EURONUR ÖZEL

Gençlik Nimeti

Özel Makale / gençlik

“Gençleri imana ve İslâmî hayata hazırlamak için heyecan ve aşkla donatmak gerekir. İdeal bir gence yakışan, olgun ve şuurlu bir Müslüman olmaktır. Bunun için de ilim ve imana çalışmak, hayatını İslâm’ın yüce prensiplerine göre yaşayıp, gençlik günlerini boşu boşuna kaybolmaktan kurtarmak gerekir.

İslâm büyüklerinin hayatı ve hatıraları, genç nesiller için en güzel rehberdir. Hayatın fırtınalı ve dağdağalı hadiseleri içinde bu rehberler ışıklı deniz fenerleri gibi aydınlık verirler.”

Zübeyir Gündüzalp’in Gençlik Rehberliği

Yukarıdaki ifadeler, Merhum Zübeyir Gündüzalp’in gençlere verdiği öğütlerden, altın prensiplerin içinden alınmıştır. O, şu felaket asrının uçsuz bucaksız dalgaları ve fırtınaları ile sarsılan gençliğin önünde harika bir deniz feneridir. Ermenek gibi yalçın dağların arasından kopup gelen bir yardım çığlığıdır.

Gençliğin Zirveleri ve Riskleri

Gençlik, şaha kalkmış duygular taşır, başından dumanın ve rüzgârın eksik olmadığı başı dik dağları andırır. Ulaşılması zordur. Ulaşıldıktan sonra orada kalması da zordur. Dikkatli kullanılmaz ise fırtınanın ve soğuğun esiri olmak da vardır. Üşütür, ağlatır, çığ olup gelir kolunu kanadını kırar.

Bu riskleri ortadan kaldıracak olan iman dolu bir hayat, yüksek idealler ve o zirve noktalara ulaşmak için heyecan ve aşk dolu bir hayat yaşamaktır. İdealler insanı peşinden sürükler. Boşa harcanacak zaman bırakmaz. Hayatın her dakikası dolu dolu yaşanır. Mükemmel bir imanın aynasında kâinat seyredilir. Başıboşluktan ve abesiyetten kurtulur ve her varlık bir mana kazanır. Tesadüfün oyuncağı olmaktan çıkar. “İman hem nur, hem kuvvet” olarak onun dünyasını aydınlatır. Her şey karanlığın girdabından çıkıp ışığın şefkatli kucağına oturur. Bundan sonra hedef artık görünmektedir. Karanlıkta kalan bir şey yoktur.

İman kuvvettir. Onun bileğini bükmeye çalışan tembelliğin, nemelazımcılığın, boş vermişliğin, eğlencelerle günü törpülemenin yol bularak onun dünyasını mahvetmesine imkân yoktur. Bütün hissiyatı ile Rabbine bağlanan bir insanın başka şeylere bağlanmaya ihtiyacı yoktur. O’nu bulan her şeyi bulmuştur. O’nu kaybeden neyi bulacaktır? Ancak başına bela bulur. Sarsılmaz bir iman ile Rabbine dayanan, deli rüzgâr ne taraftan eserse essin ona zarar veremez. Kaptanı Nuh olan geminin batma ihtimali yoktur.

Gençlikteki iman sümbül gibidir. Hem göze hem gönüle hitap eder. Görüntüsü ve kokusu hem gözü hem de gönlü doyurur. Tevazu ile sümbül gibi boynunu büker. Rabbinin emrine karşı hep boynu büküktür. Tevazu göstereni ise Allah yüceltir. Onun için sümbülün yeri yüce dağların etekleridir. Önce kendi imanını kurtaran, sonra da başkalarının imdadına koşacak bir gençlik, memleketin en önemli ihtiyacıdır.

Böylesine yüce bir gaye uğruna bir ömür harcamaya değmez mi?

Ali Sarıkaya

Adana'nın Saimbeyli İlçesi Çeralan Köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve Liseyi Konya İHL de okudu. 1976 da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. Milli Eğitimin çeşitli okullarında öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Osmaniye'de yaşamaktadır. Osmaniye'de yerel… Devamı »

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu