Demokratik süreçler ve sabotajlar

Türkiye’de, ne zaman demokrasinin ülkede tesisini hedefleyen demokratik bir süreç başlatılırsa, derin odaklar harekete geçer; onun yolunu kapamak için toplumda anarşi körüklenir, kaos ve çatışmalar devreye sokulur.

Sonra devlet, demokrasinin canına okuyan şiddetli güvenlik tedbirleri almaya yöneltilir. Daha sonra o süreçleri başlatan demokrat güçler etkisiz hale getirilerek ehliyetsiz, müstebit siyasî güçlerin yolu açılarak iktidara taşınır. Bu güçler de yanlış politikalarla halkı canından bezdirerek ülkeyi çökerterek onlarca yıl geri götürürler.

Aharar/ demokratların 1950’lerde başlattıkları ve devam ettirdikleri, Türkiye’yi demokrasi ve ekonomik yönünden kalkındıran demokratik süreç, anarşinin körüklenmesi sonrasında ordu içinde bir cunta 27 Mayıs 1960’ta kanlı bir darbeyle demokrat yönetimi alaşağı etti.

İşlerin normale dönüp demokratların Süleyman Demirel’in liderliğinde 1965’te tekrar iktidara gelmesiyle canlanan demokratik süreç, 1971’de muhtıra ile demokrat yönetimini istifa ettirmeleriyle tekrar inkıtaa uğradı.

Demokratlar, 1973-1980 arasında ülkeyi koalisyonlarla yöneterek Türkiye’yi kalkındırma hamlelerine devam ettiler. Derin odaklar tekrar harekete geçerek anarşiyi körüklediler. O dönemde 5000 genç anarşinin kurbanı olmuştu.

Darbe öncesinde vazifesini yapmayarak çatışmalara seyirci kalan eden ordu yönetimi, anarşiyi bahane ederek 12 Eylül 1980’de silahlı darbe ile demokratik süreç yine sabote edildi.

Süleyman Demirel’in Yeni Asya’nın destek vermesiyle halkı uyandırması ve demokratik süreci canlandırmasıyla demokratlar, 1991 seçimlerini DYP (Doğru Yol Parti) ile birincilikle kazandılar, SHP (Sosyal demokrat Halkçı parti) ile koalisyon kurarak iktidara geldiler, 1991-1995 arasında, ülkede cesur demokratik adımlar attılar.

O dönemde SHP’li Kültür Bakanı Fikri Sağlar, devlet imkânlarıyla Risale-i Nur Külliyatını satın aldırarak devlet kütüphanelerine koydurmuş, büyük şehirlerin ana caddelerinde yer alan ilan Billboardlarda Üstad Bediüzzaman’ın resmi yanında “Bediüzzaman Said Nursî devlet kütüphanelerinde sizi bekliyor” reklamı yaptırmıştı.

Yapılan demokratik atılımlarını hazmetmeyen derin odaklar, ordu yönetimini iğfal ederek onlara 28 Şubat 1997 darbesini yaptırdılar, demokratların içinde bulunduğu hükümeti silah zoruyla indirdiler ve kukla bir hükümet kurdurdular, onun eliyle dindarlara ve din kurumlarına zalimane darbeler indirdiler.

O süreçte derin odaklar, 2002’de fitne fesat oyunlarıyla demokratları etkisiz hale getirdiler ve şimdiki demokrat olmayan hâkim siyasîlerin önünü açtılar. 20 yıldan bu yana bu siyasîlerin içte ve dışta ülkeyi getirdikleri perişan durum ortadadır.

Ufukta görülen çok önemli bir seçim vardır. Ülkeyi istibdat ve baskıyla yöneten Cumhur İttifakına karşılık, Demokratik süreci başlatmayı hedefleyen bir Millet ittifakı vardır.

Derin odaklar, geçmişte yaptıkları gibi bu ittifakı dağıtmak ve demokratik süreci sabote etmek için değişik oyunlarını devreye sokmaya çalıştıkları görülmektedir. Millet ittifakının bu oyunları boşa çıkarması lazımdır. Aksi halde daha uzun seneler baskı ve zulüm altında yaşamaya devam ederiz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*