![]()
Eleştirmek, insanların en çok yaptığı işlerden birisidir. Çok severek yaptığı şeylerdendir. İyi ya da kötü, herkes işin bir tarafından tutup kendisinin dışındaki herkesi hallaç pamuğu gibi atmaktadır. Bazen işin dozunu kaçırıp haksız ve insafsız bir biçimde bunu yapmaktadır.
Eleştiri Bir Sanattır
Eleştirmek bir sanattır. Bunu başkalarını düzeltmek, onların daha iyi ve güzele yönlenmesini sağlamak için yapanlar, nasihat edenler daha iyi düşünerek yapmalıdır. Bu işi güzel yapabilmek için eleştirdiği konularda kendisinin düzgün ve disiplinli bir hayat yaşaması önemlidir. Şu yanlıştır diyebilmek için kendisinin o yanlıştan uzak olması güzel bir davranıştır. Kendisi aynı hatayı yapıp dururken başkasını eleştirmesinin bir etkisi olmaz. Eleştiri de boşa gider. “Ayinesi iştir kişinin…” derler ve söylenene itibar etmezler. Karşıdakine etkili olmak için bu hayat disiplininin olması gerekmektedir.
Bir hikaye olarak anlatılır. Bir baba çocuğunun fazla bal yemesinden şikayet eder ve durumu İmam-ı Azam Hazretlerine anlatır ve oğluna nasihat etmesini ister. Büyük imam çocuğa bakar ve kırk gün sonra getirmelerini ister. Kırk gün sonra çocuğu getirirler, çocuğa döner ve evladım bal yeme der. Çocuk peki efendim der ve bal yemeyi iyice azaltır. Bu durum babanın dikkatini çeker ve İmam’a sorar. Efendim, bunu kırk gün evvel de söyleyebilirdiniz. Niçin kırk gün beklediniz?
Önce Kendinde Uygula
Büyük insanın cevabı harikadır. Şöyle der: Balı ben de çok severim ve severek yerim. Bunu nasıl terk edeceğimi anlamak için bu kırk günlük sürede bal yemeyi terk ettim. Onun mümkün olduğunu kendi nefsimde yaşadım. Ondan sonra çocuktan terk etmesini istedim. Çocuk da onun için beni dinledi. Kırk gün önce söyleseydim beni dinlemezdi der.
İnsaf ve Güzel Üslup Şartıyla
İnsanlar tabi ki bazı şeyleri eleştirecekler. Eleştirirken insaf ölçüsünü elden bırakmayacaklar. Eleştirdiği konunun olabilirliğini hesaba katacaklardır. Olmayacak, yapılması mümkün olmayan bir işi başkasından istemek insaf ile bağdaşmaz. Buradaki maksat karşıdakini küçük düşürmek, onu mahcup etmek olmamalı. Bir yanlışın bir hatanın düzeltilmesi şeklinde olmalıdır. Bir dostunuzun sırtında akrep gördüğünüzde, ona sırtında akrep var demek kötü bir şey değildir. Dostunuzu incitmek de değildir. Onun zarar görmesini önlemektir. Bazı yanlışların söylenmesi kötü değildir. Hele onu yapacak olan bundan zarar görecekse onu uyarmak, zarar görmesini önlemek güzel bir harekettir. Bu eleştiriden veya ikazdan kimse gocunmaz.
Eleştirmek ya da uyarmak bir sanattır dedik. Bunu yaparken güzel bir üslup kullanmak önemlidir. Karşıdakini ikaz edeceğim derken kırmamak, utandırmamak, küçük düşürmemek gerekmektedir. Buradaki niyet, bir kimsenin zarar görmesini önlemektir. Onu mahcup etmeye çalışmak değildir. İyi niyetin üslubu da iyi olmalı, iyi niyeti yansıtmalıdır.
İnsanın eti yenilmez, derisi giyilmez, bir güler yüzü lazımdır. Onu da insanlardan esirgememek gerektir diye düşünüyorum. Başka türlü hayat nasıl güzel yaşanır? İnsanın gözü de gönlü de geniş olmalı. İnsan olma şerefine eren birinin hayata dar açıdan bakması ona yakışmıyor. Mademki insan en yüce varlıktır. O yüceliğe layık davranışlar göstermek durumundadır. Yoksa kendini küçültecektir. Öz de söz de güzel olmalı. Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş.