Çekiç kafalı despotlar, muhalifleri çivi gibi görür

Despotlar veya despotik yapılanmalar, muhalif gördükleri hiç kimseye, hiçbir fikre tahammül göstermez. Yapıcı da olsa, eleştiriye fırsat vermez, imkân tanımaz.

Gerek despotların kendileri, gerekse onların emrindeki tetikçi-militan takımı, zaman içinde kendilerini çekiç gibi görmeye başlarlar. Kendilerini çekiç gibi vehmedince de, karşılarındaki hemen herkesi çivi gibi görme vartasına düşerler. Böylesi bir durum husûle geldiğinde, varın daha gerisini siz tahayyül edin. Oysa ki, “Her hükûmette muhalif bulunur.” Hele demokrasilerde muhalif kimseler ile muhalefet partileri ve grupları, olmazsa olmaz bir şarttır. Nokta.

Muhakeme, sorgulama ve bilhassa yapıcı tenkitler, toplumun huzur ve dengesi için büyük birer nimet hükmünde.

Bu sebeple, fikrî, siyasî ve sosyal hiçbir dairede, aklî muhakemenin önüne engel konulmamalı, sorgulama usûlüne asla yasak getirilmemeli. Tam aksine, insanî duygu ve kabiliyetleri terakkiye doğru kamçılayan bu güzel hasletlere canlılık kazandırılmalı. Aksi halde, toplu yanılmalar, toptan şevksizlik ve moralsizlikler kaçınılmaz hale gelir.

Kezâ, despotizmin hâkim durumda olduğu toplumlarda toptan yanılma gibi, toptan satışa gelme de kuvvetli ihtimal dahilinde. O nedenler, insanları aklını-fikrini bir tek kişinin cebine koymamalı, ona iradesini teslim etmemeli.

Öte yandan, yanılgıya düşmemek için şunu da hatırlatmış olalım: Kitlelerin sürü gibi despotların arkasından gittiği, bir başka ifade ile “sürü psikolojisi”nin hâkim olduğu yerlerde, zaman zaman maddî büyük eserlerin vücuda gelmesi de mümkündür. Meselâ, komünist ve faşist hükümetlerin vaktiyle yapmış olduğu öyle ihtişamlı, debdebeli eserler var ki, seyredince hayret etmemek, bazen de hayran kalmamak elde değil. Keza, büyük orduları teşkil etmede ve savaş sanayiini kurmada da durum aynı. Meselenin bu maddî tarafı, yanılgıya düşmemek için bahsimizden hariç tutuyoruz.

Biz, burada daha ziyade işin zihnî, fikrî ve manevî anlayış tarafına dikkat nazarlarını çekmek istiyoruz. Şöyle netleştirelim: Mesela, kitlelerin gözü önünde hata yapanların söz ve davranışları niçin yerinde ve zamanında sorgulanmıyor? Kendi hatalarının binlerce hataya dönüştüğü görüldüğü, yahut fark edildiği halde, aynı sorgusuzluk, aynı muhakemesizlik, dahası aynı sorumsuzluk vaziyeti, niçin devam edip gidiyor?

Bütün bunları düşünmek, sorgulamak, mihenge vurmak, masaya yatırmak gerekmez mi? Siyaseti, diplomasiyi, piyasaları velveleye veren bunca gürültüden, bunca ifrat-tefritten sonra, yine de sorgulama yapmayan, yapamayanlar için söylenecek fazla söz kalmıyor, ne yazık ki. Ümitsiz vaka durumunda görünüyorlar. Onları maalesef vahim bir âkıbet bekliyor demektir. Çivi çakmak yerine, ellerindeki çekiçle sert duvara tosladıklarını gördüklerinde, artık iş işten geçmiş olacak.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*