Bir “yanık kazası”nın manevi hasılatı

Geçtiğimiz Temmuz ayının sonlarına doğru, Anadolu’nun birçok yerinde yangın vak’ası görüldü. Daha çok güney kesiminde ve Akdeniz Bölgesinde orman yangınları çıktı; bir kez daha ciğerlerimiz yandı

Güneydeki yangınlarla eş zamanlı olarak, Anadolu’nun kuzey kesiminde ve daha çok Karadeniz’in sâhil kesiminde sel baskınları vuku buldu. Büyük çapta hem can, hem mal kaybı yaşandı.

İşte, tam o hengâmede biz de tâlihsiz bir kaza geçirdik. Geniş ve kalabalık aile efrâdı hep bir arada iken, doğrudan kendi hata ve tedbirsizliğim sebebiyle çaydanlık ile kaynar vaziyetteki çay suyu ayağıma devrildi. İki ayağım dizden aşağı yandı. Yer yer 2. dereceyi de aşan yanıklar oluştu.

Tedâvi sürecinde, birçok hali, vaziyeti, duyguyu bir arada ve içiçe yaşadık: Acı, hüzün, keder, sevinç, memnuniyet, gariplik, tuhaflık, vesâire…

Yalova’nın Esenköy beldesinde bulunduğumuz için, gece geç saatte ambulansla Yalova Devlet Hastanesi Âcil Servisi’ne götürüldük. Bir saat kadar serum ve üstünkörü yapılan pansumanlı muameleden sonra taburcu edildik. Memnun kalmadan ve hiç de sağlıklı bir bilgi alamadan, gece yarısı kendi imkânlarımızla geri döndük.

Ertesi gün, pansuman için Esenköy Sağlık Ocağına gittik. Gayet iyi ve insanca bir muamele gördük. Gerek doktor, gerekse hemşire hanım, ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Bir hafta boyunca, önce sargılı, sonra açık-sargısız pansumanları titizlikle yaptılar.

Ne var ki, yanık yarası ağır olduğu için, sadece pansumanla iyileşme sağlanamıyordu. Tam teşekküllü bir hastaneye gitmemiz ve bir uzman doktora görünmemiz gerekiyordu. Belde doktorunun tavsiyesi bu yönde oldu.

Biz de öyle yaptık. Fedakâr bir kardeşimizle birlikte Yalova’daki Özel Atakent Hastanesine gittik. Önce, şansımızı Plastik Cerrahi Servisinde denedik. Burada şansımız yaver gitmedi. Servis doktorunun itici davranışı sebebiyle, elimiz boş döndük.

Ardından, aynı hastanenin Cildiye Servisine gittik. Buradaki doktor, ürküten yarayı görür görmez hemen ilgilendi. Pansuman odasına aldı. Yardımcısı olan pansuman uzmanıyla birlikte ölü dokuyu kazıyıp temizlemeye giriştiler. Yanmış dokular temizlendikten sonra, bir güzel sargılı pansuman yaptılar. 10 adet antibiyotik iğnesi verdiler. 2-3 gün arayla da sargılı pansumanı üç kez tazelediler. Geri kalan ve yaklaşık bir ay kadar devam eden açık pansumanları evde yapmamızı tavsiye ettiler. Biz de öyle yaptık. (Ayrılmadan önce, hastane yönetimine gidip fedakâr çalışanlarından dolayı tebrik ve teşekkürlerimizi ilettik.)

Çok şükür, yaralarımız büyük ölçüde iyileşti. Ciddî manada bir sıkıntı kalmadı. Bu süre zarfında, daha çok kitap okuyabildik. Çokça da duâlar aldık. Başından sonuna kadar, hiç şekvâ etmedik, hep sabır içinde şükrettik.

Ayrıca, her üç hastanede tanıştığımız iyi insanlarla çok güzel ve kalıcı dostluklar geliştirdik. Birkaçıyla kardeş olduk. Okuduğumuz imanî hakikatlere dair eserleri tanıttık. Bazılarına hediye ettik. Onlar da okuyup istifade ediyorlar.

İşte, bütün bu manevî güzellikler, yaşamış olduğumuz kaza vesilesiyle vücuda geldi. Gördüğümüz manevî hasılat, yaramızı da, acımızı da büyük ölçüde hafifletmiş oldu. Çektiğimiz zahmet ve meşakkat bitti, rahmet ve manevî ganimet ise devam ediyor.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*