Ekonomide Ortaklık ve Kurumsallaşmanın Önemi
Dünyanın baş döndürücü ekonomik gündeminde, günümüzde ferdi teşebbüslerin zayıf kaldığı, hatta hiç hükmünde olduğu bir gerçektir. Bu nedenle, ekonomik ve ticari faaliyetlerde şirketler ve ortaklıklar etkili olmakta ve kayda değer katma değer üretebilmektedir. Bu şirket ve ortaklıkların ise “kurumsallaşma” dedikleri sağlam esaslara dayalı, yani ilkeli bir yönetim ve faaliyet anlayışına sahip oldukları ölçüde ayakta kaldıkları bilinmektedir.
Bu süreçlerini daha sıkı ve ciddi şekilde yürütebilenler ise “küreselleşme” adı verilen dünya genelindeki üretim ve ticaret zincirinde yer almaktadır. Aslında bu konunun özü ve çekirdeği diyebileceğimiz hakikati, Allah (C.C.) 1446 yıl önce dikkat ve tefekkürümüzün önüne koymuştur. Ancak ne yazık ki bundan yeterli dersi alamadığımız ortadadır.
Davud (A.S.) ve İki Davacının Kıssası
Konu ile ilgili ayet-i kerimeleri hatırlayacak olursak:
(Ey Resulüm!) Sana o davacıların (hasımların) haberi (ve hikâyesi) gelip (ulaşmadı) mı? Hani (Davud’un bulunduğu mekâna) mihraba (girmek için) yüksek duvarlardan tırmanmışlardı.
O vakit Davud’un (yanına) girdiklerinde o, onlardan ürkmüş (ve sakınmıştı.) Dediler ki: “Korkma (biz) iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlık yaptığı (iddiasındayız.) Şimdi sen aramızda Hakk ile hükmet, (vicdani) kararında (taraf tutup) zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip (barışa) ulaştır.”
(O iki kişiden birisi dedi ki:) “Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat’ (veya himayeme bırak) diye (beni kandırmaya çalıştı) ve konuşmada bana üstün çıktı” (kafamı karıştırdı).

(Davud) Dedi ki: “Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiş (ve haksızlık yapmıştır.) Doğrusu (emeklerini ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı (böyle) tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; (ama) onlar da ne kadar azdır” (diyerek onları uzlaştırıp yatıştırdı). Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi anladı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rükû ederek yere kapandı ve (Bize gönülden) yönelip-bağlandı.
Biz (ona şunları da hatırlattık): “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife (devlet ve hükümet reisi ve ümmetinin peygamberi) yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet… Sakın keyfi hevâya ve nefsi arzulara uyma! (Zira hevâ ve heves) Seni Allah’ın yolundan ayırıp uzaklaştırır. Doğrusu, hesap gününü unutarak Allah’ın yolundan sapanlara çok çetin bir azap vardır.” (Sad Suresi 21-26)
Kur’an-ı Kerim de bu konunun kıyamete kadar hafızalarda kalacak üslup ve kıssa ile anlatılması elbette bir hikmete binaendir.
Şirket Ortaklıklarında Adaletin Önemi
Bilindiği gibi, şirketlerde hisse sahipleri vardır ve genel kurullarda oy gücü hisseleri oranındadır. Ekseriyetle çok hissesi olanlar, az hissesi olanları alınan kararlarda devre dışı bırakma eğilimindedir. Bu durum, küçük hisse sahiplerinin genel kurulda olan bitene sadece seyirci kalmasına yol açar. Genel kurul bitiminde çok hissesi olanlar büyük bir zafer kazanmış gibi keyifle ayrılırken, küçük hisse sahipleri bir veya iki yıl daha ümitsiz bir bekleyiş içinde hüzünle dağılırlar.
Bu durum, 99 koyunu olan kişinin kardeşinin bir koyununu da katmak istemesine benzer. Halbuki zulmetmişlerdir. Fakat farkında değildirler. Bu hesap, pişmanlık gününde önlerine yeniden çıkacaktır. Hesabın kapanmadığını keşke bilselerdi.
Ortaklıkta İhlas ve Kardeşlik Bilinci
İman edip salih amel işleyenler böyle bir zulme düşmezler. Ne var ki, bu kimseler de oldukça azdır. Ortaklık güzeldir; fakat ortağının hakkına tecavüz etmemek şartıyla. Külfet-nimet dengesini adalet esasları üzerine kurmak kolay değildir. Ancak bunu başarabilenler, Allah’ın (C.C.) rızasını kazanarak hem maddi hem de manevi nimetlere nail olurlar.
Kardeşinin hak ve hukukunu gözetmenin dünyevi maddi kazancı böyle. Şirket-i maneviye olan manevi hizmetlerimizde ise bu konu nihayet ciddiyet ve öneme haiz. Kardeşlerimizin hissesi ne olursa olsun yeter ki hissesi olsun o hisseyi elinden almaya çalışanı mahkeme-i kübrada; hissesinin verilmesini talep eden davacı ile karşı karşıya getirecektir. Bu hesaptan da kurtuluş yoktur.
İşte, ey kardeşlerim! Madem umur-u dünyeviye de, kesif maddelerde böyle ittihad, ittifak ile neticeler, böyle azîm yekûn faydalar verir. Acaba, uhrevî ve nuranî ve tecezzî ve inkısama muhtaç olmayarak ve fazl-ı İlâhî ile her birisinin aynasına umum nur in’ikâs etmek ve her biri umumun kazandığı misil sevaba mâlik olmak, ne kadar büyük bir kâr olduğunu kıyas edebilirsiniz. Bu azîm kâr, rekabetle ve ihlâssızlıkla kaçırılmaz! (Lem’alar)