Dostluklara ‘standart tarife’ mi?

“Ve asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslâhına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe’nidir.” (Şuâlar’dan)

Hayatta dostlarınıza nasıl davranıyorsunuz? Standart tarife ile mi? Dostluklar, kardeşlikler, arkadaşlıklar. Hepsinde hususî bir münasebet var. Ruh, Allah için kurulan dostlukların açtığı menfezlerden soluklanır. İnsan, maddî âlemin kesafetinden ve ruhu ezen meşakkatlerinden kardeşliğin samimiyeti ile sıyrılır. Aranızdaki manevî bağlar, muhabbet ve samimiyetten dokunmuştur. Bu hususiyet, dostlarınıza bu özenle davranmanızı gerekli kılar.

Dost dediğin samimî bir lâtifeyi kaldırabilmeli, dost dediğin seni çekilmez olduğunda da çekebilmeli. Arkadaş dediğin, hata yaptığında yanında durabilmeli. Hatanı yüzüne söylerken, kırıp dökmemeyi başarabilmeli. Aranızda ne olursa olsun, söylenişi gibi kaba olan kabalaşmaktan uzak durabilmeli.

İşler yolunda gittiğinde değil, işler sarpa sardığında ortaya çıkar dostlukların tarifesi. Standart tarifeden mi değerlendiriliyorsunuz, yoksa avantajlı tarifeden mi?

Dostluklara, kardeşliklere standart tarifeden bağlanılmaz. Kalplere, standart tarifeden açılan bir yol yoktur. Standart tarife uygulamakla, hiçbir gönül kapısı açılmaz.

Rabb-i Rahim, kullarına standart tarife uygulamaz; seyyiâtı bir, hasenatı ise on yazar. Resûl-i Kerim (asm), kendisine en büyük hasımlık gösterenleri affeder. Yusuf Peygamber (as), kendisine kuyuyu lâyık gören kardeşlerine ‘Bugün sizin üzerinize bir kınama yoktur’ der.

Hatırınızı tutmalı dostunuz. Kusurlarınızı görmezden gelebilmeli, kırmadan, uyarmayı ihmal etmeden. “Kerim” vasfını taşıyan bir beşere nasıl davranacağını hiçbir zaman unutmamalı.

Manasız kalıpları aşmalı dostluk ve kardeşlik. Sınır ve engel tanımamalı. Manasız kuralları olmamalı.

Siz dostunuz bildiğiniz kimse için, her türlü fedakârlığa katlanıyorsanız, her zaman hatırını yüce tutup saygıda kusur etmiyorsanız, aranızdaki muhabbetin ve kardeşliğin her türlü sorunun üstesinden geleceğine inanıyorsanız… En azından dostunuz bildiğiniz kimseden de bunu beklemek hakkınız. “Standart tarifeye” göre değerlendirilmemek. Özellikle, hiçbir maddî menfaat olmayan bir iman hizmeti içinde omuz omuza çalışıyorsanız… Kesinlikle, kardeşlerinize, dostlarınıza ve mümkün olduğunca herkese “süper tarifeden” davranmalısınız…

Kısacası, ne dostluklarda, ne de manevî hizmetlerde uhrevî bir beraberliği netice verecek uhuvvetin tesisinde, standart tarife iş görmez.

Hemen unutmadan söyleyeyim, servis sağlayıcım bile “süper tarifeden” davranıyor bana. O yüzden dostlarımın ve kardeşlerimin “standart tarife“ uygulamasını kaldıramam…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*