![]()
İnsan beraberce yaşamaya muhtaç sosyal bir varlıktır. Allah tarafından yalnız yaşasın diye yaratılmadı. İnsanı ünsiyet kuran, iletişim bağlarını tesis eden, dostluğa muhtaç bir varlık olarak yarattı. Dolayısıyla dostluk; hayatın süsü değil, kısaca hayatın özü, hayatın en önemli taşıyıcı kolonlarından biri olarak kabul edilir.
Hazreti Peygamber (SAV) ; “Kişi, dostunun dini üzerinedir. Öyleyse kiminle dostluk kurduğunuza dikkat ediniz.” buyurdular. Buna göre dost edindiğinizin akibeti, sizin de sonunuz olabilir.
Gerçek Dost
Gerçek dost; bedene can veren bir ruh gibidir…
Güneşte de yanındadır, karanlıkta da içindedir.
Eğilsen de, doğrulsan da, düşsen de, ayağa kalksan da o hep peşinden gelir, seninle beraber olur, seni terk etmez. Zira o; asla hiyânet etmez ve aldatmaz, gönülden bir dost, bir sevgilidir.
Dost seni överken değil, uyarırken de dürüsttür. Arkandan konuşmaz, yüzüne söyler. Sen yükselince kıskanmaz, düştüğünde de ezmez. Dostluklar zamanda değil, ama zaman dostlukları ayıklar.
Herkes alkışlarken seninle yürüyen çok olur;
ama yol daraldığında, sesler kısıldığında, hava sükunete erdiğinde; gerçek dost konuşmadan anlaşılır. Seni sorgulamaz, yargılamaz, daima güvenir ve hakkını teslim eder. Zira o, içi ve dışı birdir, açıktır ve nettir, her zaman samimidir.
Gerçek dost;
Düştüğünde “Neden Düştün?” demez.
Elini uzatır, seni ayağa kaldırır, dik durmana sened olur.
Gerçek dost;
Kaybettiğinde hiçbir zaman, “Ben Demiştim” demez. Dünyalık adına kaybetse ve zararına olsa bile; bir şehinşah gibi cesaretle ortaya atılır, sana sırt olur, maddesiyle manasıyla destek olur, yanında durur, teselli eder…
Çünkü o; daha önce senin öz varlığını keşfetmiş, samimiyetine inanmış, sana güven duymuş, mahiyetini idrak etmiş bir candır.
Gerçek dostluklar;
çıkarlar üzerine değil, yüreklerde kurulur, mana ile şahlanır, zirveye çıkar.
Zira her şeyi maddede arayanların ve görenlerin maneviyat tarafı tamamen kördür. Oysa gerçek varlık ve insanlık manadadır. Sevgi, rahmet, mülâyemet, şeref, itibar, gayret, namus ve daha nice manevi değerler ve varlıklar gibi…
Günümüzde menfaat üzerine dostluklar çabuk kurulur, ama kolay da dağılır. Çünkü bunlar az emek, beklentisi çok dostluklardır.
Erkenden bu tip dostlardan kopmak ve onlardan hızla uzaklaşmak, insana daha çok kâr getirir.
Menfaat üzerine çarhı dönen muhabbet ve dostluklar, yaz güneşinin altında bulunan kar taneleri gibi erimeye ve yok olmaya mahkumdur.
Her ne hususta olursa olsun, böylesi menfaatperest insanlarla dost olmak, sonu hep hüsrandır ve buzlar üzerinde de koşmak kadar tehlikelidir.
Kendini merkeze koyup öne alan, herkesin etrafında dönmesini bekleyenlerden de gerçek dost olmaz.
Gerçek dost;
Öğünmek için değil, anlamak için yanınızda durandır. Ve hem sevincini ve hem de kederini paylaşabilendir.
Gerçek dost;
gölge gibi, serâp gibi hemen zail olup kaybolan, senden yüzünü kaçırıp görmezlikten gelen, sırtını dönüp kaçan değil; yeri geldiğinde hak ve hakikât uğruna sana göğsünü siper edip, fedâ-i olabilendir.
Gerçek dost;
varlığıyla cesaret ve güven verir insana, yokluğuyla da üşütür, özlem ve hasret içinde bırakır. Bu bakımdan dostlukların devam edebilmesi ve bağların güçlü kalabilmesi için; emek, yakın ilgi ve alaka lâzımdır. İhmal eder uzak durursan sessizce kaybolur.
Gerçek ve sahte dostluklar;
ancak tecrübelerle mihenge vurulur ve anlaşılabilirler.
Hani deniliyor ya, “Düş de gör dostunu!”
Hasılı kelâm; gerçek dostluklar ve hakiki sevenler; sen düşerken, haksızlıklara maruz kalırken, sıkıntılar yaşarken; kahraman olup ortaya çıkarlar ve dertlerine deva, sıkıntılarına çare ve herşeye rağmen sana sıcak kucaklarını açarlar.
Sevgili kardeşim!
Varlık ve bollukta iken, sağlık ve afiyette iken, etrafında pervane olanların, gülücükler dağıtanların samimiyetlerini hiç test ettin mi? Gerçek veya sahte dost olduklarını ferasetinle çözüp, tesbit edebildin mi?
Vicdanınızın pusulası, ruhunuzun dinginliği olsun.
İnsanlığın sağduyusunda ve yarınların aydınlık şafağında buluşmak dileğiyle;
Hakiki, gerçek dostlara selâm olsun!