Cennette gençlik herkesin hakkıdır

Gebze’den Ahmet Uğur: “Cennet hayatında anne, baba ve büyüklerimizle beraber olacağız. Hepimiz aynı yaşta [akran] olacağımız için, onlara nasıl saygı göstereceğiz? İnsan kendi yaşındaki birine anne, baba, dede diyebilir mi?”

Kıyametten sonra “yeniden yaratılış” herkesi kapsayan bir tecellidir.  Hiç kimse bu “yeniden yaratılış lütfundan” hariç kalmaz.

Kur’ân müjde ediyor ki: “Şüphesiz, Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık.”1

Kur’ân’ın müjdesi, Cennette babaların, annelerin, dedelerin, ninelerin, dedelerin dedelerinin, genç nesiller ile hepsi genç yaşta yaşıt ve akran olarak yeniden yaratılmış olacakları şeklindedir.

Cennetin sistemi, hukuku, standardı, kabulü böyle oluşturulmuştur.

Kaldı ki bazen amca ile yeğenin, teyze ile yeğenin yaşıt olma, hatta yeğenin yaşça daha büyük olma durumu dünyada bile mümkündür ve vakidir. Öyle ki, yeğen, kendisinden yaşça küçük olan amcasına amca demekten çekinmiyor.

Cennette gençlik herkesin en has hakkıdır. Aksi olsaydı, yani eskiden yaratılanlar sırf onlara dede veya nine densin diye daha yaşlı yaratılsaydı, onlar için haksızlık olurdu.

Bu Cennet hukukuna uygun düşmezdi. Bu sebeple meselâ dedem, dedemin dedesi, onun dedesi… ila ahir benimle aynı yaşta olacaktır. Çünkü orası Cennet’tir.
Ve ben onlara dede diyeceğim.

Olsun! Bunda ne sakınca var?

Esasen dede veya nine diye anılmak için Cennette yaşlı yaratılmaya gerek de yoktur.

Dünyada bulunan babalık, annelik, amcalık, dayılık, teyzelik, halalık, dedelik, ninelik gibi vasıflar ve değerler Cennette de aynen baki kalacaktır. Ama Cennet tenasül yeri olmadığı için bu vasıflar ve değerler sırf birer–tabir caiz ise—nostaljik değer, anı değer, teberrük değer, itibari değer gibi kalacaktır. Bu vasıflar ve değerler birer imtiyaz değer olmayacaktır.

Belki torun dedesinden, evlât atasından daha yüksek bir mevki alabilecektir. Fakat bu yükseklik tevazu içinde olacak, evlât atasına ukala olmayacak, yukarıdan bakmayacaktır.

Cennet kâinattan daha geniştir

Ankara’dan Rıdvan Bey: “Cennette milyonlarca dünya hayatı istesek ve yaratılmış bütün âlemleri istesek ve istediğimiz gibi yaşamak istesek bunlar olur mu?”

Hayallerimiz ne kadar boş ve saçma isteklere sahip olursa olsun; Cennetin imkânları, nimetleri, lezzetleri, âlemleri hayallerimizi fersah fersah aşacaktır.

Çünkü Cennetler aklımızla, havsalamızla, hayallerimizle kuşatamayacağımız kadar zengin ve geniştir: “Orada nefislerin iştiha duyacağı, gözlerin zevk alacağı her şey onlar içindir.”2

Ne kadar geniştir denirse…

Kur’ân anlayacağımız şekilde anlatıyor: “Arz ve semavat” kadar!

Kur’ân’ın “arz ve semavat”tan kastı, bütün kâinattır.  

İşte o âyetler: “Cennetin arduhâ’s-semavati ve’l-ard” (Arz ve semavat kadar geniş olan Cennet)3 veya “Cennetin arduhâ ke-ardi’s-semâi ve’l-ard” (arz ve semavat gibi yeri geniş olan Cennet)4

Bu âyetlerden Cennetin, devasa küreleri ve baş döndürücü galaksileriyle bütün kâinattan daha geniş olduğunu anlıyoruz.   

Bediüzzaman münacatında diyor ki: “Güneşin sair arkadaşları olan yıldızların bir kısmı âhiret âlemlerine bakarlar ve vazifesiz değiller; belki baki olan âlemlerin güneşleridirler.”5

“Ecrâm-ı semâviyenin gözleri hükmünde olan yıldızlar dahi, güya, melâikeler gibi, zemin yüzündeki nazenin masnuatı gördükçe, Cennet âlemine bakıyorlar. O muvakkat harikaları baki bir surette Cennette dâhi müşahede ediyorlar gibi, bir zemine, bir Cennete bakıyorlar. Yani o iki âleme nezaretleri var demektir.”6

Keza Bediüzzaman yıldızların nuru “âlem-i nur olan Cennetten”, narı ve harareti de Cehennemden aldıklarını bildiriyor.7

Bize, Cennete girmek kalıyor.

Allah bütün Nur ve İman ehlini Cennetine alsın. Âmin.

Dipnotlar:
1- Vakıa Sûresi: 35.
2- Zuhruf Sûresi: 71.
3- Âl-i İmran Sûresi: 133.
4- Hadid Sûresi: 21.
5- Lem’alar, Münacat, s. 351; Şuâlar, s. 45; Asa-yı Musa, s. 188; Tarihçe-i Hayat, s. 333.
6- Sözler, s. 208. 7- Mektubat, s. 15.
02.04.2014

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*