Hayatın Her Anında Din Neden Karşımıza Çıkıyor?
Hayatın her anında din karşıma çıkıyor. Durmadan şunu yap, bunu yapma… Altında kaldım ben bunun, günahlar, cehennemler… Sende sabah akşam dinden bahsediyorsun. Bir seferlik, içinde din olmayan, dinsiz bir yazı yazamaz mısın?
Yazarım tabii ki. İçinde din olmadan, dinden söz etmeden, cennet cehennemi anmadan da yazabilirim. Hadi başlayalım.
Önce, “insan nedir” ona bakalım. Sonra da “dini kaldırabilir miyiz” onu düşünelim.
İnsan Nedir? Kâinatın En Cemiyetli Meyvesi
Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur’da insanı tarif ederken şöyle der:
-
“Şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi.”
(Cansızlardan, bitkilere, hayvanlara kadar bütün varlıkların ağacının meyvesi insandır ve şu kâinatın küçük bir modeli ve numunesi hükmünde bir sanat eseridir. Kâinatta ne varsa, onun küçük bir misali ve numunesi insanda da var.) -
“Kâinat sarayının en mükerrem misafiri.”
(Bütün sistemlerin (güneş-ay-mevsimler-bitkiler-hayvanlar) insanın varlığına hizmet etmesi, bunu açıkça gösterir.)
Ben sadece bu iki tanesini aldım. İsteyen “Risale-i Nur’da insan tarifi” yazıp Google’da daha fazlasına bakabilir.
İnsan, yaratılışının derinliklerinde bazı temel duygularla donatılmıştır. Artık çağımızda, her düşünceden ve her kültürden insan bu üç temel meseleyi fark etmeye başladı. Çünkü bunlar insanın genlerinde, doğasında yani “fıtratında” var.
İnsanın Değişmeyen Üç Özelliği
-
Hakikati Arama Meyli:
Artık insanlar kolay kolay aldatılamıyor. Araştırıyor, sorguluyor ve öğreniyor. Gerçeği bulmak için çaba sarf ediyor. Hakikat, insanın içindeki doğal (fıtri) bir pusula gibi onu yönlendiriyor. -
İnsaniyete Muhabbet:
İnsanlık duygusu, özellikle zorluk zamanlarında kendini gösteriyor. Son Gazze olaylarında da gördük; dinli, dinsiz fark etmeden herkes fıtratının sesine uydu. Çünkü insan, yaradılışında başkasının acısına kayıtsız kalamıyor. -
İnsaf Meyli:
Gerçeği kabul etme eğilimi… Hakikati araştıran, gören insan teslim oluyor. Zira gerçeğin karşısında kibirli durmak, insanın özüne ters.
“Siz hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi özgür kılacak.” – İncil
Dinden mi söz ettim? Hayır. Ama farkında olmadan İncil’den bir cümle geldi aklıma. Demek ki din insan fıtratına uygun (Bunu fıtratı şeytanlaşmış, ruhunu şeytana teslim etmişler için söylemiyorum.) ; hakikatin dili evrensel.
Dinsiz Bir İnsanlık Mümkün mü?
Şimdi sözü unutmadan sona gelelim. Dini etiketlemek, dinsiz yaşamak veya dinden uzak durmak konusunda bakalım, Said Nursi ne diyor:
“Hem de hakikat bize bildiriyor ki mütenebbih (uyanmış) olan beşer dinsiz olamaz. Lâsiyyema (özellikle) uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz. Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne (saldırısına) karşı istinad edecek (dayanacak) ve gayr-i mahdut âmâline (sınırsız arzularına) neşv ü nemâ (hayat) verecek ve istimdadgâhı (yardım istediği) olacak noktayı, yani din-i hak olan dane-i hakikati elde etmezse yaşayamaz.
Bu sırdandır ki herkeste din-i hakkı bulmak için bir meyl-i taharrî (arama arzusu) uyanmıştır. Demek istikbalde nev-i beşerin din-i fıtrîsi (doğasına uygun dini) İslâmiyet olacağına beraatü’l-istihlâl (iyi bir alâmet) vardır.” (Münazarat)
İşte mesele tam da burada. İnsanlık “uyanmış” durumda. Artık herkesin içinde bir “hakikat arayışı” var. Kimi bunu bilimde, kimi sanatta, kimi insan sevgisinde bulmaya çalışıyor. Ama sonuç hep aynı yere çıkıyor: İnsan, anlam arayışı olmadan yaşayamaz. Çünkü anlam, insana dayanma gücü verir ve bu arayış sonunda mutlaka merhametli ve bizi çok seven bir Yaratıcının kapısında zirveye ulaşır.
Dini tamamen kaldırmaya çalışmak, aslında insanı köklerinden koparmak gibidir. Çünkü din, insanın varlıkla kurduğu en derin bağdır. İnanç sadece ibadet değil; varoluşun kendisidir.
Dinden Kaçış, İnsandan ve Kendinden Kaçıştır
Bugün “din olmasın” diyenlerin çoğu aslında dogmalardan, baskılardan, yanlış temsil edilen dinden kaçıyor. Fakat hakikatin sesini susturamazlar. Çünkü insanın kalbinde o sesi bastıracak hiçbir şey yoktur. Her çağda, her kültürde, her kalpte o ses yankılanır.
Din, bir etiket değil; varoluşun kendisidir. Onu kaldırmaya çalışmak, gölgesinden kaçmaya benzer. Nereye gidersen git, o seninledir. Çünkü insan, kâinatın en cemiyetli meyvesidir ve meyve ağacını inkâr ederek var olamaz.
“Ey Hayy ve Kayyûm olan! Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster, âmin.” (On Yedinci Söz)