Bütün insanlığın derdi

Müstehcen yayınlarla mücadele yavaş da olsa dünyanın gündemine yerleşiyor. Müstehcen yayın yapanlar en çok ‘sanal alem’i kullanıyor. Hemen her internet sitesinde bu tuzağa düşme ihtimali var.

‘Bu yayınlar kontrol altına alınsın, çoçukların ve gençlerin zarar görmesi engellensin’ denildiğinde bu haklı teklife ‘çağdaşlık’ adına karşı çıkanlar da var. Fakat, insanlık bu yayınların zararlarını gördükçe engellenmesi noktasında işbirliği ve ittifaka gidiyor.

 

Gazetelerde yer alan bir haber, İngiltere’nin de müstehcen yayınlara itiraz edenler kervanına katıldığını ya da katılmak üzere olduğunu haber veriyor. İngiltere’de yayınlanan “The Sun” gazetesi, çocukları korumak adına internetteki porno sitelerine yasak konulacağını duyurmuş. Ancak gazete, yasağın ne zaman başlayacağına ilişkin bilgi vermemiş. Habere göre ülkedeki tüm evlerin internet bağlantısı için geçerli olan yasak, bakanlar tarafından onaylanmış. Bu gelişme, evlerdeki internet bağlantılarında bütün porno/müstehcen siteleri filtrelenecek anlamına geliyormuş. (HaberTurk, 26 Haziran 2011)
Aynı habere göre Kültür Bakanı Jeremy Haunt, internet servis sağlayıcılarını yasağa uymaya çağırırken, aksi halde sorunla baş etmek için daha katı yasa ve uygulamalara gidileceğini açıklamış. Yasak için ön ayak olan Muhafazakâr Parti Milletvekili Claire Perry ise “Çocukların yarısı tek başına interneti kullanıyor, ancak internet sitelerinin yüzde 3’ünde yaş sınırı var, bir şeyler yapmanın zamanı gelmişti” şeklinde konuşmuş. (agg.)
Hatırlanacak olursa, yakın zaman önce Türkiye’de de benzer bir tartışma yaşanmıştı.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK), 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 sayı numarası ile almış olduğu ‘’İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar’’la ilgili kararı 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girecek. İşte bu karar Türkiye’de yeni bir “internette sansür” tartışması başlatmıştı. Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesi beklenen karar, isteğe bağlı olarak bireysel kullanıcıların 4 ayrı “güvenli internet paketi”nden birini (standart, çocuk, aile ve yurtiçi internet profili) tercih etmesi esasına dayanıyor. (Taraf, 6 Mayıs 2011) Buna rağmen belki bir kitle tarafından “Eyvah! İnternete sansür geliyor!” sesleri yükseldi.
Elbette yasaklamak tek başına çare değil, ama ‘özgürlüğü’ yanlış yorumlayıp müstehcenliğe alet etmek, çocukları ve gençleri mahvetmeye çalışmak kimsenin hakkı değil. Müstehcenliğe karşı yapılan çalışmalar sadece Türkiye ya da İngiltere ile sınırlı değil. Dünyanın pek çok ülkesinde bu afete karşı çareler aranıyor. Bu kötülüğü yayanların en büyük destekçisi ‘nefis ve şeytan’ olduğundan mücadele etmek de kolay değil. Hele, bu mücadeleye itiraz edenlerin bunu ‘özgürlük’ adına yapması tam bir çelişki. Çünkü müstehcenlik, insanları ‘nefis ve şeytan’ın esaretine almaktan başka bir şey değil. Esaretin, ‘özgürlük’ olarak sunulması da ayrı bir problem…
Nasıl ki bir dönem teşvik edilen ‘alkollü içkiler’e karşı bütün insanlıkta itiraz sesleri yükseliyor; aynı sesler müstehcen yayınlar karşısında da yükselmeye başlayacak. İngiltere’de yaşananlar bunun bir habercisi olarak görülmeli.
Tabii ki önemli olan böyle kararları almak değil, aldıktan sonra uygulayabilmektir. Muhtemelen İngiltere’de alınan bu karar da tartışmalara sebep olmuştur, ama tahmininizce bizdeki gibi körü körüne itiraz edenler yoktur. Neticede müstehcenlik, bütün insanlığı tehdit eden bir afet. Ülkelerin bu afete karşı tedbir almak istemesi tenkidi değil, tebriği gerektir.
Cemiyet olarak daha fazla bedel ödemeden ve müstencenlik yangınının ‘sanal âlem’ başta olmak üzere her yörde söndürülmesine çalışmalıyız. Elbirliğiyle…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*