CNR’deyiz

Önceki gün CNR Kitap Fuarı’ndaydık. Misafir ve dostlarımızı Yeni Asya Neşriyat standında ağırlamaya çalıştık.

Fuara gelen misafirler ne yazık ki, istenilen rakamda değildi. Ama dostlarımız bizi yalnız bırakmadı. Hem geçmiş günlerden hem de gelecekteki yeni projelerimizden bahsettik.

Kitap, her daim siyaset dışı bir gündem olagelmiştir. Mümkün olsa, her hafta değişik bir isim altında “fuar”lar düzenlense veya faaliyetler organize edilse, ne iyi olur.

Kabul edelim ki, ülkemizde kitap okuma alışkanlığı araştırma konusu olamayacak kadar az. Kitap okuma alışkanlığının azalmasında belki de en büyük etken, dizi haline getirilmiş kitaplar olabilir.

İnternet ve televizyon sayesinde zaten az okuyan bir toplum olan şu canım ülkem insanları daha da az okur hale geldi.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de televizyonun okuma alışkanlığını engellediği bir gerçek. Bu durum Millî Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı raporla teyit edilmiş oldu.

Televizyon izleme alışkanlığının özellikle son yıllarda okuma alışkanlığı edinmede en belirgin engelleyicilerden biri olduğunun belirtildiği raporda, çeşitli dönemlerde öğrenciler arasında yapılan anket sonuçlarına da yer verilmiş.

Anketten hareketle öğrencilerin boş zamanlarının büyük bir bölümünü ‘evde’ geçirdikleri ifade edilen raporda ayrıca;

-Her Japon’un yılda 25,

-Her İsviçre’linin 10,

-Fransız’ın 7,

-Türkiye’de ise her 6 kişinin yılda sadece bir kitap okuduğu belirtilmiş.
***
Hep söylenir; televizyon izleme alışkanlığı ABD’den sonra Türkiye ikinci sırada yer alır diye… Doğrudur. Bu madalyonun bir yüzü… İkinci yüzü ise, kitapların dizileştirilmesinin kitap yazarına yapılan saygısızlığı… Kitabın muhtevasından çıkılıp, farklı senaryoların oluşturulması… Sakız gibi uzatılan dizilerin başında geçirilen harcanmış zamanlar.

Ne yazık ki, insanlar günübirlik konuşmalarında artık dizileri tartışır oldu. Siyaset, ülkenin durumu, ekonomi arka sıralara atıldı. Ya düşünme konusu…

İşte o konuda ne yazık ki zaafiyet oluşuyor.

Üstüne üstlük; düşünceden yoksun programlar ekranlardan daha sık verilmeye başlandı. Özellikle magazin programların sayısı gittikçe artıyor. Kim kiminle ne yapmış, kim ne giymiş dedikoduları ve geyikleri aldı başını gidiyor.

İsteniyor ki, ülkemde televizyon izleyen insanlar yarım akıllı olsun. Düşünmesin… “Arz talep” diye kendini savunan televizyon yapımcıları saçma sapan dizileri seyirciye izlettirme çabaları ile, “düşünmeyen ve akıl etmeyen” bir toplum oluşturma çabası içinde.

Bu gafletten uyanalım. Okuyan, düşünen ve ilerleyen bir toplum haline gelmek bizim elimizde.

Bu vesileyle, bu gün de kitap fuarındayız.

Dostlarımıza kavuşmak zamanıdır.

Haydi!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*