Araştırmacı yazar Atilla Yılmaz: Ezan-ı Muhammedi aslına uygun okunuyorsa, bunda en büyük pay Said Nursî’nindir

Araştırmacı Yazar Atilla Yılmaz, Diyarbakır Diclekent’te “Bediüzzaman ve Talebeleri’’ konulu bir seminer verdi.

Bediüzzaman Hazretleri’nin yaşadığı dönemle ilgili bilgiler aktaran Atilla Yılmaz, Bediüzzaman’ın Osmanlı coğrafyasını ayağa kaldırmak için olağanüstü bir gayret gösteren ve projeler üreten bir kahraman olduğunu söyleyerek, onun Sultan Abdülhamid’e sunmak için hazırladığı  “Medreset’üz Zehra’’ projesinin özgün bir çalışma olduğunu belirtti. Şayet bu proje hayata geçirilebilmiş olsaydı bu gün bu ülkenin olduğu konum dan çok daha ilerilerde olacağını vurguladı. Yılmaz, “Medreset’üz Zehra’nın, İslâm âleminin merkezi sayılabilecek Van ve çevresindeki illerde şubeleri bulunan; Arapça, Türkçe ve Kürtçe lisanlarda eğitim veren, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı, bu gün bile örneği olmayan üzerinde çalışılmış bir eğitim projesi olduğunu, bugün bu memleketin en çok ihtiyaç duyduğu barış ortamının bu projenin hayata geçirilmesiyle mümkündür” dedi. Yaşadığı devirler itibarıyla yönetici kadrolara karşı mesafeli bir duruş sergileyen Bediüzzaman’ın bütün engellemelere rağmen, çağları kucaklayan ve eşsiz bir ilim deryası olan Risale-i Nur Külliyatını te’lif etmeyi başardığını anlatan Araştırmacı – Yazar Atilla Yılmaz, Bediüzzaman’ın, insanımızın imanını kurtarmaya kendisini adayan bir İman Fedaisi olduğunun altını çizdi. Yılmaz ayrıca,  Said Nursî’nin Barla gibi ıssız bir diyarda etrafına topladığı bir avuç kahramanla yeniden bir İslâm medeniyetini inşa ettiğini söyledi. Bediüzzaman’ın Barla ve civarındaki saff-ı evvel talebelerinin hayatlarından ibretli sahneler anlatan Atilla Yılmaz; Bu gün bu memlekette ezan-ı  Muhammedi aslına uygun olarak okunuyorsa, bunda en büyük payın, istibdat-ı mutlak devrine direnen Said Nursî ve Talebelerinindir dedi. Said Nursî ve Talebeleri zehirlenmelere, hapishanelere ve her türlü zorbalığa kahramanca göğüs germeselerdi, İman ve Kur’ân hakikatlerini her türlü olumsuz şartlara rağmen tebliğ etmeselerdi İslâmî yaşanabilir bir coğrafya olmayacaktı diye sözlerini tamamlayan Yılmaz’ın konuşması ilgi ve heyecanla takip edildi.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*