Diyarbakır’da muhteşem anma

Diyarbakır Dicle Kent Yeni Asya Temsilciliği tarafından düzenlenen Bediüzzaman’ı anma toplantısı Diyarbakır Ava Düğün Salonunda yapıldı. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ömer Ergün’ün yönettiği panele konuşmacı olarak gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, yazarımız Ali Ferşadoğlu ve Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Sebahattin Yaşar konuşmacı olarak katıldı.

Kur’ân-ı Kerim tilaveti ila başlayan panelin açış konuşmasını İrfan Yıldırım yaptı. Yıldırım şöyle konuştu: “Adem Aleyhisselamdan günümüze kadar her gelen peygamber Cenâb-ı Hakk’ın ilahi emirlerini ve beşerin saadet getiren hiss-i evamirini ders verdikten sonra onları, saadete, mutluluğa, ebedi hayata davet etmiş. Ancak bu yolda zaman zaman bazen pek şiddetli bazen de zalimane bu kudsi yolu kesmek insanlığı ebedi saadetten ayırmak ve huzuru bozanlar olmuştur. Ancak görüyoruz ki hiçbir medeniyette hiçbir kanun, hiçbir beşeri sistem ümmet-i Muhammed’e ve insanlığa saadet getirmemiştir ve getiremeyecektir. Ancak ve ancak ümmeti İslâmiye nur-u Kur’ân ile ve Kur’ân’ın hidayeti ile saadete vasıl olacaklardır. Bu yolda bu kudsi dâvâyı engellemek isteyenler gelmiş ve Kur’ân-ı söndürmeye, yeryüzünden kaldırmaya çalışmışlar fakat Cenab-ı Hak, Bediüzzaman Said Nursî gibi mübarek insanları müceddid-i din olarak görevlendirmiştir. Hiç kimse bu nuru söndüremeyecektir.” Dünyanın her tarafında Kur’ân Nurunun yayıldığını ifade eden Yıldırım, “İngiliz Avam Kamarası’nda, ‘Kur’ân-ı Kerim’i bu ümmetin elinden almadan Müslümanlara hakiki galip olamayız’ demişler. Bediüzzaman Van’da bunu duyar duymaz çok hiddetlenmiş ve ‘ben de Kur’ân’ın sönmez ve söndürülemez  bir nur olduğunu kâinata ilan edeceğim’ demiş. Gerçekten de bütün ömrünü memleket hapishanelerinde ve savaş alanlarında geçiren mübarek Üstad bugün dünyanın her tarafında nur-u Kur’ân’ı yaymış. İnsanlığın ebedi hayatını kazanması için  yapılan bu mücadelenin nereye ulaştığını hepimiz müşahede ediyoruz” şeklinde konuştu.

BEDİÜZZAMAN’IN DÂVÂSI İMANLARI KURTARMAKTI

Panel Yöneticisi Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ömer Ergün, konuşmasına Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını anlatarak başladı. Ergün, “Bediüzzaman’ı kelimeler ile anlatmak mümkün değil, ama en çok anlatan kelime nedir, diye sorulduğunda  Van kalesindeki medresesinde ders verirken ayağının kayıp yaklaşık 100 metre  yükseklikten aşağıya doğru düşerken söylediği söz, Bediüzzaman’ın bütün hayatını  özetlemektedir. Evet Bediüzzaman, Van kalesinde ayağı kayıp düştü zaman ‘Ah dâvâm’ demiştir. Bu cümle gerçekten Bediüzzaman’ın hayatını özetleyen bir cümledir. En zor anlarında bile kişisel bir kaygı ve endişe içerisinde olmamış, dâvâsını düşünmüştür. Bediüzzaman’ın dâvâsı; Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez bir nur olduğunu bütün dünyaya göstermektir. Şu kelimeleri çoğumuz ezbere biliriz, ‘Bana sen ona buna niçin sataştın diyorlar, farkında değilim karşımda müthiş bir yangın var alevleri göklere yükseliyor içinde evladım yanıyor,  imanım tutuşmuş yanıyor o yangını söndürmeye imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemiş istemişse de ayağım ona çarpmış ne ehemmiyeti var. Beni  nefsini kurtarmayı düşünen hodgam bir adam mı zannetmişler diyorlar, ben cemiyetin imanını kurtulması yolunda dünyamı da feda ettim ahretimi de. 80 küsur senelik hayatımda dünya zevki namına hiçbir şey bilmiyorum. Ben cemiyetin iman selameti yolunda ahretimi feda ettim gözümde ne cennet sevdası var ne cehennem korkusu Kur’ân’ımız yer yüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.’ Bediüzzaman’ın dâvâsı Kur’ân dâvâsıdır, milletin imanının muhafazası dâvâsıdır“ diye konuştu.

BU MÜCEVHERİ AÇIĞA ÇIKARMALIYIZ

Gazetemİz Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz de, Kur’ân medeniyetinin temellerinin Asr-ı Saadette atıldığını ve Avrupa’nın medenileşmesinin Müslümanlar sayesinde olduğunu belirtti. Güleçyüz, konuşmasına şöyle devam etti: “Kur’ân Medeniyeti tarihte bütün ihtişamıyla yaşanmış bir medeniyet ve bu toplantıyı yaptığımız şehir de Kur’ân medeniyetinin önemli merkezlerinden birisidir. Fakat bu medeniyet zamanla küllenmiş ve biz bu külleri temizleyerek, bu elmas mücevheri tekrar açığa çıkarmak gibi bir görevle karşı karşıyayız. Eskiden Müslümanların emekleriyle kurulmuş olan bir medeniyet belki de ahir zamanda bütün insanlığın katkılarıyla tekrar dünyanın gündemine gelecek. Bu, bütün insanların Kur’ân medeniyetinden etkilenmeleri neticesinde özellikle Hıristiyanların da katkılarıyla olacak. Hıristiyan’dan kasıt, Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi hurafelerden arınıp tevhide gelen ve İslâmiyetle birleşerek dünya gündemine gelecek olan hakikî İsevîlik.”

KUR’ÂN MEDENİYETİNE ÇAĞIMIZIN ÇOK İHTİYACI VAR

Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Sebahattin Yaşar ise, “Özellikle dünyanın geldiği günümüz noktasında, ‘Kur’ân Medeniyeti’ konusu adeta ilâç gibi geldi denilebilir. Tabiî bu ilâca, özellikle bu çağın çok ihtiyacı var. Krizlerle bitme sinyallerini çoktan vermekte olan Batı medeniyeti, artık yerini ‘Yeni bir medeniyete’ bırakacak. Sanki Batı için de, ‘eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal.’ zamanı gibi. Yani dinsiz yaşanamayacağı anlaşıldı ya dine dayanacaksın ya da dine dayanacaksın. Bu, sloganik bir yorumun ötesinde, artık kaçınılmaz bir sonuç gibi gözüküyor. Ya da tabiî beşer, attığı adımlarla bütün bütün yoldan çıkarak, erken bir kıyameti başına koparmazsa. Bu asrı çok iyi tahlil eden Bediüzzaman, eserlerinde Avrupa medeniyeti ile Kur’ân medeniyetinin mukayesesini yapmış, Medeniyet-i Hazıra’nın, gerek ahlâkî ve gerekse tüketim çılgınlığı noktasında ‘hazcı’ bir sonuca gelmiş olması ile ve hitabettiği insanların yüzde seksenini mutsuz etmesi ile aslında tam bir bitmişlik manzarası içerisinde olduğuna dikkatleri çekmiştir. Elbette, aklını kullanacak Batı dünyası, hakikat arayışını sürdürmek durumundadır. Kur’ân’ın bu asırdaki tefsiri olan Risâle-i Nur’lar, Kur’ân’ın hakikatlerini asrın fehmine takdim etmektedir. Dünyevîleşme ile hastalanmış olan asır, Kur’ân’ın akla ve mantığa uygun hakikatlerinin nurlarla takdimine duyarsız kalmayacaktır” şeklinde konuştu.

YAZARLAR KİTAPLARINI İMZALADI

Gazetemİz yazarlarından Ali Ferşadoğlu ise, Risale- i Nur’un, İslam medeniyetinin yeniden inşaası olduğuna dikkat çekerek, “İslam medeniyeti, ahlâk, iman ve fazilet medeniyetidir. Medeniyetin kaynağının iman esaslarıdır. Risale-i Nurlar ile üniversite eğitimi evimize geldi” dedi. Panel sonrasında Kâzım Güleçyüz, Ali Ferşadoğlu ve Sabahattin Yaşar, Yeni Asya Neşriyat’tan çıkan kitaplarını imzalayarak okuyucuları ile sohbet ettiler.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*