısında siz olsaydınız mukayese yapmaz mıydınız? “Adwent Zamanı” olarak bilinen Noel’e hazırlık sürecinde Avrupa metropollerinin boyandıkları renklerle, şu Ramazan-ı Şerifte Ankara, İstanbul ve İzmir’in düşürüldükleri tenakuzları, yaşayanların karşılaştırmamaları zihnen imkânsız geliyor bize…

Bir süre Avrupada yaşamış ve Ramazan-ı Şerifi bir veya iki defa bu kıt’anın hayatında idrak etmişlerden binlerce “saygı ve hürmet” hikâyesi dinlemişsinizdir. Meşhur Köln şehrindeki Ford fabrikasının bantlarının iftar ve sahurda durduğunu, işverenlerin Müslüman işçilere gösterdiği kolaylıkları ve nihayet Müslümanların yoğunca yaşadıkları şehirlerde “Ramazan kültürünün” Hıristiyanlar arasında yaygınlaştığını geçmiş yılların Ramazan izlenimlerinde aktarmıştık. İşverenlerin, mühendis ve ustabaşlarının “oruçlu” psikolojisini kavramak üzere bizlerle imsaka durup iftar ettiklerini de anlatmıştık. Okullardaki öğretmenler odasında Müslüman öğretmene saygı niyetiyle Ramazan boyunca genellikle oruçlunun yanında yenilip içilmediğini yazmıştık… Kiliselerin din görevlilerinden hastanelerdeki doktorlara kadar anaokullarında ve çocuk yuvalarında Ramazan-ı Şerifte buradaki miniklere yönelik Ramazan programı yapılarak “Ramazan’ın mahiyetinin” körpe zihinlere telkin edildiğini söylemiştik.

Avrupa ve Amerika’nın “Ramazan-ı Şerife saygı” sürecinde ulaştığı yeni nokta göz kamaştırmaya başlıyor. Devletin zirvesinden en alt kurumlara kadar buralardaki Müslümanlara devlet adına verilen iftarları elbette okuyorsunuz. Amerika, Hollanda ve Almanya ordularının komutanları, bünyesindeki Müslüman askerlerin onuruna iftar programları yapıyorlar.

Özgürlük ve demokrasi için Kemalizmle sokaklarda yürüyenlerin üzerindeki hak ve hürriyetler örtüsünü kaldırdığınızda; Ramazan-ı Şerif ve İslâmî şeaire karşı kindar bir çehre ile karşılaşıyorsunuz İstanbul ve İzmir’de.. Bin seneden beri Kur’ân’ın bayraktarlığını yapan bu coğrafyadaki şu ikiyüzlülüğü pekiştiren siyasal İslâmcı iktidarın yanlış beyan ve icraatlarıyla Ramazan’ı Şerifi dolaylı olarak incittiğine inanıyorum. Mahremiyetleri örten mukaddes örtüleri atmış kadınların da saldırısına uğramış şehirlerimizde, sigarasını yüzüme üfleyen densizlere karşı bizi bu zillete düşüren dindar idarecilerimizin hayatı “eli kolu bağlı” seyretmeleri de hüzün verici. Kıymetli okuyucularımızın mübarek kalplerine olan saygımız, bir ay boyunca bizi inciten manzaraların tasvirine müsaade etmiyor. Türkiye’nin sosyal hayatında kıymetli insana birçok sahada devlet tarafından getirilen kolaylıkların Ramazan-ı Şerifte Müslümanlardan esirgenmemesi gerekiyor.

Ramazan-ı Şerife saygı gösteren Avrupalı, elbette İslâmiyete iman etmiş değil. Fakat medeniyetin yardımıyla inkişaf ettirdiği insaniyeti, onu saygıya dâvet ediyor. Peki, Ramazan-ı Şerifi Müslüman Türkiye’nin ay yıldızlı bayrağı gibi bir şeair olarak anlaması gereken bizlerin ülkesindeki o üzücü manzaraların izahı ne?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*