Bir devrin sonuna doğru

altHatırlayınız!..

Kemalist rejimin iki önemli destekçisi vardı:

Sol cephede İnönü ve ekibi…

Sağ cephede ise Fevzi Çakmak ve ekibi…

Her ne kadar son zamanlarda İnönü ile ilgili bazı sorunlar olsa da,

Mustafa Kemal ölene kadar bu hep böyle sürdü gitti.

Fevzi Paşa ise hiç sorun çıkarmadı.

1938 sonrası tam destekle İsmet Paşaya tabi oldu, onun cumhurbaşkanı seçilmesinde belki de en etkili isim oydu.

Çok partili hayata geçince yine mühim bir görev üstlendi.

Demokrat partinin önünü kesme görevi.

1950 seçimleri öncesinde de önemli bir desteğe sahipti.

Millet Partisi Demokrat cepheyi bölecek ve İnönü yine serbest bir seçimle iktidara gelecekti.

İsmet Paşa ile Fevzi Paşanın gizli planı ve anlaşması bu idi.

Ancak olmadı…

Kaderin garip bir cilvesi tecelli etti:

Ve Fevzi Paşa seçimlere çok az bir süre kala ahirete gitti.

Böylece Demokratların yolu açıldı ve iktidara geldiler.

Bu kemalist rejimin ilk ve en ağır yenilgisi idi elbette.

Ancak pes etmedi tabi ki kemalistler.

Solcuların desteği açık ve netti.

En büyük güçleri bunlar oldu.

Irkçı ve milliyetçilerin her ne kadar güçleri azalsa da, yine sürekli yedek bir destekleri vardı.

Millet Partisinin rakamsal etkisi zayıf olsa da fikri etkisi yüksekti.

Bunu çok iyi bilen kemalist rejim bu kesimi sürekli yedekte tutuyordu.

Böylece;

27 Mayıs sonrası sol kesim yine kısmen iktidara geldi.

Ancak 1965 seçimlerinde yine ağır bir yeniliye uğrayınca yeni bir taktik denedi kemalistler:

Millet Partisinden dini görünümlü insanları ayırıp din ekseninde bir parti kurdurdular.

Milli Nizam adıyla.

Bu hareketin maksadı Demokrat kitle içindeki dindar kesimi ayırıp, Demokratları zayıf düşürmek ve kemalist rejimi sol kesimin liderliği altında tekrar iktidara taşımak.

Bir ölçüde başarılı da oldular.

Çünkü Milli Nizam cephesinin CHP ile koalisyonu doğrudan kemalist rejime hizmet etti…

Bu böyle sürdü gitti.

Bazen gizli, bazen çok açık bir şekilde.

Ancak;

12 Eylül sonrası ise çok ilginç bir değişim oldu.

Kemalist rejimin bekçileri sol ile ittifakı terk ettiler.

Kemalizmin muhafazası için sağ cepheyi seçtiler.

Bilhassa da bazı dindar görünümlü kişileri devreye soktular.

Kenan Paşanın sık sık dini tabir kullanması, ‘ben de hoca çocuğuyum’ demesi, Balıkesir hutbesi, Mustafa Kemal’in kalpaklı resimleri, bazı dindar görünümlü (Özal gibi) insanların bazı makamlara getirilmeleri hep bu düşüncenin üründür.

Önce ANAP…

Sonra AKP bu fikre hizmet ettiler.

Bilerek veya bilmeyerek…

Ancak;

Kırk yıldır süren bu rejimin sonuna geldik gibi.

Ne yapılırsa yapılsın artık bu sistemi sürdürmek çok zor.

Ver Mehteri demek de işe yaramıyor.

Çünkü rejim mehter takımı gibi, bir ileri iki geri yapıyor.

Ekonomik, siyasi, sosyal, fikri, adalet, hukuk ve eğitim sahasında yaşanan sıkıntı ve krizler bunun en açık göstergesi.

Ne yaparlarsa yapsınlar rejim tıkandı.

Dindar görünümlü milliyetçi kesim destekli bu yönetim de yolun sonuna geldi.

Kemalizmin sol kolu zaten çökmüştü…

Fevzi Paşa zihniyetli sağ kolu da böylece çökme noktasına geldi.

Yaklaşık yüz yıldır süren rejim ‘tuzun suda eridiği gibi’ eridi…

Artık yeni bir hal lazım.

Ne diyor Üstad:

Ya yeni hal, ya izmihlal…

Evet, fıtratın önüne geçilmez.

Fıtrat ise hürriyet diyor, hak, hukuk, adalet diyor. Adil paylaşım, herkese refah diyor. İnsanca yaşamak, medeniyet dairesinde nefes alma istiyor. Hakiki cumhuriyet, meşveret dairesindeki demokrasi ve hizmetkar meclisi özlüyor.

Yani kısaca, “Demokrat misyona nerede kaldın” diyor.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*