NUR HABERLERİ

Bir Kocatepe´de Benden; Yalnız Bir Farkla!

Evvela: Bu bir minnet yazısı… Bir vefa yazısı… Kutlular, Demirel, Kocatepe yazısı…!

Namahrem olan nazar etmesin… Ahde vefa diyen beri gelsin!

Saniyen: İlk katıldığım Kocatepe Mevlüdü 19 Ekim; yani bir önceki Pazar günü olandı. Oraya gittiğimde gözümün aradığı iki isim kuşkusuz; biri Kutlular Ağabey, diğeri Sayın Süleyman Demirel ve bir de eksik olmayan polis bariyeri idi. Ancak ne o vardı, ne de onlar! Zira yılların tecrübesi, “asayiş berkemal” dedirttiğinden polise gerek kalmamıştı. Kutlular Ağabey ve Süleyman Demirel ise hastalıkları sebebiyle programa katılamamışlardı. Zaten beklenen bir durumdu; ancak yine bir ümit bekliyor insan! Gerçi Demirel’e davet gönderildi mi nezaketen de olsa bilinmez. Ancak cismen olmasa da ruhen oradaydı zannediyorum. Zira onun için de Kocatepe’nin ayrı bir yeri ve önemi vardı. Özellikle ’99’daki mevlüt hasebiyle!

Peki durup dururken bu minnet ve ahde vefa duygusu nereden çıktı? Özetle; ’99’u yaşayanların dilinden ve İslam Yaşar’ın kaleminden! “Allah bize yeter” ve içinden bir bölüm; “Mevlüt Fırtınası!” Bir de gidip o atmosferi soluyunca çok buruk oluyor insan.

Mevlüt bitti. Ve o günden beri gazetemizde her gün yazılar çıkıyor, o heyecanı satırlara döküyor kalem erbabı. Tabii öncesinde de çok yazılar çıktı, duyurular vs. oldu. Herkes de farklı heyecanla defalarca kaleme aldı, biz de zevkle okuduk. O yüzden de yazmayı denedimse de muvaffak olamadım ve yazanları kendim yazmış gibi kabul edip sahiplendim. Ancak her gün her sayfayı açışımda hep bir eksikliği gördüm ve sonunda “Ben yazmazsam kimse yazmaz; bir vefa olsun.” dedim ve yazdım. Şüphesiz herkes aynı duygu ve düşüncelere sahipti belki. Belki aynı eksikliği hissetti pek çoğu. Ve yazılması kolay bir konu değildi zaten. Bediüzzaman için bir mevlüt tertip ediliyor. Birileri rahatsız oluyor ve bedeli -2 yıl 1 gün- gibi hapis ile ödetiliyor. Tabii sadece bu kadar değil. Hapishane şartları, sorgu ve gözaltı şartları vs…

Konuyla ilgili Kazım Güleçyüz köşesinde yer yer değindi. DGM’ler ve diğer hadiseler ve 163. ve eşdeğeri 216. maddelerin Kocatepe Mevlütleri sayesinde kalkmasının sağlandığını anlattı. Beşerin zulmü ile kader adaleti tecelli etmiş ve bu özgürlüklerin önünde ciddi bir engel olan iki madde kaldırılmıştı. Elbette bu yönüyle güzel oldu; ama bedeli de ağır oldu ve en ağır faturayı ise Kutlular Ağabey ödedi. 2 yıl 1 gün hapsi onandı ve cezasını (!) çekti. Tabii hakkını aramaktan vazgeçmedi. Süreç sonunda AİHM’e götürüldü ve AİHM Kutlular Ağabey’in hakkını iade etti. Ve Türkiye… Tam demokrasiye geçememenin bedeli olarak bir kez daha bu utancı yaşamaya mecbur kaldı.

Kutlular Ağabey ve arkadaşları 15 günlük gözaltı sürecinde, karşısında “28 Şubat’ın” en karanlık haletini (!) gördü. Sorgular, baskılar, tazyikat ve yıldırma operasyonlarının son sürat devam ettiği dönemdi. Devletin hep potansiyel bir tehlike olarak gördüğü Yeni Asya’nın, o dönem resmî zevattan tek desteği ise yine 28 Şubat’ın faturasının kesildiği dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel idi. Bizzat Kutlular Ağabey’in anlatmasıyla bildiğimiz şekliyle telefonla arayarak; “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” diyerek hallerini sorması, ilgilenmesi, yanlarında olduğunu ve desteğini göstermesi kayda değer ayrıntılardan sadece birisi. Dahası gerekeni yapmış ve ağabeylerin üzerindeki baskıların kalkmasını sağlamıştı.

Tarihin iki eskimez ismi… Şimdi farklı şartlar altında yollarına devam ediyorlar. İkisi de hasta ve belki yolun sonu yakın! Belki son, bize daha yakın; bilinmez. Ancak malum sondan önce bilsinler istedik, bilinsin istedik! Verdikleri mücadele unutulmadı. Ve uğrunda çeşitli çileler çektikleri ve mücadeleden çekinmedikleri davalarının -biri Nur davası, diğeri demokrasi davası- bugün sayısız, belki de bir avuç (!) yılmayan sahipleri var. Ve Allah’ın izniyle “bu dava” kıyamete kadar devam edecek. Demokrat Nur Talebelerinin en âmisi olan ben bunu âleme ilan ediyorum. Bilinsin ve bilsinler! Bu dava kıyamete kadar devam edecek inşallah…

Yıllar sonra engelin kalkmasıyla mevlüt serencamı yeniden başladı. Büyük bir coşku ve bayram havasında geçti. Kayda değer anlar ve kareler yaşandı ve binler “Elhamdülillah” dedirtti. Temennimiz, daha önce 163’ü ve 216’yı tarihe gömen bu faaliyet, bu sefer de inşallah Risale-i Nur’a koyduğu engeli ve devlet tekeli utancını maziye gömer. Ve umarım bu sefer uzun yıllar beklememize gerek kalmaz. Fiilî ve kavlî duaya devam inşallah. Bu vesile ile emeği geçen herkesten, bilhassa Ankara Nur Talebelerinden Allah ebeden razı olsun inşallah.

Son söz olarak: Konuyla ilgili fikrî sorumluluk şahsıma aittir. Başta dediğimiz gibi sadece bir ahde vefa yazısıdır. Kocatepe deyince aklıma gelen kocaman bir vefa! Bilinsin istedik, bilsinler istedik vesselam…

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu