Malûmunuz, 9 Kasım 2025 Pazar günü, Yeni Asya Diyâr-ı Bekir temsilciliği bir panel tertib etti. Orada, ilk defa yapılan bir programdı bu. Neticede çok ses getirmişti. Ayrıca fitne çıkarmak isteyenlerin, öküzün altında buzağı araması misâli, bunda bile kendilerine göre bir vaziyet ihdas ettiler.
Panel ile alâkalı bir makale yazmıştık. Şimdi de, panel ile alâkalı bazı intibalarımızı yazalım istedik.
Cemaatimizin tertiplediği birçok toplantıya iştirak edegeldik. Diyar-ı Bekir’de yapılacak toplantımız, orada umumî olarak yapılan toplantının bir ilkiydi.
Salona girdikten sonra, panelin yapıldığı kapıya gelince bir genç, bana Kürtçe bir şeyler söyledi. Ben de, anlamaz gözlerle bakınca “Burada bu kelimeleri öğreneceksiniz Osman abi” deyince şaşırdım. Belki lâtife yapıyordu ama o iş orada, öyle olmazdı. Haaa, hukukumuzun olduğu birisi yapsa, bir nebze. Ama tanımam, bilmem. O beni tanıdığına göre, muhtemelen bizlerden biri. Ama iyi bir nur talebesi olmadığı belliydi. Haa, ben Kürtçe konuştuğu için bir şey demiyorum. İnsanlar, ana dilini konuşabilir. Ama oradaki öyle bir hareket, üstelik de, Kürtçe bilmeyen bir misafire yapılmazdı. Dediğim gibi, nur düsturlarını iyi bilmeyen biriydi.
Konuşmacılar ve Beklenmedik Anlar
Neyse, konuşmacılar sıra ile konuştu. Diyar-ı Bekir’in “Ensarioğlu” ailesi meşhurdur. Bunlar, Menderes’in DP’sinden, Demirel’in AP ve DYP’sine kadar, hep “Demokrat” larla beraber olmuşlardır. Galib Ensarioğlu da, o sülâlenin AKP milletvekili idi. Panelde, onun da konuşmacı olması iyiydi. Doğu ve Güneydoğu meselesinin çözümünün, “Bediüzzaman’sız” olamayacağını ifade etmesi güzeldi. Yalnız işte orada, parti ve siyaset yapmasaydı iyi olurdu. Panel idarecisi Ahmed Dursun, tahmin edemediği o siyâsî ifadelerden sonra, diğer milletvekili konuşmadan, siyâsete girmemesini hatırlattı. (Programdan sonra Ahmed’e; “Keşke başında bu hatırlatmayı yapsaydın da, Ensarioğlu da söylemeseydi” dedim.) Tabii, Ahmed kardeşimiz de, dediğimiz gibi, tahmin edememişti.
Bir diğer konuşmacının, daha başlar başlamaz, bizi tenkit edercesine, başlığı beğenmediğine itirazı olduğunu söyleyip; “Bu, Doğu ve Güneydoğu değil, Kürt, hattâ Kürdistan meselesidir” deyince, herkes şaşırdı. Bu mes’eleyi, üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri gibi anlamayıp da, ırkçılık şeklinde takdim ederseniz, iyi mi olur, kötü mü? Ne Türk’ün, ne Kürt’ün, ırkçısı, rafizîsi bizce makbul değildir. Kimsenin milliyetine bir şey dediğimiz yok. Ama ırkçılık damarı, din düşmanlarının işine gelen bir şeydir.
Panelden Çıkan Ortak Sonuç ve Kazanım
Tabii programın en güzel tarafı, bütün konuşmacıların hemfikir olduğu “Bu mes’elenin, Said Nursî’siz bir çözümünün mümkün olmayacağı” ifadesiydi. Ve çok kalabalık bir iştirakçinin tâkib ettiği toplantımıza, yine Yeni Asya farkının mührü vurulmuştu. Toplantıyı, birçok basın mensubu takip etmiş ve neşriyatta bulunmuşlardı. Hattâ, TRT bile “TRT Kürdî Tv’de” de, haber olarak vermişti. Hem üstad Bediüzzaman Said Nursî ve hem de, Yeni Asya’nın geniş mahfillere ilân edilmesi güzel bir şeydi.
Aklımızda kalan bu intibalarımız muvacehesinde, başta Diyarbakır Yeni Asya temsilciliği arkadaşlarımız olmak üzere, emeği ve gayreti geçen herkesi tebrik ederiz. Yukarıda bahsettiğimiz makalenin başlığındaki “Nurun bayramı”nı bile anlamayanlara da, sözümüz yok!