![]()
Malatya’dan Mahmut Gültekin Bey’in telefonuyla başlayan bir hatıra, beni Mesnevi-i Nuriye’nin satırları arasında Malatya’nın müstesna bir Nur talebesine götürdü. Mesnevi-i Nuriye ve Malatya denildiğinde hizmeti, ihlâsı ve tevazusuyla hafızalarda yer alan Celâl Yalçın ağabeyi hatırlamamak mümkün değildir.
Malatya’da uzun yıllar Risale-i Nur hizmetlerinde bulunan merhum Celâl Yalçın ağabeyi hatırladıkça akla ilk gelen hususlardan biri, onun Mesnevî-i Nuriye’ye olan hususî muhabbetidir. Yaşının ilerlemiş olmasına, bedeninin zayıf düşmesine rağmen Risale-i Nur sohbetlerini aksatmaz, ders halkasına gelir gelmez hemen Mesnevî-i Nuriye’yi eline alır ve kendine has bir heyecanla “İ’lem Eyyühe’l-Aziz! Ey aziz kardeşim, bil ki…” diye okumaya başlardı. Bu hâl, sadece bir kitap okuma alışkanlığından ibaret değildi. Bilakis o, Mesnevî-i Nuriye’nin Risale-i Nur içerisindeki müstesna yerini ve taşıdığı manevî değeri çok iyi biliyordu.
Mesnevî-i Nuriye’nin Risale-i Nur Külliyatındaki Müstesna Yeri
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri tarafından 1920-1927 yılları arasında Arapça olarak kaleme alınan Mesnevî-i Nuriye, daha sonra Türkçeye tercüme edilmiş ve Risale-i Nur Külliyatı içerisinde önemli bir mevki kazanmıştır. Üstad Hazretleri bu eser için “Risale-i Nur’un bir nevi çekirdeği ve fidanlığı” tabirini kullanmıştır. Bir ağacın bütün programı nasıl çekirdeğinde saklı ise, Risale-i Nur Külliyatında geniş bir şekilde izah edilen pek çok hakikat de Mesnevî-i Nuriye’de öz ve çekirdek halinde bulunmaktadır.
Mesnevî-i Nuriye’nin İman Hakikatlerini Tahkimdeki Rolü
Mesnevî-i Nuriye’nin en önemli hedeflerinden biri imanı tahkim etmektir. Eserde iman esasları yalnız naklî delillerle değil, aynı zamanda aklî ve mantıkî burhanlarla da izah edilir. Günümüzde insanların maruz kaldığı şüphe ve tereddütlere karşı kuvvetli cevaplar verilerek sarsılmaz bir iman zemini oluşturulur. Çünkü asrımızın insanı sadece inanmak değil, inandığını bilmek ve delilleriyle görmek istemektedir. Mesnevî-i Nuriye bu ihtiyaca cevap veren mühim eserlerden biridir.
Eserin bir diğer önemli yönü, kâinat kitabını okumayı öğretmesidir. Bediüzzaman Hazretleri, varlık âlemine dikkat çekerek her bir mahlûkun Allah’ın isim ve sıfatlarına bir ayna olduğunu gösterir. Güneşten zerreye, çiçekten insana kadar her şeyde ilâhî sanatın mühürlerini göstererek insanı tefekküre sevk eder. Böylece kâinat, tesadüflerin oyuncağı olmaktan çıkar, her harfi hikmetle yazılmış büyük bir kitap hâline gelir.
Mesnevî-i Nuriye’nin belki de en dikkat çekici tarafı, insanın kendi nefsiyle olan mücadelesine rehberlik etmesidir. Bediüzzaman Hazretleri, bu eserde nefis ve şeytanla yaptığı manevî muhasebeleri okuyucuya aktarır. İnsan çoğu zaman dış düşmanlardan değil, kendi içindeki nefsin vesveselerinden zarar görür. Bu sebeple Mesnevî-i Nuriye, insanın kendi iç dünyasını tanımasına ve nefsin hilelerini fark etmesine yardımcı olur.
Nitekim Üstad Hazretleri Mesnevi-i Nuriye’nin Mukaddime kısmında şöyle buyurmaktadır:
“O Yeni Said’in münazarasıyla nefis ve şeytanın tam mağlûp edilmesi ve susturulması gibi, Risale-i Nur dahi yaralanmış tâlib-i hakikati kısa bir zamanda tedavi ettiği gibi, ehl-i ilhad ve dalâleti de tam ilzam ve iskât ediyor. Demek, bu Arabî Mesnevî mecmuası, Risale-i Nur’un bir nevi çekirdeği ve fidanlığı hükmündedir.”
Celâl Yalçın Ağabeyin Mesnevî-i Nuriye Muhabbetinin Hikmeti
Bu ifadelerden anlaşılıyor ki Mesnevî-i Nuriye, yalnız teorik bilgiler veren bir eser değildir. Aynı zamanda nefis ve şeytanın şüphelerinden kurtulmak isteyen hakikat talipleri için bir tedavi reçetesi hükmündedir. Üstadın ifadesiyle burada elde edilen imanî bilgiler, sadece ilmî malumat seviyesinde kalmaz; adeta gözle görülmüş hakikatler derecesinde bir yakin ve itminan kazandırır. İlmel-yakîn mertebesindeki bilgi, aynel-yakîn kuvvetinde bir kanaate dönüşür.
Merhum Celâl Yalçın ağabeyin Mesnevî-i Nuriye’ye gösterdiği hususî alâkanın sebebi de büyük ihtimalle buydu. O, bu eserin insanın kalbini, aklını ve ruhunu besleyen güçlü bir kaynak olduğunu biliyordu. Bu sebeple her fırsatta Mesnevî-i Nuriye’yi açıyor, “İ’lem Eyyühe’l-Aziz!” hitabıyla başlayan dersleri okuyarak hem kendi istifade ediyor hem de etrafındaki insanlara bu kıymetli hakikatleri ulaştırmaya çalışıyordu.
Bugün de iman hakikatlerinin çeşitli şüphe ve saldırılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde Mesnevî-i Nuriye, tazeliğini ve rehberliğini muhafaza etmektedir. Nefsini tanımak, kâinatı doğru okumak, imanını kuvvetlendirmek ve kalbî bir itminana ulaşmak isteyenler için bu eser, Risale-i Nur’un köklerine ve çekirdeğine açılan müstesna bir kapı olmaya devam etmektedir. Celâl ağabey gibi bu kapıyı çalanlar ise, yalnız bilgi değil; aynı zamanda marifet, yakin ve manevî huzur da bulmaktadırlar.