Duâlar ve farkındalıklarımız

Duâ bir şükür ve ubudiyet olduğu gibi bir farkındalıktır aynı zamanda. Duâ eden bilmeli ve anlamalı ki; kendisi acizdir, fakirdir, kusurludur. Bunları aklına getirerek ubudiyet kastıyla, ihtiyacının karşılanması için Cenâb-ı Hakk’a, Kadiy’ül Hacata yalvarır. Aynı zamanda duâ, varlıkların ve kendisine verilen nimetlerin farkına varıp onların lisan-ı halleriyle tesbih ettiklerini görüp/düşünüp tefekkür içinde şükretmek ve ibretle bakmaktır.

Duâ konusuna birkaç yönden bakılabilir. Biri acz, fakr ve noksanlığımızı anlayıp, gururu bırakıp, göz ardı edip, enaniyetimizi ayaklar altına alıp, Cenâb-ı Hakk’a yönelmek, ubudiyet kastıyla, yardım dileyip yalvarmak şeklinde olmakta.

Numan bin Beşir’den (ra) rivayetle; Resulullah (asm) anlatıyor; ”Duâ ibadetin kendisidir.“1

Bu hadisten anladığımız kadarıyla ikinci bir duâ şekli bizzat ibadet yerine yapılan (Kur’ân okumak, ilmi meseleleri okuyup tartışmak v.s. gibi) duâlardır.

İnsan duâ eder. Müslüman da duâ eder, Hıristiyan da duâ eder, ateist de. Duâlar genellikle bir hastalık geldiğinde, bir musîbete uğranıldığında, bir imtihana girildiğinde veya gelecekte olmasını ve/veya olmamasını istediğimiz bir şey/olay hakkında edilir.

İnsan bir musîbete uğradığında duâ eder ki, o musîbetten kurtulsun. Doğrudur elbet bu yaptığı. Aslında, “Asıl ve muzır (zararlı) musîbet; dine gelen musîbettir. Musîbet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryad etmek (duâ etmek) gerektir”2

Aynı zamanda elimizden geldiği kadarıyla dine gelen musîbetlere sebep olan tesirleri ortadan kaldırmak için de çalışmalıyız. Duâ bir ibadettir denir. Peki, ibadetler de birer duâ mıdır? Duâ hem kavli, sözlü hem de fiilî/hareketle edilebilir. Çiftçinin tarlasını sürmesi, tohumları ekmesi, tarlayı bakıma alması, sulaması, ilâçlaması fiilî bir duâ sahasına girer. Peki, işi bitmiş midir, bu çiftçinin? Bitmemiştir, bence. Bundan sonra kavli, sözlü duâya geçer, o tarladan yeteri kadar ürün alabilmek için. Peki, bununla bitiyor mu, çiftçinin duâ konusu? Yine bitmemiştir, bence.

İnsanların çoğunluğu duâlarını bu şekilde iki kısımda algılıyor ve böyle davranıyorlar.

Aslında, başlangıçtan beri yapılan her fiil, her hareket, her iş ayrı bir şükrün, bir duânın, ibadetin kapısını açmalı, bunun farkında olmalı insan ve çiftçilik işlemlerinin öncesi ve sonrasında da duâsını eksik etmemelidir. Yani, tarlayı sürmek işleminde bize verdiği kudret ve nimet için, tohumları atabilme mahareti ve bilgisi için, tarlayı bakım yapabilme malûmatı ile bizi donattığı için, bütün bunların farkında olabilme idrak ve kabiliyeti verdiği için; Yaratıcımıza güzel isimleri (Esma-i Hüsna) sayısınca duâ etmemiz gerekmiyor mu?

Bazen de hasta oluruz, şifaya kavuşmak için hemen doktora gider, ilâç kullanır ve arada da aklımıza gelirse, Şafi-i hakikiden şifa talebinden bulunur yani, duâ ederiz. Peki, sıhhatli olduğumuz günler, saatler, dakikalar ve anlar esnasında vücudumuzu bu kadar mükemmel bir şekilde bize hissettirmeden, sağlıklı ve emniyetli bir şekilde işleten ve bakan birinin olduğunun farkında olup, vücudumuzun ve azalarımızın Sahibine duâ etmeyi hiç düşünüyor muyuz?

İmtihana girecek bir öğrenci, önce fiilî duâsını yapar, derslerine çalışır, sonra girer. Soruları cevaplama anında ve neticenin iyi olması için de Allah’a duâ eder. Buraya kadar her inanan normal bir insan için duâ safhası bu şekildedir. Bundan gayrisini yapmak, farklı duâ hâlleri yaşamak bence biraz daha önemli.

O, öğrenciye çalışma azmi veren, maharet ve hususiyetlerle donatan, aklını kullanabilme ve meseleleri çözebilme kabiliyetinin farkında olup, bunları sunan Rabbine duâ etmesi gerekmez mi?

Hâsılı dostlar, “Duâlar, tevhid ve ibadetin esrarına numunedir. Tevhid ve ibadette lâzım olduğu gibi, duâ eden kimse de, “Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenâb-ı Hak işitir” deyip Allah’ın Muktedir olduğuna itikad etmelidir. Bu itikad, Allah’ın her şeyi bilir ve her şeye Kadir olduğunu istilzam eder.”

Dipnotlar:
1- Gafir.60, Tirmizi, Gafir. Resulullah. org’tan alınmıştır.
2- Lem’alar, 2. Lem’a, 5. nükte.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*