En kısa yol

Esbâbı bırak, hâli o an zevk edeceksin;

Varlıklara bak, Hakk’ı ayân derk edeceksin…

Mevlâ’ya giden doğru, emîn yol arıyorsan;

Sünnet yolunun gayrını hep terk edeceksin!

 

Sebepler dünyâsında yaşayan insan, ister istemez, her işinde sebeplere baş vurmak zorundadır. Aksi halde yaratılış kànûnlarına riâyet etmemiş olur. Böyle bir durumda, Cenâb-ı Hakk’ın lütf ve ihsânı hâriç, muvaffakiyet zor ve enderdir. Gerek dünyâ gerek âhiret işlerinde hedefe varmak için, bu teklîf âleminin îcâplarını yerine getirmek de bir çeşit kulluk görevini îfâ etmek demektir. Zâten İslâmî mânâda tevekkül denilen mefhûm da bunu âmirdir: bütün sebeplere mürâcaatla netîceyi Hâlık-i Âlem’den beklemek…

Fakat, sebeplerin fâil ve muktedîr olmadıklarını bilerek onlara tutunmak, aslında esbâbı terk etmek demektir. Yânî, sonuçları onlar değil, Kadîr-i Mutlak olan Allâh yaratıyor; tıpkı sebep ve vâsıtaları yarattığı gibi… “Ey esbâb-perest gàfîl! Esbâb bir perdedir; çünki izzet ve azamet öyle ister. Fakat iş gören, kudret-i Samedâniyedir; çünki tevhîd ve celâl öyle ister ve istiklâli iktizâ eder. Sultân-ı Ezelî’nin memurları, saltanat-ı Rubûbiyetin icraatçıları değillerdir. Belki o saltanatın dellâllarıdırlar ve o Rubûbiyetin temâşâger nâzırlarıdırlar. Ve o memurlar, o vâsıtalar kudretin izzetini, Rubûbiyetin haşmetini izhâr içindir, tâ umûr-u hasîse ile kudretin mübâşereti görünmesin.”

Cenâb-ı Allâh’a ulaşmanın da sebep ve yolları vardır. Her ne kadar bütün varlıklar, ayrı ayrı, delîl olarak yaratanlarını ta’rîf ediyorsa da, bunun herkes tarafından okunup anlaşılması, görülüp idrâk edilmesi kolay değildir. Ancak lütf-u İlâhîye eren kullara nasîb olmaktadır. Bu bahtiyâr kulların başına nebîler, resûller ve onların açtıkları yolda ilerleyip hakîkati keşfeden velîler gelmektedir. O zevâtın gösterdiği, anlattığı, öğrettiği tarz ve usûlü bizler de uygulayabilirsek, o zaman Hakk’a giden yolları bulabiliriz.

Yolun kısa fakat emîn olanı makbûldür. “İki nokta arasındaki en kısa mesâfenin doğru bir çizgi olduğu” fennî hakîkatince, kısa olanın doğru olması gerekmektedir. Orada maksada ulaşmaya mâniaların bulunmaması lâzımdır. Yol, her türlü tehlikeden de sâlim olmalıdır. Maddî mes’elelerde böyle olduğu gibi mânevî husûslarda da gàyeye ulaşmak için kısa, doğru, engelsiz ve tehlikesiz yol seçilir.

Teklîfe tâbi’ olarak yaratılan insanoğlunun Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına ulaşabilmesi için böyle bir yola ihtiyâcı vardır. Her varlığın Rabbini tanıması için yaratıklar sayısınca hadsiz yollar bulunmaktadır. O’nun hoşnutluğuna götüren yollar da bir bakıma bu kadar sayısızdır. Ancak, denenmiş ve emniyeti bütün yolcuları tarafından tasdîk edilmiş en kestirme ve doğru yol, son Peygamber ve kâinâtın yaradılış sebebi olan Hz. Muhammed Mustafâ’nın (asm) açtığı cadde-i kübrâdır.

Çünkü, “Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var: …Birisi şu kitab-ı kebîrin âyet-i kübrâsı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmdır.” “Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i îmana imam, bütün insanlara hatîb, bütün enbiyâya reîs, bütün evliyâya seyyîd, bütün enbiyâ ve evliyâdan mürekkeb bir halka-i zikrin serzâkiri; bütün enbiyâ hayatdar kökleri, bütün evliyâ tarâvetdar semereleri bir şecere-i nûrâniyedir ki, herbir dâvâsını, mu’cizatlarına istinâd eden bütün enbiyâ ve kerâmetlerine îtimâd eden bütün evliyâ tasdîk edip imzâ ediyorlar.” şeklinde târif edildiği üzere, bizzât Cenâb-ı Hakk’ın irâde ve kudreti ile terbiye edilip yetiştirilen Nebî-yi Zîşân (asm), mükevvenâtı yaratıp tanzîm eden Zât-ı Ulûhiyetin marzî-i İlâhîsini en iyi bilmektedir. O, rızâya erecek en doğru yolu öğrenmiş ve kullanmıştır. Sonucunda, daha dünyâ hayâtında iken Hakk’ın rızâsı ile ve Cennetle müjdelenmiştir. Hem bu konuda Kendisi yalnız değildir. O’na uymayı en büyük bahtiyârlık bilen ashâbı ve ahbâbı ile birlikte bu saâdete ermiştir.

Evet, Hakk’a, hakîkate, Rızâ-i İlâhîye, Cennete ve Cemâlullâh’a erişmenin en kısa yolu, O Habîbullâh’a (asm) uymakla bulunabilir!

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*