EURONUR ÖZEL

Çözüm Süreci

Özel Makale /çözüm

Devlet olmanın gereği hukukta istikrardan geçer. İstikrar demek kararlılık demektir. Mahkemelerde kanun hakimiyeti vardır. Mahkemelerin verdiği kararlar uygulanır. Devletin mahkemeleri siyasilerin yaz-boz tahtası haline çevrilemez.

Yargı Bağımsızlığı ve Kesin Hükümlerin Önemi

İç ve dış gelişmeler hangi yönde olursa olsun kesinleşmiş mahkeme kararları mutlaka uygulanmalıdır. Mahkeme derken, mevcut mahkemelerin kararlarına karşı bireysel müracaat yapılabilen Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini de içine alan yargılamanın son noktasına kadar olan bütün mahkemeleri kastediyoruz.
Bir dava ile ilgili olarak açık, şeffaf ve tarafsız bir yargılamadan sonra yargı mercii bir hüküm vermiş ise siyasilerin bu hükmü değiştirmeye çabalaması yargıya olan güveni sıfırlamak demektir. Aslında yargı mercileri bu siyasilere hadlerini bildirmek için harekete geçip kulaklarını çekmeleri gerekir ta ki bir daha böyle yaramazlıklara teşebbüs etmesinler.

Güvenlik Duvarı: Sessiz Sedasız Tamamlanan Bir Proje

Suriye’de meydana gelen olaylar Türkiye’yi de yakından ilgilendiren gelişmelerdir. Türkiye bu gelişmelere elbette seyirci kalamaz ve kalmamalıdır. 2016 yılında başlayıp 2021 yılında tamamlanan ve halen 1079 kilometreye ulaşan güvenlik duvarı Suriye ve Irak sınırında tamamlandı. Bu duvar Irak’ta meydana gelen ABD işgali ile Suriye’deki son olaylara karşı bu iki ülkede oluşacak muhtemel gelişmelerin Türkiye’ye etkisini önlemek maksadı taşıyordu.
Ve bu güvenlik duvarı sessiz sedasız başladı, basında hiç haber konusu olmadı. Hiçbir siyasi tartışmanın da gündemi olmadan tamamlanıp bitirildi. Bu doğru bir yatırım mı idi yoksa hiçbir faydası olmayacak bir yatırım mı idi kimse bunu tartışmadı. Bu yatırımın maliyeti hakkında da hiçbir bilgi yok. Evet bu ve benzeri konular dış gelişmeler dolayısı ile siyasetin konusuna girebilir ve tartışılabilir.
Ancak dış gelişmeler bahane edilerek yargı yolu tamamlanmış ve hakkında kesin hüküm verilmiş olan mahkeme kararlarını yok sayıp mahkûm olanlara siyasetin kapısını aralamaya çalışmak yargı mercilerinin varlığını sorgulatma yolunu açar ki bunun adı düzenin bozulmasıdır. Anarşi ve kaos demektir. Çözüm süreci değil kördüğüm süreci demektir.

Toplumsal İnancın Erozyonu: Devletin Sonu mu?

Suç işlemiş olanların ceza almayacakları inancı toplumda yaygınlaşmaya başladığında ihkâk-ı hak dediğimiz herkesin kendi davasını halletmek yolu açılır ki artık ortada ne devlet kalır ne düzen ne de asayiş. Mahkûm olanın iyi halinden dolayı cezası infaz edilirken cezada birtakım indirimler yapılması bütün dünya ülkelerinde kabul edilmiş ve uygulanan bir yöntemdir. Bu başka bir meseledir.
Ancak birtakım kimselerin cezalarının uygulanmayacağı, bir şekilde işledikleri suçların yanlarına kâr kalacağı inancı toplumda yaygınlaşırsa Anayasa’nın da kanunların da hiçbir anlamı kalmaz. Ortada devlet diye bir şey de kalmaz. Kimin kılıcı keskin kalbi katı olursa onun sözü geçmeye başlar. Zalim olanlar zulme, mazlum olanlar ağlamaya başlar.
Demek ki hakkında kesin hüküm olanlar cezalarını çekmelidirler. Çözüm süreci gibi parlak laflarla yargı kararlarını paspas etmeye kimsenin hakkı yoktur. Yersiz bir merhamet ile binlerce maddi manevi hukukları heder eden kimseleri affetmek, hakları heder olanlara büyük bir zulüm olur.
“Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa cehennem ateşi size de dokunur.” (Hûd, 11/113).
Ayeti bu yola tevessül edenleri geri döndürmeye yeter. Geri dönmüyorsa “zarara kendi rızası ile razı olana merhamet edilmez” kaidesine göre o zulme rıza gösterene de merhamet edilmez.
Dış siyasetteki gelişmeler ne olursa olsun içerideki istikrar korunmalıdır. Zaten içerideki sağlam duruş, dışarıyı da hizaya sokar. Çalkantılı denizin karadaki sağlam kayalara çarpıp sükûnet kazanması gibi kaya gibi yerinde durmak, sınır dışındaki olayları da bir müddet sonra sessiz ve sakin hale getirir.
Hukukun üstünlüğünü korumak herkesin boynunun borcudur. Hukuk bir gün herkese lazım olacaktır. Bugün bir takım basit siyasi hesaplarla hukuku geçersiz bir meta haline getirenler yarın hukuka ihtiyaçları olduğunda onu bulamaz hale gelirler. Kendim ettim kendim buldum şarkısını söylemeye başlarlar.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu