Din eğitimi yaşayarak verilmeli

Çocuklar evin meyvesidir. Bir ağaç her şeyiyle meyvesine hizmet ettiği gibi, aile fertleri de bu meyveyi olgunlaştırmak için çalışmalıdır.

Küçük yaşta verilmeyen eğitimin ileride neticesi beklenemez. Bu her konuda olduğu gibi, dini konularda da aynı şekilde değerlendirilir. Bediüzzaman Said Nursî’nin de dediği gibi “Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir.” Dolayısıyla anne ve babanın yegâne vazifesi, çocuğunu ahlâkî, imanî gelişimini tamamlayan iyi bir insan olarak yetiştirmektir. Yapılan araştırmalarda uzmanlar da, 0-6 yaş eğitiminin ne kadar etkili olduğunu desteklemektedirler.

Her eğitim gibi, ilimlerin en güzeli olan iman eğitiminin de küçük yaşlarda başlaması önemlidir. Gerek çocuklarına verdiği eğitimlerle, gerek sunduğu çalışmalarla bu konuyu özümseyen  ve örnek bir hayat sergileyen Yazar Hatice Kübra Tongar ile yaptığımız röportajda, din eğitiminin yaşayarak ve sevdirerek verilmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi: “Din eğitimini yaşayarak vermek… Eğitimin her safhası için geçerli altın kural tam da budur: ‘Kal ile değil hal ile terbiye vermek’ tir. Dolayısıyla ebeveyn olmadan önce kendimize şunları sormakta fayda var: Nasıl bir evlât yetiştirmek istiyorum? Ona hangi değerleri, hangi erdemleri kazandırmak istiyorum? Hangi alışkanlıklara sahip olsun, günlük rutininde neler olsun istiyorum? Nasıl bir aile ortamında büyüsün istiyorum?

Beslenme alışkanlıkları gibi ‘aile kültürü’ öğeleri nasıl şekillensin istiyorum? Bu soruların her birine teker teker cevap verdikten sonra sıra altın soruya gelir. O soru şudur: ‘Bütün bunları ben yapıyor muyum?’

Güzeller güzeli Peygamberimizin (asm) asırlara yayılan öğretisinin bu denli kalıcı etki bırakması, hem kendi zamanında hem de çağlar sonrasında yüreklere dokunuyor olmasının önemli sebeplerinden biri Peygamberimizin (asm)  ‘anlatan’ ya da ‘emreden’ Peygamber olmanın öncesinde ve ötesinde ‘yaşayan’ Peygamber olmasıdır. O (asm) söylediğini yaşar, yaşadığını söyler. Biz ebeveynlerde din eğitiminde eksik kaldığımız yerleri tesbit etmeli ve çocuğumuza söylemeden önce biz yaşamaya gayret etmeliyiz.”

Evet, çocuklar her konuda aile fertlerinin yaptıklarını taklit etmek isterler. Ve kendilerinden istenilen davranışları, önce karşıdan beklerler. Bu noktada onların iyi bir gözlemci olduklarını unutmamak ve ona göre hareket etmek gerekir. Çocukların tam ve etkili iman eğitimi kazanmasını istiyorsak, konuştuğumuz her cümleye, yaptığımız her davranışa dikkat etmemiz gerekiyor.

Tongar, yaşadığı bir hadiseyle bu durumu ifade ediyor:

“Üniversitedeyken bir hocamız ‘çocuklar bilgi hırsızıdır’ derdi. ‘Anne babalarının tüm davranışlarını ve davranışların altındaki niyeti bir hırsız gibi alırlar ve kendilerinin bilirler.’ Çocukların ‘hal’ diliyle nasıl da kolayca eğitilebildiklerini, davranışlarımızın onların dünyasını nasıl da etkilediğini, hatta şekillendirdiğini her fark edişimde kısa zaman önce rahmetli olan hocamı minnet ve duâyla anıyorum.

Çünkü doğrudur; çocuklarımıza öğretmek istediğimiz şeyleri biz öğrenmedikçe, yaşatmak istediğimiz duygu durumlarını yaşamayı beceremedikçe, evlâtlarımızdan da beklememiz gerçekçi değildir.”

Çocuklara iman eğitiminde öncelik aslında kendimizden başlıyor. Bir ailede imanî, insanî bütün değerler yaşanıyorsa, din eğitiminin önemli bir kısmı tamamlanmış demektir. Geriye tatlı söz ve ilgi kalıyor. O da çocukların aile fertleri üzerindeki hakkı olsa gerek.

Tongar, Bediüzzaman Said Nursî’nin ahiret inancının çocuklara Cennet fikri ile anlatılması gerektiğini tasdikleyerek, şunları ekliyor: “Çocuklar ne kadar yanlış tutumlarda bulunursa bulunsunlar Cennete giderler. Onlar için ceza-i müeyyide yoktur. Dolayısıyla din eğitimi ‘sevdirerek’ Cennet anlatımıyla bina edilir.”

Velhasıl, dinî eğitimin temeli ailede atılır. Aile fertleri, İslâmî değerleri ne kadar yaşar ve anlatırsa, çocuklar da o kadar bilinç kazanır. Bunun için sevgi, ilgi, biraz da sabır gerekiyor. İleride meyvesini göreceğiniz bu davranışlar da fazla olmasa gerek.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*