Fikirleri yenemeyen mezarlara saldırır

Bediüzzaman Hazretleri, Eyüp Sultan kabristanını anlatırken, “(…) Bu senin etrafındaki kabristanın, yüz İstanbul, içinde vardır. Çünkü yüz defa İstanbul buraya boşalmış. Bütün İstanbul’un halkını buraya boşaltan bir Hâkim-i Kadîrin hükmünden kurtulup müstesna kalamazsın; sen de gideceksin” der.

Eyüp Sultan kabristanının içinde “yüz İstanbul” olmakla birlikte, çok sayıda Risale-i Nur Talebesinin mezarları da var. Merhum Zübeyir Gündüzalp’den Tahiri Mutlu Ağabeye, Mehmet Emin Birinci’den Mustafa Sungur Ağabeye kadar çok sayıda Nur Talebesi neredeyse yan yana defnedilmiş. Allah’ın rahmeti ve merhameti hepsinin üzerine olsun inşallah.

Geçen gün, Kurban Bayramının hemen akabinde bir ikindi vakti bu kabristanı ziyarete gitmiştim. Başta Nur Talebeleri olmak üzere orada medfun bulunan bütün iman ehlinin ruhlarına Fatihalar gönderdik, kabirlerini ziyaret ettik. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin talebelerinin yan yana bulunan mezarlarını bir defa daha görünce, “Buraya ‘Nurdan Kabirler Caddesi’ denilse yeridir” diye düşündük. Çünkü hepsinin iman ve Kur’ân hizmeti noktasında ayrı bir kahramanlığı var. Hepsinden Allah razı olsun. Amin.

İşte çok yakın zaman önce ziyaret ettiğimiz bu kabirlere, provokasyon olduğu apaçık belli olan bir şekilde ‘saldırı’ düzenlemiş. ‘Kimliği belirsiz kişi’ler, ellerindeki boya tüpleriyle “Nurdan Kabirler Caddesi”nin duvarlarına hakaret içeren yazılar yazarken, ‘ağabey’lerin mezar taşlarındaki yazıların okunmaması için onları da ‘siyah’a boyamışlar!

Bu provokasyonları yapanlara “Dar görüşler, dar düşünceler” deyip geçmekten başka ne yapılabilir ki? “Nurdan kabirler”i ‘siyah’a boyamakla elinize ne geçeceğini düşündünüz? Ahiret inancına sahip olanlar için ne mezar taşları ne de ‘beyaz mermer’ler bir mana taşımaz. Tahrip etmeye çalıştığınız Nur Talebeleri’nin ‘Üstad’larının mezarına sizin ‘üstad’larınızca saldırılmış, Urfa Halilurrahman’daki mezarı parçalamış ve bir meçhule götürmüştü. Peki ne oldu? O saldırı Bediüzzaman’ı unutturdu mu? Unutturabilir mi? “Dar görüşler, dar güşünceler…”

Bu provokasyonları yapan ya da yaptıranlar da bilmeli ki, hiçbir Nur Talebesi böyle provokasyonlardan etkilenmez. Çünkü Risale-i Nur’un mesleği ilimdir, fikirdir, insanları ikna etmeye dayanır. Zaten Risale-i Nur’un fikirlerini cerhedemeyenler, onu ilmen mağlûp edemeyenler ‘mezar taşları’yla uğraşmayı deniyor. Hiç mümkün müdür ki, fikirlerle meydana çıkanlar, provokosyonlara mağlûp olsun? Ne buna ne de benzer provoke hareketlere prim veren kimse çıkmaz inşallah.

Bu vesile ile Eyüp Sultan Kabristanı’nda birbirine yakın yerlere defnedilen “Nurdan Kabirler Caddesi”ndeki Nur Talebelerini (tesbit edebildiğimiz kadarıyla) bir defa daha rahmetle hatırlayalım: Tahiri Mutlu, Zeki Şevkli, Mustafa Sungur, Mehmet Emin Birinci, Suad Ünlükul, Cemile Sungur, Sadullah Nutku, Taceddin Durmuş, Zeynep Münteha Polat, Nezihi Mustafa Polat, M. Zübeyir Gündüzalp, Bekir Berk, Takyeddin Yüce, Celal Yüce, Prof. Dr. İbrahim Canan…

Elbette Eyüp Sultan Kabristanının başka ‘sokak’larında da defnedilen Nur Talebeleri vardır. Bu vesile ile hem onlara hem de kabristandan defnedilen diğer iman ehline de Allah’dan rahmet ve mağfiret dileriz. Önemli olan ‘yerin üstü’ değil, ‘yerin altı’dır. Dünyanın, ahiret için bir ‘tarla’ olduğunun farkında olanlar için ne mezar ne de mezar taşı bir anlam ifade etmez. O mezar taşlarını karalamak isteyen ve Bediüzzaman’a iftira atmak için kabristanı seçenlere bir defa daha hatırlatalım ki, onun dâvâsı öyle küçük karalamalarla perdelenemez. Hem bilsinler ki, bu karalamayı yapmaya çalışanların “ağa”ları, hem de Bediüzzaman hayattayken bu ve benzeri iftiraları atmaya yeltenmişler, ama hiçbirinde muvaffak olamamışlar. Küfrün beli kırıldığı gibi inşallah ‘karalama kampanyaları’nın beli de kırılmıştır ve bir daha dirilmemek üzere cehennemi boylamıştır.

Bir fikir hareketi olan Risale-i Nur’la mübareze etmek isteyen ve fikrine güvenen varsa hodri meydan…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*