Dünyanın hayat damarları

Kâinat içinde seçilmiş bir misafirhane olarak yaratılan dünyayı ve içindeki her şeyi, yine seçilmiş bir varlık olan insanın emrine ve hizmetine veren Cenâb-ı Hak, o nimetleri gaflet ve dalâletinden dolayı nimet olarak göremeyen insanlara hatırlatıyor ve “Allah’ın size verdiği nimetleri saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz.” diye îkaz edip, o nimetlere karşı şükürle mukabele etmeye davet ediyor.

Dünyanın dörtte üçünü tuzlu su olan denizlerle tanzim eden Allah (cc), dörtte birini canlıların yaşadığı kara parçaları şeklinde yaratmış. Yedi kıtadan meydana gelen kara parçalarını da çaylar, ırmaklar, dereler ve nehirlerle yaşanır hâle getirmiş. Tarih boyunca insan toplulukları hep ırmak ve nehirlerin etrafında şehirlerini kurmuşlardır. Çünkü, su hayattır. Su olmayan yerde canlılar hayatını devam ettiremezler. Öyleyse, çayların, ırmakların, dereler ve nehirlerin yaratılmaları tesadüfle îzah edilemez. Bediüzzaman Hazretleri, Allah’ın varlık ve birlik delillerini sıralarken onlardan da bahseder. “Şimdi bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara; yerden dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Çünkü, onlara terettüp eden âsâr-ı rahmet olan faydaların ve semerelerin şahadetiyle ve dağlarda bir mizan-ı hâcetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mizan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki, bir Rabb-i Rahîm’in teshiriyle ve iddihariyledir. Ve kaynamaları ise, O’nun emrine heyecanla imtisâl etmeleridir.” (Sözler: 1094)

Dünyanın en güzel ülkelerinden biri olan Türkiye, ırmak ve nehirler bakımından oldukça zengindir. En uzun nehrimiz, 1355 km uzunluğuyla Kızılırmak’tır. Sivas ili yakınlarından doğar, bir çok kolları onda birleşir ve Karadeniz’e dökülür. Suyu en bol olan Fırat Nehri 2800 km uzunluğunda ve 971 km’lik kısmı ülkemiz sınırları içindedir. Dicle Nehri, 1900 km uzunluğunda ve 523 km’lik bölümü ülkemizdedir. Irak sınırları içinde Fırat Nehriyle birleşerek Şattü’l-Arap adını alarak Basra Körfezine dökülürler. Tarih boyunca insanların yaşadığı bilinen Mezopotamya topraklarına her iki nehir hayat katarlar. Bu iki nehir, ülkemiz topraklarında üzerlerine yapılan barajlarla GAP Bölgesinin canlanmasına vesile olmuştur. Ceyhan ve Seyhan gibi daha yüzlerce çayları, ırmakları ve nehirleriyle ülkemiz âdetâ bir cenneti andırır.

Dünyanın bütün ülkelerinde muhtelif isimlerde nehirler vardır ve o ülkelere hayat ve bereket katmaktadırlar. Güney Amerika’nın, suyu en bol nehri Amazon’dur. Su miktarı bakımından dünyada birincidir. Bir kıyıdan diğer kıyısına mesafesi bazı yerlerinde on kilometreyi bulur. Amazon Nehri, 6275 km uzunluğuyla And Dağlarından doğar, bir çok kollarıyla birleşerek nihayet Meksika Körfezi deltasında Atlas Okyanusuna karışır. Kuzey Amerika’daki Mississipi Nehri, 6415 km uzunluğuyla en uzun nehirler arasındadır. Sulama amaçlı kullanımıyla binlerce hektarlık alanlara bereket vesilesi olurken, hem elektrik, hem de nehir taşımacılığı hizmetlerinde değerlendirilir.

Dünyanın en uzun nehri ise, Afrika kıtasının can damarı hükmünde olan Nil Nehridir. 6650 km uzunluğuyla bir çok ülke topraklarını geçerek Dimyat ve İskenderiye sahilinden Akdeniz’e dökülür. Mısır devletinin üzerine inşâ ettiği Asuan Barajı dünyanın en büyük barajlarından biridir. Sulama, elektrik ve taşımacılıkta istifade edilir. Nil, Dicle, Fırat ve Ceyhan nehirleri için hadislerde “ Dört nehir Cennetten geliyorlar” diye haber verilmiş. Bu dört nehir belki birer semboldür. Çünkü, ekser nehirler dahi onlar gibidir. Zira, tarih boyunca aktıkları halde suları tükenmiyor.

Bediüzzaman Hazretleri de, Nil Nehrini örnek göstermiş: “Mısır’ın kumistanını bir cennete çeviren Nil-i mübarek, cenup tarafından Cebel-i Kamer denilen bir dağdan mütemadiyen küçük bir deniz gibi akıyor. Altı aydaki sarfiyatı dağ şeklinde toplansa ve buzlansa, o dağdan daha büyük olur. Halbu ki, o dağdan ona ayrılan yer ve mahzen, altı kısımdan bir kısım olmaz. Varidatı ise, o mıntıka-i harrede pek az gelen ve susamış toprak çabuk yuttuğu için mahzene az giden yağmur, elbette o muvazene-i vasiayı muhafaza edemediğinden o Nil-i mübarek, âdet-i arziye fevkinde, ‘Bir gaybî Cennetten çıkıyor’ rivayeti gayet manidar ve güzel bir hakikati ifade ediyor.” (Şuâlar, 184)

Evet, ırmaklar ve nehirler dahi en büyük nimetlerdendir ve Allah’ın varlık ve birliğine parlak ve kuvvetli şahitlerdir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*