![]()
Birlik ve beraberlik, toplum hayatının can damarıdır. Tevhidin özünde de birlik vardır. Çoklukların tekliğe doğru akmasıdır birlik. Aynı zamanda kalabalıkların bir hedefe yönelmesidir. Onun için Bediüzzaman Hazretleri, “Birlik ilim ile olur, cahillikle olmaz” diyerek birliğin bir hedef etrafında, temel meselelerde sağlanmasının mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Teferruat meselelerde birlik olmaz, caiz de değildir. Bu, tembelliğe ve “nemelazımcılığa“ kapı açar.
Kâinattaki Birlik İlkesi
Kâinat kitabına bakıldığı vakit şu hakikat gözükmektedir: Faaliyetleri farklı bile olsa duyu organlarımız bir başta toplanmış, parmaklar bir elde toplanmış, kol ve bacaklar bir gövdede bir araya gelmişlerdir. Demek çoklukların aslı birlik ve tekliktir. Çoklukları besleyen de birliktir. Bütün kâinatı bir arada tutan, bir olan Allah’ın Kayyûm sıfatıdır. Bütün çokluklar bu birliğe gelir ve orada toplanırlar.
Birlikten Kuvvet Doğar
Aynı hedefe yönelen çokluklar omuz omuza verirlerse, tek başına olan güçlerinin çok çok üstünde bir güce sahip olurlar. Dört tane bir, bir çizgi üstünde omuz omuza verirse “bin yüz on bir” kıymetini elde eder. Aynı maksat etrafında bir araya gelen dört insan, yüzlerce insan kuvvet ve kıymetini elde edecektir.
Bire dayanan, biri ve birliği isteyen bir insanın azmi, dağları yerinden oynatacak bir güce erişir. Bütün peygamberler bir kişi olarak başlamışlardır. Arkalarından binlerce kalabalığı harekete geçirmişlerdir. Üstad Bediüzzaman, bir kişi olarak ölsün diye sürüldüğü Barla’da öyle bir meşale yakmıştır ki, bugün dünyanın her tarafında yazdığı eserler okunmakta, dünyanın birçok diline çevrilmektedir. Fena ve fani şeylerden vazgeçenlerin, Allah yollarını açacağını vadetmiştir: “Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz.” (Ankebut, 29/69) Nitekim sonuçlar da ortadadır. Allah’a dayanan, O’nun kâinata koyduğu kurallara riayet edeni, Allah iki dünyada da sonuca götürmektedir. Allah hiçbir emeği boşa çıkarmamaktadır.
Samimi Birlik ve Din Hizmeti
Din hizmeti, iman hizmeti, cemaatlerin samimi olarak birlik oluşturması ile yapılabilecek bir hizmettir. Deniz, ölü balığı veya cesedi dışarı attığı gibi, din hizmeti konusunda Allah için bir araya gelenlerden biri, ihlas ve samimiyetten ayrılacak olursa, hizmet onu içinde barındırmayacaktır. Gönülden gelen bir samimiyetle, sırf Allah rızasını hedef ve maksat yaparak bir araya gelenler, hayat bahşeden bir deniz oluştururlar. Ölü canlar o denizde barınamayacak ve kıyıya atılacaklardır.
“Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez.” (Kastamonu Lâhikası)
Var olmak için, benlik ve enaniyet noktasında yok olmak, bir şahs-ı mânevinin azası hâline gelmek gerekiyor.
“Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizaçkârane ittihad gittiği vakit, manevî hayat da gider.” (Tarihçe-i Hayat)