Bir Robinho kaç Pakistanlı eder?

Flaş, flaş, flaş… Robinho Türkiye’ye geliyor. Ünlü futbolcu, yaklaşık 25 milyon avroluk bir maliyetle Beşiktaş’ın formasını giyecek. Kadrosunu Guti ve Querasma gibi yıldızlarla güçlendiren Beşiktaş, futbol severlerin rüyalarında görse inanamayacağı bir kadroyu kurmuş durumda. Beşiktaşlılar çılgınca seviniyorlar. Kaç liraya geldi, nasıl geldi, değer mi, değmez mi? Hiç önemli değil, yeter ki gelsin. Bir adama bu kadar para verilir mi? Bu nasıl bir çılgınlık, bu nasıl bir rüya?

 

Bu hafta sonu, Büyükşehir’in çimdiği Beşiktaşlıları rüyadan uyandırır gibi oldu; lakin Robinho’nun gelecek olması, taraftarları külliyen bir rüya âlemine daldırdı. Ah şu Pakistan olayı olmasaydı; ne güzel rüyada kalacaktık. Ne referandum, ne Heron skandalı, ne de terör… Robinho hepsini unuttururdu ya, şu Pakistan olmasaydı…

Kadim dostumuz, can kardeşimiz Pakistan’ın beşte biri sular altında. Kurtuluş Savaşı’nda bizi yalnız bırakmayan, bizden maddî-manevî desteğini esirgemeyen Pakistan, son yılların en büyük felaketini yaşıyor. Bereketli muson yağmurları bu sefer felâketin habercisi oluverdi. Ülkenin büyük bir bölümünü etkileyen sel, iki binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açarken binlerce kişi evsiz kaldı.

Kurtuluş Savaşı sırasında, takılarını, ellerindeki bir avuç yiyeceğin parasını bize gönderen fedakâr Pakistanlılar, mükellef sofralarımızda iftarı beklerken açlıkla, salgın hastalıklarla imtihan olunuyorlar. Her yönüyle bir oruç ayı olan Ramazan’da göbek büyüten bizler mi daha çetin bir imtihana tabiyiz, çamur deryalarında yaşama mücadelesi veren, bir parça ekmeğin ve bir yudum temiz suyun yolunu gözleyen Pakistanlılar mı? Anasının kucağında can çekişen yavrucak mı imtihan olunuyor, bananeciliği bir hayat felsefesi haline getiren bizler mi? İmtihan, dilini bilmediğim çocukcağızın sele kapılan babasının ardından feryatları mıdır, ahları mıdır; bütün rabıtalarını koparmış bir ümmetin adam sendeciliği midir? Bilemiyorum.

Ah Pakistan! Acıların ülkesi… Kader ortağımız… Darbenin, kan ve gözyaşının eksik olmadığı ihanetler ülkesi… Yanlış zamanda felakete uğradın. Şimdi referandum zamanı, sana ağlayacak vaktimiz yok. Şimdi Robinho’yu transfer ediyoruz, sana verecek paramız yok. Şimdi karnımız acıktı, iftarı bekliyoruz, seni düşünecek halimiz yok. Çok işimiz var çok.

450 milyon dolar… Beşiktaş’la Fener’in toplam değeri… Pakistan’ın, bir insanlık felaketinin habercisi olan bu içler acısı durumdan kurtulabilmesi için gerekli olan para da şimdilik 450 milyon dolar… Avrupa Komisyonu 39 milyon, ABD 10 milyon dolar yardım sözü vermiş. Birleşmiş Milletlerin daha önemli işleri varmış. İslâm âlemi ise iftar için cacık hazırlamakla meşgul. Koca dünya 450 milyon doları bir araya getiremiyor. Yirmi tanecik Robinho parası… Sahi, bir Robinho kaç Pakistanlı eder acaba?

Ah be! Gücüm olsa, üç büyükleri satar Pakistan’ı kurtarırdım. Gücüm olsa, Robinho’-dan vaz geçer, parasıyla Pakistanlı yetimleri sevindirirdim. Gücüm olsa… Gücüm de yok, param da. Parası olmayanın duâsı kabul olur mu acaba?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*