Gençlik damarı

Evet, gençlik damarı akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, akıbeti görmez; bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder; bir dakika intikam lezzeti ile katleder, seksen bin saat hapis elemlerini çeker ve bir saat sefahet keyfiyle, bir namus meselesinde, binler gün hem hapsin, hem düşmanın endişesinden sıkıntılarla ömrünün saadeti mahvolur.” (Gençlik Rehberi, s.49)

Evet” kelimesiyle başlayan paragraf cümleleri Risale-i Nur külliyatında çok sık rastlanmaz. Bu kelimeyi paragraf başında gördüğümüzde sonuç veya özet cümlesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle evetle başlayan vurucu cümlelere çok dikkat etmek gerekir. İnceden inceye tefekkür etmek dünya ve ahiretimize faydalı olacaktır.

Gençlik damarı” tanımlaması cay-ı dikkattir. Burada gençliği tanımlarken “damar!” kelimesinin kullanılması sosyo-psikolojik durumla beraber değerlendirmeyi sağlar. Gençliğin olaylara bakışı, huyu, davranışı, iç dünyası gibi manaların damar kelimesiyle özetlendiği görülür.

Akıldan ziyade hissiyatı dinler.” İşte bu kıyaslama son derece dehşetli neticeler verir. Zira bir mukayese yapılır. Terazinin bir kefesinde akıl diğer kefesinde hissiyat vardır. Maalesef çoğu zaman gencin hareketini, davranışını mantığı değil, duyguları belirler. Bu da elem, pişmanlık ve günah kapılarının açılmasına sebep olur.

His ve heves ise kördür, akıbeti görmez.” ifadelerinde gençlik damarının his ve heves üzerine kurulu olduğu ve yaşanan olayların nasıl sonuçlanacağından bihaber olduğu görülür. Bu hareket tarzı hevesatın çekiminden kendini kurtaramaz. Bu da mantığı ikinci plana iterek hatalı karar verme ve yanlış davranışa götürür. “Yanlış hareket” his yoğunluğunun nispetinde kendi dünyasında “Doğru!” hale gelir.

Bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder.” ifadesi kâr-zarar hesabı yapılamadığını gösterir. Hisleriyle hareket eden “Anı yaşar!” sonunu düşünmez. Anlık küçük kâr ile gelecekteki büyük kazanç arasında kalındığında tercih, geçici haz duygusundan yana olur. Yani lezzet söz konusu olduğunda küçüklüğüne bakılmaz. Onu elde etmek için elinden geleni yapar. Bu uğurda hissiyat itici unsurdur. Duygularından sıyrılıp mantıklı bakmaya başlasa o arzudan vazgeçmesi gerekecektir. Dolayısıyla müşahede edilen yanlışlar, yanlış yolda olan gencin hissiyattan kurtulamadığının bir göstergesidir.

Lezzet denilince sadece yeme, içme ve gezme gibi faaliyetler kast edilmez. Bediüzzaman’ın daha geniş bir lezzet tanımı yapması ve sade örnekleri mevzuyu bütün yönleriyle anlamamızı kolaylaştırır. “Bir dakika intikam lezzeti ile katleder, seksen bin saat hapis elemlerini çeker.” örneğinde olduğu gibi “intikam lezzeti” nazara verilir.

Bu arzu öyle menhustur ki insana daha dünyadayken “cehennemvari bir hâli” yaşatır. “Bir dakika intikam lezzeti ile katleder, seksen bin saat hapis elemlerini çeker.” misali son derece manidârdır. Bir insanı öldürmek anlık bir karardır. Birkaç saniyelik intikam lezzetinin sonu ömür boyu hapishanede yaşanacak elemlerdir. Helalleşme imkanı da olamayacağına göre hesap gününde de çetin bir azap olacağı muhakkaktır. Bir hiç uğruna iki cihanın da heba edilmesi intikam lezzetinin menhusluğunu haykırır.

Üstadın “Bir saat sefahet keyfiyle, bir namus meselesinde, binler gün hem hapsin, hem düşmanın endişesinden sıkıntılarla ömrünün saadeti mahvolur.” ifadesi de ibretlidir.

Evvela “Sefahet keyfi” de cay-ı dikkat tanımlamadır. Haram zevklere dalanlar zahiren keyiflenseler de ayılmalarıyla birlikte lezzetin yok olması kaçınılmazdır. Dimağını bu sefahet keyiflerine odaklayanlar, gazetelerin üçüncü sayfa haberi olmaktan kurtulamazlar. Bu keyiflerin çoğu mezarda, hapiste veya hastanede biter. Hayatta kalsa bile düşman kazanmış ve sürekli tetikte olmasının da tesiriyle saadeti kaçacak ve psikolojisi bozulacaktır.

Özetlenen yukarıdaki tabloya bakıldığında haram lezzet ve keyiflerin insanın her iki cihanını da kararttığını müşahede edebiliriz. O halde bu keyif ve lezzetlere sosyal medyanın, reklamların ve ehl-i dalaletin özendirmesine ve teşvik etmesine itibar edilmemelidir. Risale-i Nur şahs-ı manevîsi en önemli sığınak olarak görülmeli. Bu fırtınalı zamanda bu sığınağın mutluluğunu, huzurunu, şükrünü yaşamalıyız vesselâm…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*