EURONUR ÖZEL

Eyüpsultan’daki ağacın devrilmesi bir felaket habercisi mi?

Bazen küçük olaylar ve hadiseler bazı büyük olayların habercisi olabiliyor. Belki bir müjde, belki de bir felaketin geleceğinden dikkatimizi çekebiliyor.

Mesela 6 Şubat depremi öncesinde Eyüp Camisi avizesi kırılıp yere düşmüştü.

Benzer bir olay da geçen günlerde yaşandı. Yine Eyüpsultan Camisi avlusundaki büyük çınar ağacı hiç sebep yok iken birden yıkıldı. O çınar ağacının 556 yıllık olduğu söyleniyor. Bu ağaç İstanbul’un manevi komutanı olan Akşemsettin tarafından dikilmiş. Aynı zamanda fethin bir sembolü idi o çınar ağacı.

İşte bu ağaç yıkıldı. Bu ağacın yıkılması ise mühim bir olayın habercisi olabilir. Belki de yaklaşan bir musibet ve felaketin habercisi.

Bizi bu düşünceye sevk eden şey ise Nurlarda geçen bir anekdot:

“Sobamın ve Feyzi’lerin ve Sabri ve Hüsrev’in iki su bardakları parça parça olması, dehşetli bir musibet geldiğini haber vermiştiler. Evet, bizim en kuvvetli nokta-i istinadımız olan hakikî tesanüt ve birbirinin kusuruna bakmamak ve Hüsrev gibi Nur kahramanından—benim yerimde ve Nurun şahs-ı mânevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından—hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir. Ben kaç gündür dehşetli bir sıkıntı ve meyusiyet hissettiğimden, “Düşmanlarımız bizi mağlûp edecek bir çare bulmuşlar” diye çok telâş ederdim. Hem sobam, hem hayalî ayn-ı hakikat müşahedem doğru haber vermişler. Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz. Vallahi, bu hadisenin bizim hapse girmemizden daha ziyade Kur’ân ve iman hizmetimize—hususan bu sırada—zarar vermek ihtimali kavîdir.(Şualar, s. 619)”

İşte mezkur ifadede geçen sobanın parçalanması ve bardakların durduk yere kırılması ciddi bir sıkıntının habercisi olarak yorumlanmış.

Bu fikirden yola çıkar isek o çınar ağacının devrilmesi de ciddi bir felaketin habercisi olabilir. Zira bu konuda toplum tam da bir felaketi çağıracak boyutlara gelmiş. Bakın şöyle içtimai hayata sanki bir felaket öncesini yaşıyoruz. İmani ve ahlaki hayatta çok büyük yıpranmalar var. Üstelik yaşadığımız felaketlerden de ders almıyoruz.

Bakınız bir Covid süreci yaşadık. O büyük bir felaketti. Ama ders alma oranı çok düşüktü. Çünkü o felaket sonrası ahlak daha da zayıfladı. İnsanlar kendini düzeltecekleri yerde daha da azdılar. Ardından 6 Şubat gibi benzeri pek az görülen bir deprem felaketi yaşadık. Yine toplum düzelme eğilimine gireceği yerde sosyal hayat daha da dibe gitti.

Bu gün ise bakıyorsunuz bir musibeti celp edecek bir yaşantı var.

Bütün bunlar da yeni bir musibet habercisi olabilir.

İşin en kötüsü de şu:

Şayet Eyüpsultan’daki ağacın yıkılması İstanbul üzerindeki manevi kalkanın yıkılması anlamına geliyor ise İstanbul elimizden gidebilir. Emperyal güçlerin İstanbul üzerindeki emelleri hala capcanlı dururken bu sözlerimiz bir ütopya gibi görünmesin.

Ne diyelim:

Allah sonumuz hayretsin.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu