Dersleri ihmal eden vitaminsizlikten gider!…

Vitaminlerden bahsediliyor, vitaminlerin faydalarından, eksikliğinin ortaya çıkardığı zararlardan söz ediliyor. Vitamin nedir? Vücudumuza lâzım olan her elementin toplandığı, öbeklendiği yiyecek ve içeceklerdeki farklı şekillerdeki, hallerdeki özler, asıllar, faideli ve lâzım olan kısımlardır diyebiliriz kısaca. Yani yeme ve içmenin vücutlarımıza faide ve zarar noktasından özetidirler vitaminler. Eksiği bir dert, fazlası bir dert iken normali şifa ve hayattır vitaminlerin.

Haklı olarak şaşıran veya hayrete düşen okurlarımız olmuştur her halde, yazarımız acaba meslek mi değiştirdi diye? Hayır ne doktorluğa, ne de eczacılığa özenmedim. Ama kıyas ve misallerle hakikatler daha iyi anlaşıldığı için birinci paragrafı zikrettim.

Hayatımızı, doğumdan ölüme kadar büyük bir vücud kabul edersek, bu hayatın devamı, bu vücudun yaşaması içinde maddî ve manevî vitaminlerin lâzım olduğunu kabullenmeliyiz.

Hemen herkesin mütehassıs olduğu hele bu günlerde ahkâm kestiği maddî yönden hayatın maddesi için lâzım olan vitaminlerden haberi olmayan, bilgisi olmayan nerdeyse yok gibidir. Elbette bu lâzımdır. Ama manevî gıdaların vitaminlerin önüne geçecek kadar değil…

Aklını dağıtmış, kalbini bozmuş, ruhunu karartmış hiçbir vücud, hiçbir maddî vitaminle deva ile iyileştirilemez, düzeltilemez ve hayatı devam ettirilemez.

Ruhların, kalblerin, akılların vitamini gıdası, devası ve hastalıklarının çaresi ise Kur’ân eczahanesinden başka bir yerde de bulunmamaktadır. Kur’ân’ı okumak, Kur’ân’ı dinlemek, Kur’ân tefsirlerini okumak, Kur’ân’ı anlayabilmek ve Kur’ân’ın zikrettiği Rabbimizin emir ve isteklerini fiiliyata dönüştürebilmek akılların, kalblerin, ruhların en büyük gıdası, vitamini, devası ve ilâcıdır.

Küçücük insanın, küçücük vücudundaki maddî, manevî varlığı, hayatı Kur’ân’ın nuruyla devam ettiği gibi; kâinatta ki hayat, vücud ve maddî, manevî varlık da Kur’ân’ın nuruyla devam etmektedir.

Önemli olan Kur’ân nurunu elde etmektir. Elde edilen bu nurun devamlı olmasını sağlayabilmektir. Devamını her zaman biriminde maddî manevî vücudumuza, hayatımıza sunabilmek, verebilmektir.

Bu nasıl olur? Kur’ân okuyarak. Kur’ân tefsirlerini okuyarak. Kur’ân ve Kur’ân tefsiri Risale-i Nur derslerine devam ederek. Bu derslerin takip edilmesi ve devamlı, düzenli ihmal edilmemesi konularında bir cehd, bir gayret, bir çalışma göstererek.

Dedik ya vitamin lâzım. Ders vitamini de her zaman lâzım. Hayatımızın her safhasında, maddemizin devam ettiği her halimizde manevî vitamin ihtiyacımız her anımızda lâzımdır.

Öyle ise gelin manevî vitamin deposu iman, Kur’ân, Risale-i Nur derslerini hiçbir zaman ihmal etmeyelim!..

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*