Biz muhabbet fedaileriyiz

Gazetemizde yeniden yazılarımın yayınlanmaya başlamasının ardından çok sayıda dost telefon ve mesajları aldım. Kimi eski öğretmenlerimden, kimi öğrencilerimden…

Bu vesileyle birlikte uzun yıllar teşriki mesai yaptığımız ağabey ve arkadaşlarımızla hasret giderdik.

Elbette bu ilginin şahsıma olduğunu varsaymak büyük bir yanılgı olur.

Hizmetimizin şahs-ı manevîsinin bir göstergesidir bu…

Biz büyük bir aileyiz.

Kardeşliğin özünde, Allah için samimî bir tesanüt ve dostluk içinde yaşamak vardır. Biz bu terbiyeyi aldık.

Zira, inandığımız ve mensubu bulunduğumuz dinimiz, uhuvvet ve muhabbet üzerine bina edilmiştir.

Toplumsal hayatın çimentosu ve düzenin temelidir uhuvvet.

Hayatın devamı ve huzuru, ancak muhabbet ve uhuvvet ile kaimdir.

Değil mi ki, bu kardeşlik dünyada olduğu gibi, ahirette de ebediyen devam edecektir.

Üstad:

“Evet, mü’min olan kimse, iman ve tevhit iktizasıyla, kâinata bir mehd-i uhuvvet nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlûkatı, bilhassa insanları, bilhassa İslâmları birbiriyle bağlayan ip de, ancak uhuvvettir. Çünkü iman bütün mü’minleri bir babanın cenâh-ı şefkati altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addediyor” (Mesnevî-i Nuriye, s. 77) diyerek kardeşlik ve uhuvvet vurgusu yapar.

Muhabbet, uhuvvet ve vefakârlıkla meydana gelen dostluğun bedeli çok âlidir, yücedir.

Dünyanın en büyük mutluluklarından biri dostlarla olan irtibattır.

Evet, keder ve ıztıraba düşen bir insana teselli verecek onun gözyaşlarını şefkat elleriyle silecek olan dostların bulunması ne büyük bir saadettir.

Burada Hazret-i Ali’nin bir sözünü hatırlamak ve hatırlatmak yerinde olacaktır:

“Âlemde sadık dostu ve ahbabı olmayan adam, sol eli olup, sağ eli olmayan kimseye benzer.”

İhlâs Risalesi’nde, hem ehl-i iman için, hem de iman dâvâsına gönül verenler için önemli bir hatırlatma vardır.

Orada, “Kardeşlerinizi tenkit etmeyin” uyarısı yaparken, bunun hem ihlâsı bozacağını, hem de uhuvveti kıracağını söyler.

İman dâvâsına gönül verenler için,

“Kardeşlerin meziyetlerini kendimize bilmek ve onların şerefleri ile şakirâne iftihar etmek” prensibini getirir. Yani, “En yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş” olmaya çağırır.

Bu vesileyle gönderdiğiniz her bir mesajı özenle saklayacağım.

Yazdığınız satırlar, aslında bana şu gerçeği hissettirdi:

Risale-i Nur Talebeleri gerçekten “muhabbet fedaileri.” Isparta Mevlidi bunun en bariz göstergesidir.

Muhabbet fedaileri her türlü kozmik oyunlara karşı, her geçen gün tazelenerek ve artarak çığ gibi büyüyecek. Buna inancım tamdır.

Not:
İlk yazımda, gazete ve kurumların isimlerini sayarken, sosyal medyayı pas geçmişim. Bazı sitelerde yazı hayatıma devam ederken, TRT Arapça’da “Elvan-ı Seb’a” programında haftanın beş günü karikatür çalışmalarım oldu. Hatırlatan değerli dostlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*