Hafız Ahmed Karaca ve Milaslı Halil İbrahim Çöllüoğlu

alt

Vefat yıldönümleri münasebetiyle…

Kudsî Nur dâvâsı içinde Bediüzzaman Hazretlerine yol arkadaşlığı yapmış iki nurlu simadan bahsedeceğiz.

Üstada talebe olma şerefine mazhar olmuş bu iki saff-ı evvel Nur Talebesinden birisi Muhacir Hafız Ahmed Karaca, diğeri ise Milaslı Halil İbrahim Çöllüoğlu’dur.

İkisi de, ayrı tarihlerde olmakla beraber aynı günde, yani 1 Temmuz’da Rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur.

Cenâb-ı Hak’tan Aziz Üstad’ın ve o iki talebenin şefaatlerine nâil olma iştiyakıyla, nur-u Kur’ân hizmetlerinin yanı sıra, öne çıkan bazı husûsiyetlerini aktarmaya çalışacağız.

Hafız Ahmed Karaca

Üstad Hazretleri Barla’ya ilk teşrif ettiğinde evinin kapısını açarak onu misafir eden Hafız Ahmed Karaca’ya, Osmanlı zamanında dedelerinin Rumeli’den göç etmesiyle başlayan hayat yolculuğunun son durağı olmuştu Barla…

1894 yılında Barla’da dünyaya gelmiş, göçmenliklerinden dolayı da ‘muhacir’ unvanıyla yâd edilmiştir.

Barla’da Yokuşbaşı Mescidi’nde fahrî imamlıkla iştigal eden Hafız Ahmed, Üstad’a Barla hayatında talebe olmuş, böylelikle Nurun etrafında hâlelenen bahtiyarlar kervanına dahil olmuştur.

Nur Risaleleri’nde isminden ve hizmetinden bahisler bulunan Hafız Ahmed Karaca için bir mektupta Üstad Hazretleri şunları ifade eder:

“Barlalı Muhacir Hafız Ahmed Efendinin bana karşı ettiği hizmet çok kıymetlidir. Gurbet ve nefiy [sürgün] zamanımda, kardeşimden daha ziyade şefkat ve fedakârlık göstermiştir. O zat, çoluk çocuğuyla, lâyık olmadığım öyle samimî, hasbî bir hürmet etmiştir ki, eğer muktedir olsaydım bin altın mükâfat verirdim. Yalnız elimden bu gelir ki: Dergâh-ı İlâhîde niyaz ederim ki, Cenâb-ı Hak onu çoluk çocuğuyla, dünya ve ahirette mes’ud etsin…” (Barla Yılları, Barla Platformu, İstanbul-2008, s. 33)

Bir diğer mektupta ise Üstad Hazretleri, Hafız Ahmed Karaca için şunları söyler:

“Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadakatle bana hizmet eden; ve evlâd ve ahfad ve refika ve damatlarıyla Nurlara ciddî çalışan; ve ders ve vaazlarını bütün Nurlardan veren; ve vefatından on dakika evvel dünyaca en ehemmiyetli vasiyeti, kendinin Nur Risalelerini tekmil için Şamlı Hafız’a rica eden (…) merhum Muhacir Hafız Ahmed’in (rh) dünyadan göçmesi, aynen Abdurrahman gibi beni çok sarstı, ağlattırdı.” (Emirdağ Lâhikası, s. 147)

1 Temmuz 1948 yılında Barla’da Rahmet-i Rahman’a kavuşan Hafız Ahmed Karaca’nın mezarı Barla Kabristanındadır. Allah şefaatine bizleri de mazhar kılsın inşaallah.

Halil İbrahim Çöllüoğlu

1897 yılında Milas’ta dünyaya gelen Halil İbrahim Çöllüoğlu ‘Milaslı İbrahim’ olarak bilinir. Nurun satır aralarında ‘Milaslı Halil İbrahim’ olarak geçer.

Milas’ta han işletmeciliği yapan Halil İbrahim, Nurları ve Üstad Bediüzzaman’ı tanıdıktan sonra, kendine ait işyerinde her gelen insana Üstad ve Risale-i Nurları anlatır ve bu yönüyle de bilinirdi. Cesur yürekli ve bir o kadar da sadakat vasfıyla Nurlara hizmet etmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri onun için şu ifadeleri kullanır:

“Milaslı Halil İbrahim, hakikaten Risale-i Nur’un demir gibi metin ve sarsılmaz bir şakirdidir. O kasaba onunla iftihar etmeli.” (Emirdağ Lâhikası, s. 55)

Nurlara ve Üstada gösterdiği sadakat, Üstadla birlikte medrese-i yusufiye olarak telâkki edilen Eskişehir hapsine kadar girmesine vesile olur.

Üstadın Eskişehir hapsi müdafaaları sonucu beraat eden Halil İbrahim Çöllüoğlu için Üstad Hazretleri şunları da söyler:

“Sadakati harika olduğu gibi, cesareti de o nisbette olan Halil İbrahim’in (rh) doğrudan doğruya benim adresime gönderdiği tebrikini aldım. Onu ve Nur’un dikkatli avukatı başta olarak onların umumuna selâm ve bayramlarını tebrik ederiz.” (Emirdağ Lâhikası, s. 84)

1956 yılının 1 Temmuz’unda Rahmet-i Rahman’a kavuşan Milaslı Halil İbrahim Çöllüoğlu’nun mezarı Milas asrî mezarlığında bulunmaktadır.

Mezar taşında ise şu ifadeler bulunmaktadır:
“Arz-u hâl için sultana geldim
Sâilim, lütf-u ihsana geldim
Bildim ki varlık perdedir Hakka
Ref edip âni cânana geldim.”
Aynı zamanda şair ruhlu olan Halil İbrahim’in bir çok mersiyesi de bulunmaktadır.
Vefat yıldönümü münasebetiyle rahmet ve mağfiret niyazıyla…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*