Cehennem içinde cennetler

Dünya bir imtihan meydanıdır. Bu imtihanın sonuçlarına göre mükâfat ya da ceza menzilleri insanı beklemektedir.

Bizim dünyada yaşadıklarımıza ve yaptıklarımıza göre kesintisiz olarak cennet ve cehenneme sevaplar veya günahlar, nurlar veya nârlar akmaktadır. Yani tüm hayırlar, hasenat ve iyilikler cennete; kötülükler, günahlar cehenneme gitmektedir. Cennet ve cehennemin ‘çekirdekleri’ şu anda da vardır.

Cennetin nimetçe ve güzellikçe birbirinden farklı tabakaları bulunduğu gibi, cehennemin de azap ve ateş derecesi olarak çeşitli tabakaları vardır. Ateşten başka da azap çeşitleri vardır. Cehennemin “Zemherir” denilen kısmındaki dayanılmaz bir soğukluk da cehennem azaplarındandır. Yani sadece ateş ile değil, soğuk ile de azap vardır. Bunun dışında pis kokulara maruz kalmak, aç bırakılmak, zakkum yedirilmek, kaynar su içirilmek, zifiri karanlıkta kalmak, dipsiz kuyulara atılmak, uçurumlardan yuvarlanmak gibi çok farklı azaplar vardır. Cehennemdeki azapların en hafif olanları günahkâr müminler içindir. Kalbinde zerre kadar imanı olan herkes cezası bitince cehennemden çıkacak, cennete girecektir. Kâfirler, münafıklar, şeytanlar ise cehennemde ebedî kalacaklardır.

Bazı insanların kesin bir şekilde “Ben iyi biriyim, kalbim temiz, Allah beni cehenneme atmaz ki, ben cennetliğim” dediğini duymuşuzdur. Oysa ki, Peygamber Efendimiz (asm) ve bazı sahabeler cennetle müjdelendiği halde cenneti bir garanti olarak görmemişler, ibadette en ufak bir gevşeklik göstermemişlerdir. Biz de her vakit cehennem azabından Allah’a sığınmaya, ibadetlerimize devam etmeye muhtacız. O’nun rahmetinden ümidi kesmeden, dua ve niyaz ile cenneti istemek gerek ancak O’nun fazlı ve keremi ile cennete girebileceğimiz de unutulmamalıdır.

Peygamber Efendimiz (asm) hadis-i şeriflerinde: “Cehennemde en hafif ceza gören kimsenin iki ayağının çukurlarına konulan iki kor parçasının tesiriyle beyninin tencere gibi kaynayacağını”1 haber vermiştir. Yine başka bir hadis-i şerif şöyledir: “Kıyamet günü şefaatimin amcam Ebu Talib’e fayda vereceğini umarım. Şefaatimle amcam, topuklarına ulaşabilen ateşten bir çukura konulur da o çukurda dimağının aslı kaynar.”2

Peygamber Efendimiz (asm)’ın amcası Ebu Talib; sevgili yeğenini daima sevip gözetmiş, kollamıştır ancak onun peygamberlik görevini kabullenmemiş, ona iman etmemiştir. Risale-i Nur’da Bediüzzaman Hazretleri, Cenab-ı Hakkın, Ebu Talib’in Peygamber Efendimiz (asm)’a olan muhabbetini ve himayesini zayi etmeyeceğini, cehenneme gitse de, yine cehennem içinde bir nevi cenneti ona mükâfat olarak halk edebileceğini belirtmiştir. “Kışta bazı yerde baharı halk ettiği ve zindanda –uyku vasıtasıyla–bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi, hususî bir nevi cennete çevirebilir.”3

Allah’ın rahmet ve şefkatinin, gazabının ne kadar ilerisinde olduğunu buradan da anlıyoruz. Dünyada iken ona iman etmeyen, kâfir olarak yaşayanların dahi güzel ahlâklı davranışlarını, insanlara hayırlı hizmetlerini ve yaptıkları iyilikleri zâyi etmiyor, mükâfatını veriyor. Cehennem bir azap yurdu olsa da, orada da Allah kullarına merhametiyle ve adaletiyle muamele edecektir.

Cehennem ile cennet birbirinin zıddıdır ve hakikatte cehennem içinde cennet olamaz. Üstadın “cehennemde hususî bir nevi cennet” benzeri ifadesi,  cehennemde olan kişiyi, içinde bulunduğu azaba nisbeten daha hafif bir azaba maruz bırakma ya da azabı hissetmeyeceği bir hâle getirmek, onu orada rahatlatmak anlamlarına gelir. Dünyada bile insanlar güzel bir yere gidince “cennet gibi” derler. Hâlbuki cennet dünyanın en güzel yeri ile de olsa kıyaslanamayacak, hiç akla hayale gelmeyecek güzelliktedir. “Cehennem içindeki hususi cennetler” benzetmesine de öyle bakmalıyız. Doğrusunu ancak Allah bilir. Allah hepimizi cehennemden korusun.

Dipnotlar:

1- Buhari., 2- Müslim., 3- Mektubat, s. 457.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*